etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2008 Çarşamba

Devler'in Büyük Buluşması



Cuma akşamı Devlerin Buluşması'nda idik, öyle bir nostalji rüzgarı oldu anlatamam. Çok ama çok keyif aldık, ilk bölümde her sanatcı beşer şarkı ile katılıp, ikinci bölümü ise kah hep birlikte şarkı söyleyerek kah birbirinden güzel skeçlerle bizleri eğlendirdiler... Araya kısa kısa oryantal ve Frank Sinatra şarkısı bile kattırdılar..

Bakın gazete yorumları da burada

4 Kasım 2008 Salı

3 Ocak 2008 Perşembe

Tatilimiz

Deniz geçtiğimiz haftada tatil idi, malum okullarında yabancı öğretmen çok olunca onlarda Christmas dolayısı ile tatil yapıyorlar, bunun içinde 1 hafta önce açılıyorlar. Bu sene Christmas bizim kurban ile birleşince 13 gün gibi güzel bir tatil yakaladık. Tatilimizn ilk dört günü yaşadığımız üzücü olay ile keyifsizce geçti. Ancak Deniz bu olayı bilmediği için keyifsizliğme bir anlam veremedi, nedenini sordu ve de sık sık tatilde planladığımız sözleri hatırlattı.

Bu anlamda toparlanıp, Salı günü planladığımız şeyleri yapmaya başladık. Öncelikle her gün yaklaşık 1,5 saat ders çalışıyoruz, zira okul her gün için bir metin okuma, o metni yazma ve ilgili resmi boyama şeklinde bir ödev serisi verdi. Genel de sabah kahvaltı keyfimizden sonra ilk işimiz ödevleri bitirmek. sonrasında ise bakın neler yaptık.

Birlikte TV keyfi yaptık....


Her gün okula birlikte gittikleri arkadaşı Işıl'ı davet ettik evimize, annesi babası çalışıyor, çalışmayan bir anne olarak jest yaptım onlara...Gün boyu birlikte oynadılar, Tv seyrettiler bu komik şekilde..


Derslerini yaptılar...


Anneannesi geldi, evde hep birlikte keyif yaptık....

Deniz'i İstanbul'da sevdikleri için kart yazması konusunda ikna ettim ve bakın neler yazdı...



Bu arada ailecek şu meşhur "Arı" filmine gittik, çok beğendik...


Sonra babası ile Alvin ve Sincap'lara gittiler...


Bu arada kitap okumaya teşvik etmek amaçlı, muhtelif kitaplar almış idim, bunları okuduk. Bir tanesi Ya-pa yayınlarının çıkardığı yeni müfredata uygun, hem el yazısı hem normal alfabe ile yazılı metin okuma serisi. İlk 3'ünü aldık ve okuduk...,


Diğeri uçan balık serisinden "geceyi sevmeyen çocuk" Bu seriyi de okulumuz tavsiye ediyor, çok keyifli hikayeler var içinde ve çok güzel resmedilmiş....

Cumartesi gününü kendimize ayırmış idik, bol sanat dolu bir gün oldu. Bir ay önce biletini aldığımız Rembetiko adlı oyuna gittik ki, mutlaka Ankaralılara tavsiye ediyorum. Kostümleriyle, senaryosuyla, müzikleri ve danslarıyla inanılmaz keyifli bir müzikal...

Aynı akşam da Bilkent Senfoni tarafından düzenlenen yılbaşı konserine gittik. Gerek CSO gerekse BSO'yu takip edenler bu klasikleşmiş yılbaşı konserlerinin ne kadar keyifli olduğunu bilirler...Program herkesin bildiği klasik eserler arasından seçilmiş, mesela John Lennon'un "Here, There, Everywhere"i,Errol Gardner'ın "Misty" si, şu meşhur "Pembe Panther" müziği, Hans Zimmer'in "Gladiator" filminin müziği, Fındıkkıran Bale Suiti, "My Way" ve kapanışta meşhur Strauss valsleri... Orkestra şefinin sempatikliğini anlatmam mümkün değil, eserin ortasında kemancının elinden kemanı kapıp, hem orkestra yönetip hem keman çaldı ki tüm salon gülmekten koptu... Konserin hepsini çektim, buraya Pembe Panter'i koymak istedim...

Bir akşam da yeğenlerimle böyle oynadılar...

Her ne kadar ruh halim çok keyifli olmasa da kızıma mümkün olduğunca keyifli bir tatil yaşattım, dün ise 13 gün tatilden sonra kalkması OFFFFFFFF şeklinde oldu...

haa bu arada yeni yılı da kutladık tabii, yeni yılı ve hediyelerimizi bilahare yazıcam....

