Kızımın okulu Tevfik fikret'de Öğretmenler Günü vesilesi ile küçük bir tören düzenlendi Cuma günü... Esasında veliler net olarak davet edilmemişti, kendi aralarında bir tören idi ama kızım 1 ve 2. sınıfların yer aldığı bir koroda olduğu için tabii ki uçtum...
Yine sürprizlerle dolu idi tören, çocukların sundukları yanında öğretmenler mini bir tiyatro hazırlamışlar pek bir eğlenceli, konusundan bahsedeyim; olay sokakta geçiyor bir Fransız geliyor polise Fransızca birşeyler soruyor, polis da yardım etmek için çırpınıyor ve etraftaki insanlardan yardım istiyor. Sokaktaki herkes bir şekilde okulda Fransızca okumuş ancak hiçbiri konuşamıyor, Fransız kadın çırpınıyor, etraftakiler çırpınıyor ama sonuç yok... Oyunun sonunda da işte aşağıdaki şekilde müzikli danslı bir mesaj iletiyorlar çocuklarımıza; istediğin kadar dil öğren konuşamadıktan sonra anlamı yok, esas olan insanlarla iletişim, ne hoşbir mesaj değil mi?
Her törende öğretmenlerin bir rol alması (hatırlayacaksınız Cumhuriyet Bayramında yine öğretmenler ve liseli gençler birlikte yapmıştı Cumhuriyet Oratoryasını)çocuk-öğretmen etkileşimi açısından çok hoş,izleyin bakın çok keyif alacaksınız...
Vee aşağıdaki de kızımın da için de yer aldığı koro, tanımayanlar için hemen solda mavi ayakkabılı, tavşan kulak saçlı olan benim Deniz'im....
Bu arada tüm öğretmenlerimizin bu özel gününü kutluyorum....Tüm öğretmenlere sevgilerimi iletiyorum buradan...
24 Kasım 2007 Cumartesi
23 Kasım 2007 Cuma
Yaş yolun yarısı (mı acaba??)
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder
Dante gibi ortasındayız ömrün
Delikanlı çağımızdaki cevher
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün
Gözünün yaşına bakmadan gider
Demiş Cahit Sıtkı Tarancı ama Allah’dan onun gibi düşünmuyorum:-)))
Yolun yarısı fikri berbat bir fikir, herhalde sıkıtılı bir zamanında yazmış şair, ben ise hayatı,her yaşı “yaşanılacak, öğrenilecek tatlı ve tuzlular olarak algılıyorum”. Felsefem her zaman pozitif olmaya çalışmak... Hayat bir okul gibi bana göre, güzel günler zaten güzel ama başımıza gelen üzücü nahoş şeyler ise bir sınav bence... İşte işin özü burada, sınavı başarıyla vermek veya verememek... Yani ben başıma gelen üzgün olayları “vah bu benim başıma niye geldi” diyenlerden değilim... Bu tip olaylara sabırla göğüs gerip hakkından gelmeye çalışıyorum, mutlaka bu olayın başıma gelmesinde bir sebep var diye düşünüyorum... (daha doğrusu düşünmeye çalışıyorum) Dönüp baktığımda yaptığım şeylerden duyduğum hiç bir pişmanlık yok, sadece ve sadece olaylardan çıkartılan sonuçlar var. Doğru yaptığım şeyler için kendimle gurur duyarken yaptığım yanlışlardan da ders alıp gelecek için bunları düzeltmeyi felsefe edindim kendime...
Eşimle bir araya gelip dışarı çıktığımızda hep aynı şeyi düşünüyoruz, hala kendimizi üniveriste yıllarımızda olduğu gibi hissediyoruz, Geçenlerde Rahmi Koç’un getirttiği Leonarda da Vinci’nin orijinal tasarımlarını yaptığı makineler sergisi için ODTU’deyiz Eray ile gündüz vakti, şöyle söylüyorum Eray’a “ya etrafımız öğrenci dolu ve biz onlardan en az 15 yaş büyüğüz, ama öyle hissediyormusun peki?” Aynen şöyle cevaplıyor eşim “ Aaaa öylemi o kadar büyük müyüz ya, ben kendimi onlar gibi hissediyorum” Gülmekten yerlere yatıyoruz, insanın gerek aile ortamı gerekse arkadaş çevresi de enerjisini azaltabiliyor veya arttırıyor, Allah’dan benimkisi arttıran cinsten...
Bugün önce anneme babama teşekkür edeceğim bana bu hayatı bahşettikleri için, onlar beni aramadan ben onları arayacağım... Gün içinde bir sürprizim var, kızım koroya seçilmiş, yarın ki öğretmenler günü için minik bir kutlama olacak okulda onu izleyeceğim... Akşama "Kerem Görsev Trio St Petersburg Project" programındayız Caz festivali kapsamında... Çıkışta da bakalım ne sürprizim olacak kocişkomdan!
Şiirle başladık, şiirle bitirelim yine Cahit Sıtkı’dan..
