ailem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ailem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2009 Pazar

Pazar keyfimiz...

Ankara da gerek benim gerekse Eray'ın favori mekanı Turta'yı tanıtacağım size....


Çok az kişi biliyor sanıyorum, çünkü inanılmaz kuytu bir yerde, medyada deseniz adı hiç yok... İhtiyacı da yok çünkü tanıyan müdavimleri yetiyor...

Ümitköy'de bulunan butik bir cafe burası, küçük bir dublex villa. Her şey ev yapımı, iç mekanında sadece 5-6 masa, bahçesinde ise 7 masası var.

Menü sınırlı, tuzlulardan poğaça, açma, simit ve bir kaç çeşit daha ile tatlı olarak ise çeşit çeşit cheese cakeler, mevsim meyvesine göre pastalar ve kurabiyeler var. Geçmişiizde pastacılık olduğundan faklı ve iyi lezzetleri biliriz; şu ana kadar yediğim her şey inanılmaz lezzetli idi, belli ki kullanılan iç malzeme en iyisiden. Her an taze çay mevcut. Atmosferi ise insanın ruhunu okşuyor... Akşamları sadece saat 21.00 e kadar açık. Özel günlere yönelik ön sipariş de alıyorlar..

Kışın pek takılmıyoruz ama havalar ısınır ısınmaz aklımıza ilk gelen yer burası...

Bugün öğleden sonra attık kendimizi, mis gibi havada çay keyfi yaptık, ben bademli çilekli bir pasta, Eray ise limonlu cheese cake yedi, hımmm ikisinde birbirinden güzel...

Bu arada çocuklu ailelere de hitab ediyor mekan, zira bahçesinden minicik bir kapı ile bir parka çıkılıyor, biz keyif yaparken Deniz de mini spor aletleri ile kendince eğlendi...


Var mı mutlu bir aile gibisi, eşim çocuğum, güzel hava, enfes lezzetler daha ne bekler ki insan hayattan?


Ankara'lılara tavsiye ederim, yolu düşenler mutlaka uğrasın, nefis çay saatlerinin keyfine varsın...

18 Mart 2009 Çarşamba

Son bir hafta...

Son bir haftamız biraz sağlık sorunlarıyla geçti...

Annem geçen Perşembe diz kapağından bir ameliyat geçirdi, son bir yıldır çok sıkıntıya düştüğü bu problemden bu yolla kurtuldu (umuyoruz kurtuldu) Benim annem gibi son derece faal bir kadının genç yaşında eve kapanması olası bir şey değildi; bir gün Tunalıya inemesin morali bozulup ruhu çöküşe geçen bu kadına evlatları olarak seferber olup en iyi doktorları bulup geçen hafta soluğu Çankaya hastanesinde aldık.

Bu arada eş zamanlı babamın yaşadığı kalp sorunları ile cumartesi anjioya girdi, damarların açık olması (hayret bir şekilde!) hepimizi sevindirdi; ancak kalp duvarının normalden kalın olması durumu ile önümüzdeki günler biraz daha tetkiklerle uğraşılacak. anti paratntez oktor bu durumun ırsi bir şey olduğunu; bu anlamda ısrarla çocuklarında eko bilmem ne (yeni çıkan adını şu anda unuttuğum cihaz) cihazına girmemiz gerekliliğini iletti. Haydi bakalım anne babayı iyileştirelim sonra kendimize bakacağız....

herkes hasta olur, benim kızım geri kalır mı? Hafta sonu garibim bir gribe yakalndı, pazartesi salıyı evde geçirdi, bugün ilk kez okula gitti....

Anne baba sorunlarındaki kardeş seferberliği (yani benim çocuğumun yaşayamayacğı bir şey:-((( )inanılmaz işe yarıyor, herkes işin bir ucundan tutuverdi mi zor ve sıkıntılı süreçler çabucak geçiyor. İşte 1 haftası geçti bile...

Annem hızla iyiye doğru gidiyor, amma velakin grip evde kol geziyor, annem ve anneme bakan yardımcı kadıncağızda sürekli aksırık tıksırık halinde şu anda, haydi hayırlısı...

Son 1 haftayı böyle geçirdik, biraz yoğun biraz sıkıntılı. Hafta sonu ise hızlı, yoğun ve eğlenceli geçecek. Cumartesi kurslarından sonra buradayız.. arkadas olarak da fuardayız....

cumartesi akşamı bol alkol içeren fasıl programımızı yaptık, sıkıntılı günerin acısını çıkaracağız...

pazar eray cım da evde, biraz bezme, biraz gezme, offf çabuk gelsin şu hafta sonu iple çekiyorrrruuuummmm....