18 Kasım 2007 Pazar

11. Ankara Caz Festivali

Get this widget | Track details | eSnips Social DNA


15 Kasım - 27 Kasım Anakara'da 11. caz Festivali kutlanıyor, kaçar mı benden kaptım hemen 2 bilet bana göre en favori 2 aktiviteye... Bir tanesi Kerem Görsev Trio 23 Kasım'da gideceğiz, diğeri ise kapanış konseri Ladysmith Black Mambazo, biyografisini merak edenler buraya tıklasın...

Ankara'lılar kaçırmasın derim program çok keyifli....

5 Kasım 2007 Pazartesi

Ankara Kalesi

9 seneden sonra doğduğum şehri turist gibi gezmeye devam ediyoruz. Ankara Kalesi 'n de idik Pazar günü, çook keyifli geçti günümüz. İlk önce istanbul'dan da çok iyi bildiğimiz Çengelhan Rahmi Koç müzesi'ni ziyaret ettik. Beklentimin çok üstünde çıktı müze, bir defa atmosferi inanılmaz güzel zira burası çok eski bir kervensaray... Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim döneminde inşa edilen Çengelhan, Mihrimah Sultan'ın eşi Damat Rüstem Paşa tarafından 1522'de yaptırılmış, çeşitli dönemlerde tiftik deposu ve tabakhane olarak kullanılmış, 20.yy'ın sonlarında terk edilmiş...

Çok iyi bir kolleksiyoncu olarak bildiğimiz Rahmi Koç'un Ankara'ya bu kadarını getirmesini beklemiyordum doğrusu... Ankara'ya ilk sanayi müzesini kuran Rahmi Koç'a buradan teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Gezimize ait resimleri aşağıda görebilirsiniz.
http://picasaweb.google.com/anteksltd/RahmiKocMuzesi

Yine mutlaka gezilmesi gereken bir müze daha var Kale civarında, Anadolu Medeniyetleri Müzesi En yakın zamanda planımızda, bir Pazar günü de oraya gideceğiz inşallah...

Müze gezisi sonrası Kınacızade Konağı'nda bir mola verdik, hem bir şeyler yedik hem de annemin arkadaşı Sayın Yurdusev Hanım'ın bağışladığı antikaları inceledik..

Biraz da sizlere Ankara Kale'sinin gece alemlerinden bahsedeyim...Ankara Kalesi'nde gece fasıl alemleri çok keyiflidir, kale civarındaki pek çok restaurant eski bir konaktır aslında, ve de pek çoğu hala adeta bir müze şeklinde eski eşyaları korumaktadır; eski tip masalar, yer sofraları, eski halılar, bakraçlar, dar ahşap merdivenler... Küçük küçük odacıklar vardır, kişi sayısına göre odaları kapatıp fasıl keyfini sadece kendi odanıza özel yaşarsınız isterseniz.. Geçmişte benim favori konağım Boyacızade Konağı idi, araştırmalarıma göre hala Kale'nin en gözde yerlerinden. Diğer bir favorim de Ankara'nın en eski restaurantlarından Washington Restaurant 'dır ki çok kaliteli bir yemek ve hizmet kalitesi vardır... Bugünlerde o kadar çok konuştuk ki buraları en yakın zamanda ağabeylerimle bir aleme katılacağız Kale'de, buyrun sizleri de bekleriz....

1 Kasım 2007 Perşembe

sinema, tiyatro, opera vs...

Fatih Akın yine keyifli bir film yapmış. Tarz çok tanıdık, yine kopuk kopuk hikayeler sonunda birbiriyle ilginç bir şekilde birleşip son buluyor, çok güzel senaryosu olan ve tüm oyuncuların rollerinin hakkını verdiği güzel bir film, zaten bildiğiniz üzere 2007 Cannes Film Festivali’nde en iyi senaryo ve özel ekümenik jüri ödülünü kazandı "yaşamın kyısında" ; tavsiye olunur.

Bu arada sezonun açılması ile yine enfes tiyatrolar ve operalar var Ankara gündeminde. Geçen sezon yırtınıp da bir türlü yer bulamadığım "Kuğu Gölü" balesine şans eseri son 2 bileti yakaladım salonda. Dünya bale tarihinde önemli yere sahip, tüm klasik bale topluluklarının repertuarlarında baş köşeye konulan "Kuğu Gölü" balesini seyrettik geçen Cuma...