YAŞIM İLERLEDİKÇE
Yaşım ilerledikçe daha çok anlıyorum
Ne büyük nimet olduğunu ah ey güzel gün
Boş yere üzülmekte mana yok, anlıyorum
Kadrini bilmek lazım artık her açan gülün
Şükretmek türküsüne daldaki her bülbülün
Yanmak da olsa artık aşk ile yaşıyorum
İyi ki doğdum beeennnn!!!!!!!!!!!
Dante gibi ortasındayız ömrün
Delikanlı çağımızdaki cevher
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün
Gözünün yaşına bakmadan gider
Demiş Cahit Sıtkı Tarancı ama Allah’dan onun gibi düşünmuyorum:-)))
Yolun yarısı fikri berbat bir fikir, herhalde sıkıtılı bir zamanında yazmış şair, ben ise hayatı,her yaşı “yaşanılacak, öğrenilecek tatlı ve tuzlular olarak algılıyorum”. Felsefem her zaman pozitif olmaya çalışmak... Hayat bir okul gibi bana göre, güzel günler zaten güzel ama başımıza gelen üzücü nahoş şeyler ise bir sınav bence... İşte işin özü burada, sınavı başarıyla vermek veya verememek... Yani ben başıma gelen üzgün olayları “vah bu benim başıma niye geldi” diyenlerden değilim... Bu tip olaylara sabırla göğüs gerip hakkından gelmeye çalışıyorum, mutlaka bu olayın başıma gelmesinde bir sebep var diye düşünüyorum... (daha doğrusu düşünmeye çalışıyorum) Dönüp baktığımda yaptığım şeylerden duyduğum hiç bir pişmanlık yok, sadece ve sadece olaylardan çıkartılan sonuçlar var. Doğru yaptığım şeyler için kendimle gurur duyarken yaptığım yanlışlardan da ders alıp gelecek için bunları düzeltmeyi felsefe edindim kendime...
Eşimle bir araya gelip dışarı çıktığımızda hep aynı şeyi düşünüyoruz, hala kendimizi üniveriste yıllarımızda olduğu gibi hissediyoruz, Geçenlerde Rahmi Koç’un getirttiği Leonarda da Vinci’nin orijinal tasarımlarını yaptığı makineler sergisi için ODTU’deyiz Eray ile gündüz vakti, şöyle söylüyorum Eray’a “ya etrafımız öğrenci dolu ve biz onlardan en az 15 yaş büyüğüz, ama öyle hissediyormusun peki?” Aynen şöyle cevaplıyor eşim “ Aaaa öylemi o kadar büyük müyüz ya, ben kendimi onlar gibi hissediyorum” Gülmekten yerlere yatıyoruz, insanın gerek aile ortamı gerekse arkadaş çevresi de enerjisini azaltabiliyor veya arttırıyor, Allah’dan benimkisi arttıran cinsten...
Bugün önce anneme babama teşekkür edeceğim bana bu hayatı bahşettikleri için, onlar beni aramadan ben onları arayacağım... Gün içinde bir sürprizim var, kızım koroya seçilmiş, yarın ki öğretmenler günü için minik bir kutlama olacak okulda onu izleyeceğim... Akşama "Kerem Görsev Trio St Petersburg Project" programındayız Caz festivali kapsamında... Çıkışta da bakalım ne sürprizim olacak kocişkomdan!
Şiirle başladık, şiirle bitirelim yine Cahit Sıtkı’dan..
YAŞIM İLERLEDİKÇE
Yaşım ilerledikçe daha çok anlıyorum
Ne büyük nimet olduğunu ah ey güzel gün
Boş yere üzülmekte mana yok, anlıyorum
Kadrini bilmek lazım artık her açan gülün
Şükretmek türküsüne daldaki her bülbülün
Yanmak da olsa artık aşk ile yaşıyorum

İyi ki doğdum beeennnn!!!!!!!!!!!
22 Kasım 2007 Perşembe
nazar boncuğu :-)

Az önce geldim her gün düzenli gittiğim fitness salonundan... Sporumun başında koşu bandındayım, fitness hocamız geldi yapıştı koluma, ne oluyor derken bir baktım "düzenli gelenlere nazar boncuğu" dedi gülümseyerek... Arkadan bir ses "hocam o az olur, Nazlı Hanım'a çift takmanız lazım" dedi; acaip keyiflendim ben de bu durumdan tabii... Daha bir hevesle yaptım sporumu, eee ne de olsa ödül-teşvik mekanizması biz büyüklerde de işliyor...
Çok mutlu başladım güne bugün, yarın otuz beşimi bitirirken bedenim zindeee, ruhum zindee gel otuz beş gel korkmuyorum senden!!!
18 Kasım 2007 Pazar
11. Ankara Caz Festivali
|
15 Kasım - 27 Kasım Anakara'da 11. caz Festivali kutlanıyor, kaçar mı benden kaptım hemen 2 bilet bana göre en favori 2 aktiviteye... Bir tanesi Kerem Görsev Trio 23 Kasım'da gideceğiz, diğeri ise kapanış konseri Ladysmith Black Mambazo, biyografisini merak edenler buraya tıklasın...
Ankara'lılar kaçırmasın derim program çok keyifli....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)