21 Mayıs 2008 Çarşamba

Bir kaç güzel resim

Anneler günü kahvaltımız... Mekan Park Caddesi/Özsüt

Ailemizin en büyük annesi babaannem ve yardımcısı Gül teyze...

Canım kızım ve yeğenlerim...

Çok sevdiğim ablalarım (Aslında yengelerim ama "yenge" kelimesinden nefret ettiğim için ablalarım)

9 Aralık 2007 Pazar

Hafta Sonumuz

Oldukça yoğun bir hafta sonu geçirdik. Ne zaman Deniz'den büyük çocuğu olan birisi ile konuşsam hep ilkokul yıllarında hafta sonlarının doğum günleriyle geçtiğinden söylerler. Hakikaten de durum öyle galiba, zira bizde de başladı doğumgünleri; Cumartesi gününe iki doğum günü düştü, biri sınıftan arkadaşı diğeri de tenisten...

Hal böyle olunca Eray Cumartesi günü ben Fransızca kursunda iken Deniz'i ilk doğum gününe bıraktı.. Kurstan sonra ben de uçarak gittim Taycan'ın doğum gününe (süper anne ruhu var ya bizde:-))) kaçırmayız hiç bir etkinliği... )

Geçenlerde çocuk gibi de yazmış idi ve ben de onu tamamen onaylamış idim. Aslında benim kızım da çok fazla yoğun animasyonlu doğum günlerinden hoşlanmıyor. Takip ettim; kimi oyunlara katılıyor, kimlerine katılmıyor... Deniz de biraz değişik bir kız çocuğu, mesela tüm çocukların bayıldığı balon oyunlarından hoşlanmıyor çünkü balon patlayacak diye ödü kopuyor! Eh balonsuz da parti mi olur diyeceksiniz, vallahi siz de haklısınız... Ama ne yapayım sevmiyor işte... Sonra müzik eşliğinde dans etmeyi de sevmiyor. Tabii benim bloğumda yazdığım "Shakira Deniz" yazımı okuyanlar, Nazlı pes yani dansı sevmeyen çocuk bu mu diyecektir ama vallahi hayatında yaptığı tek dans o işte.. Zaten yazımda da yazmıştım nasıl şok olduğumu Deniz'i görünce öyle...

Neyse konuyu dağıtmayalım aslında kızım bu doğum günlerinde an geliyor eğleniyor, an geliyor bakıyorum sessiz sessiz bir köşede oturuyor. Ben şimdiye kadar doğum günlerini İstanbul da oturduğumuz sitenin kamelyasında yaptım, tam yanında da çocuk parkı vardı, salıyorduk çocukları kendi haline; vallahi çok daha fazla eğleniyorlardı...Yani bizler hem kendi ayakları üzerinde duran çocuk yetiştirelim derken, bir yandan onları doğum günlerinde bile doğal ortamlarına bırakmayıp bir lidere teslim ediyoruz! Tabii herkes böyle yapınca sistemin içine giriveriyorsunuz, bakalım biz nasıl yapacağız bu sene; görünen o ki doğum günleri hep böyle animasyonlu kutlanıyor.

Taycan'ın doğum gününde sınıftan pek çok anne ile sohbet etme olanağı bulduğumuz için keyifliydi bizler için. İşte aşağıda Taycan ve Deniz'in resmi... Bu arada övünmeden geçemeyeceğim ama kızım pek bir şeker idi bu kıyafetiyle.


Bu doğumgünü bittikten sonra yol aldık doğru Elif'in doğum gününe... O da yine bir parti evinde idi Çayyolu'nda...İşte orada aklı çıktı Deniz'in çünkü erkek çocukları sürekli balon patlatma yarışına girdiler ve Deniz hemen çıkmak istedi. Neyse ki sonra ortam biraz sakinleşti ve o da daha keyifli vakit geçirdi...

Aşağıdaki arkadaşı Işıl, Deniz Işıl'ın annesi ve babası ile birlikte okula gidiyor her gün...

Saat 5'e doğru eve geldik, gelirken Zeynep ablamızı (tanımayanlar için yeğenim olur kendisi) da aldık ve çam ağacını süslemeye koyuldu abla kardeş...


İşte bittiğinde böyle oldu ağacımız. Bu seneki ışıklarımız şarkı söyleyen cinsten oldu hem de; Zeynep fazla olduğu için bizim ağaca getirmiş gelirken...

Sonrasında ağabeylerimin arkadaşından bir maç daveti aldık, kızları evde bırakıp doğru maç izlemeye... Zeynep ablamız sağ olsun, gerçek ablalık yapıyor Deniz'e; bu sayede beni 2. çocuk yapma zahmetinden kurtarıyorlar Tolga ağabeyisi ile birlikte:-))Maç sonucu 2-o FB lehine olunca keyfime diyecek yoktu vallahi Cumartesi...

Pazar sabahı ise okulun ayarladığı ve tüm salonu kapadığı "harikalar kumpanyası" adlı çocuk oyununa gittik. Çok güzel bir oyundu ve tüm çocuklar çok eğlendi...

Eve gelince bir gün önceden sözleştiğimiz üzere Zeynep ablamızı da alıp kuaföre gittik, Zeynep sadece kahkullerini kestiriken benim kızıma da yeni bir model yaptık... Para pa pamm, işte kahküllü Deniz!!!

15 Ekim 2007 Pazartesi

Veee tüm sülale, 4 kuşak bir arada....

Bence bu resim çok şeyi ifade ediyor, neyi mi saygıyı....


Önde oturan babaannem şu an ailemizin yaşayan en büyüğü, 3 oğlu var, eşleri çocukları ve onların torunları var... Yani 4 kuşak bir arada bu resimde, sadece amca oğlu Emre ve Özge İstanbul'da olduğu için gelemedi, toplamda 25 kişinin 23'ü bu karede yani...

Bayram bizim için çok önemli, her bayram sabahı benzinliğimizde bulunan lokantada buluşup, 25 kişi birlikte kahvaltı edip bayramlaşıyoruz. Biraz pratik bir çözüm oldu bizimkisi, böyle kalabalık aile olduğumuz için... Ondan sonra bayram ziyaretine gidip gitmemek herkesin keyfine kalmış, ama kahvaltı mutlaka birlikte yapılacak, NOKTA.

Bakmayın herkesin yüzünün güldüğüne, maalesef çok nahoş da olsa birbirini sevmeyenler de var ailemizde, ama sevgi başkaaaa saygı başka... Yazımın başında dedim ya bu resim saygıyı ifade ediyor, çünkü birbirini sevmeyenler de olsa, bayram günü herkes aynı sofraya oturmak durumunda, aile birliği korunmak zorunda bizde...

Aşağıdaki resim babaannemin torunlarının çocukları...Allah inşallah bizlere de nasip eder torun çocuğu görmeği...

Kızım ve dedesi oynarken,

İşte bu bayramdan bu kareleri hatırlamak istedim sadece, nice mutlu bayramlara!!!!

Bayram sabahımız

Bilmeyenlere işte ben, eşim ve kızımızdan oluşan mutlu çekirdek ailemiz....


29 Temmuz 2007 Pazar

Mehmet & İrem Evlendiler

Mehmet ile teyze torunlarıyız biz, yani anneannelerimiz kardeş... Aslında çok uzak akraba sayılmayız ama bir şekilde görüşemiyoruz yıllardır. Ancak bir vesile olması lazım.... İşte güzel bir vesile-Mehmet ile İrem'in evlilik törenleri için toplandık 28 Temmuz'da....

Keyifli mi keyifli bir düğün idi, her ne kadar aşağı resimde kızım asık suratlı çıksa da bolca eğlendik hepimiz...

Hele şu kayınbiraderler haline bakın yine kırıldılar gülmekten bütün gece....

En önemlisi yıllar sonra bir araya gelip yaptığımız hoş sohbetlerdi, bilmemki bir daha ne zaman gelir bu kare bir araya, kimbilir belki de çocuklarımızın düğününde????

Mehmet ve İrem'e bir ömür boyu mutluluklar diliyorum buradan, bir yastıkta kocayın emi?

11 Haziran 2007 Pazartesi

Babacığımın doğumgünü

Bu hafta sonu kutlamalar üst üsteydi.. Babamın doğumgünü ile kayınvalidemin doğumgünü 2 gün ara ile olunca; hazır yıllardan sonra bir araya gelme fırsatı olunca değerlendirdik hemen bu geceyi ve evimizde bir kutlama partisi tertip ettik...Bir de üstüne kızımın Tevfik Fikret kurası çıkınca neşemiz daha da arttı gün içinde...

Öncesinde yemek ardından pasta kesimi ve mum üflemeleri, çocuklarımızın cıvıl cıvıl sesleri derken geceyi bitirdik. Her ne kadar eğlensek de bir kişinin eksiklğini hepimiz hissettik aslında.... Araları tekrar bozulan ve boşanma yolunda olan ağabeyimin sevgili eşi yoktu bu güzel akşamımızda... Geceleri dua ediyorum yatağımda Allah’ım ne olur barışsınlar, canım Tolga’m yaşamasın bizim yaşadıklarımızı diye...

İşte bu güzel ama biraz da buruk akşamımızdan bazı resimler aşağıda...

http://picasaweb.google.com/anteksltd/BabamNDogumgunu

23 Mayıs 2007 Çarşamba


Yıllardır annemden ayrı kaldığım için bu açılışta acısını çıkarmaya çalıştım ve elimden geldiğimce yardım ettim ona... Resimleri galeriye beraber götürdük, açılış için alışveriş yaptık, menüyü hazırladık vs. Açılış günü de süslendik püslendik gittik sergimize.. Yukarıdaki favori resmim (annemin sergiden sonra bana vereceğine dair öz verdiği) gitti gümbürtüye, ısrarcı birisi tarafından satın alındı, bana da sadece bu resme bloğumdan hayran hayran bakmak kaldı.. Neysem hemen kaptım annemden horozlu ve ayçiçekli resmini ve astım salonumun başköşesine... Annemin diğer resimlerini görmek isteyenler için:
http://picasaweb.google.com/anteksltd/AnneminResimleri

19 Mayıs 2007 Cumartesi

Kocama doğumgünü sürprizim

Eray'ın doğumgünü
Yıllardır kocişkoma değişik bir yaşgünü sürprizi yapmak isterim. Hayallerimin arasında pastadan çıplak kız çıkması, eve striptizci kız çağırmak filan gibi uçuk kaçık şeyler de gelmedi değil...:-))) Ne yapsam derken hazır Ankara’ya taşınmış ancak daha Galatasaray Lisesi arkadaşları ile kontak kuramamış iken sürpriz bir parti hazırlayıp arkadaşlarını davet etmek geldi aklıma... Burada benim bildiğim potansiyel 3 aile var idi, bir tanesi zaten her zaman görüştüğümüz Noelle ve ailesi, diğeri sevgili Yalçın-Sinem-Duru ve de İrem-Orkun-Melodi üçlüsü. Bir şekilde henüz görüşmediğimiz diğer arkadaşları arayıp sürprizimden bahsettim. Hepsi nazik davetime olumlu cevap verdiler ve 21 Nisan akşamı için sözleştik. 20 Nisan ‘dan itibaren başladım hummalı bir çalışmaya mutfakta.. 21 Nisan günü herkes saat 20.30’da biz de hazır idi veee kapı çaldı. Herkes sesini kesti, salon kapısını kapadım ve Eray’a kapıyı açtım. Eray harıl harıl mutfak çalışmamı gördüğü için ona sadece Noelle’lerin geleceğinden bahsetmiştim. Sanki biraz işkillendi, salon kapısını bir açtı ve karşısında en az 10 senedir doğru dürüst görüşemediği 2 dostu... Müthiş bir haykırma ve kucaklaşma.....Akşam boyu külli muhabbet, bol alkol, leziz yemeklerim, 6 adet çocuğun gece boyunca coşkulu oynamaları, gece sonunda pasta ile doğum günü şarkıları....Veee herkes gittikten sonra kocişkomun şefkatli bakışları ile sarılması ve teşekkürü... Yapıcam yapıcam buraya da yazıyorum bir seferinde de striptizci getiricem....

5 Mayıs 2007 Cumartesi

Nostalji, özlem, karmaşık duygular...

Kuğulu Park

Allah’ım seneler sonra burada kızımla bulunmak hayal gibi bir şey. Yıllar nasıl hızlı geçiyor... Tam kızım Deniz’in yaşında iken bu parkta koşturduğum günleri o kadar net hatırlıyorum ki!! Rahmetli anneannem beni sık sık getirirdi bu parka, kafamı okşayarak simit ayran içirir sonra da o zamanlar yeni çıkmış olan Tadelle çikolatası yedirirdi bana. Bugün aynı parkta kızım, ben ve kızımın anneannesi, bu sefer kızımın anneannesi simit yediriyor kızıma. Tüylerim diken diken, gözlerim dolu dolu.....Mutluluk ve hüzün bir arada...

İlkokul 1. sınıfı hemen şu parkın karşısındaki yokuş sokaktaki Neşe İlkokulu’nda okudum ben. Annem babam o sene boşanmıştı ve anneanneciğim ben üzülmeyeyim diye bazı öğleden sonraları beni okuldan alıp bu parka getirirdi... Rahat uyu canım anneannem benim.. Bugün ben kızım ve annem keyifli mi keyifli bir gün geçirdik bu parkta hep birlikte, sonra da akşam yemeğinde anneciğim evinde...