Ajandama not ettiğim ve mutlaka seyir edilmesi gereken pek çok tiyatro, opere var bu sezon; mesela Halit Ziya Uşaklıgil'iğn Aşk-ı Memnu'su, Shakespeare'ın Kısasa Kısas'ı, Mustafa Ahmet Yuvanç'ın Selanik'ten Anıtkabir'e adlı oyunu, Bir Garip Orhan Veli, "Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali" çerçevesinde Turgut Özakmanı'ın "Bir Şehnaz Oyun" adlı müzikali, Modern Dans Topluluğu'nun "Dansla Randevu"su, Mozart'ın "Saraydan Kız Kaçırma" adlı operası, arada sırada da CSO veya Bilkent Senfoni Orkestra'sının konserleri...(ay çok mu yazdım ne, gidebilecek miyim tüm bunlara acep???)

Yukarıda saydıklarım bizim listemiz, e tabii bir de kızıma ait programladığım şeyler var. 11 Kasım'da Deniz ve sınıf arkadaşı ile "Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler" çocuk operasına gidiyoruz, geçen sezonda gittik ve Deniz hala sayıklıyor durumda. Bundan sonra da "Karagöz ve Hacivat ile Cumhuriyet'e Yolculuk" adlı çocuk operası var sırada.. Yılbaşından sonra da yavaş yavaş isim yapmış klasik müzik konserlerine götüreceğim Deniz'i, bakalım beğenecek mi??

Hep aynı şeyi düşünürüm, kışı sosyal aktivitelerinden dolayı Ankara'da, yazı ise doğal güzelliği ile İstanbul'da geçirmek lazım, haydi esen kalın....

30 Ekim 2007 Salı

Bando keyfimiz


Bugün saat 15.00'de Cepa alışveriş Merkezi'nde Hava Kuvvetleri Komutanlığı Bandosu, aynı saatte Mesa Plaza'da jandarma Komutanlığı Bandosu ve yine aynı saatte Kuğulu park'ta da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bandosu programları var idi. Her seferinde Mesa plaza'ya gittiğimiz için bu sefer orayı eledim, Kuğulu Park da çok uzak geldiği için (Allah'ım artık tam bir Ankara'lı oldum galiba, 9 sene işe günde 80 km giden ben, şimdi 15 km'ye uzak diyorum:-))) )orayı da eleyince geriye bir tek Cepa kaldı..

Neyse annemle saat 14.30 civarı orada idik, biraz dolaşıp bando saatinde yerimizi aldık. Veee 1 saat boyunca müthiş bir müzik ziyafeti dinledik, sadece marşlar değil 1960'lı yılların seçme şarkıları da var idi repertuarda...

İşte böyle kutladık bu sene Cumhuriyet'imizi.. Akşam da binlerce kişi toplandı meşalelerle Tandoğan Meydanında, TV'den seyredebildim sadece..

Bu arada İstanbul'daki boğaz köprüsü ses ışık gösterilerini izledim TV'den, inanılmaz güzeldi ama bunun da maalesef yürekten değil, bir oyun ve göstermelik bir organizasyon olduğunu düşünüyorum, sizce de öyle değil mi????

5 Ekim 2007 Cuma

Fransızcaya Başlıyorum!!!!

Eee eşim Fransızca biliyor, sevgili kızımız Fransızca öğretim veren bir Türk okulu olan Tevfik Fikret’e başladı; bu ne demek, bir beş sene sonra yemek masasında kendi aralarında muhabbet edecekler Fransızca, ben de konuya Fransız kalıp, öyle bakacağım... Oldu mu ya? Hayatta olmaz, vallahi yediremem kendime böyle bir şeyi... Hazır Tevfik Fikret’de velilere uygun fiyatlı dil kursu açtı, kaçırırmıyım, aldım kalemimi defterimi başlıyorum yarın Fransızcaya!

Bilmem ki becerirmiyim, bir yandan da bu yaştan sonra zor geliyor derse katılmak, dil öğrenmek ama denemem lazım yoksa aklımda kalacak. Atalarımız ne demiş “Öğrenmenin yaşı yoktur”, “Bir dil bir insan” (böyle miydi ya bu atasözü? Konfirme eder mi birisi??) Geldim gaza bu sözlerle yazıldım işte kursa. Hayırlısı bakalım, Cumartesileri 11.00-12.30 dersteyim ben artık :-))))

7 Eylül 2007 Cuma

Çocuklar gibi şendik!!

Geçen günlerin birinde ağabeylerim ve çocuklar toplanıp Lunapark’a gittik, en son ne zaman gitmiştim oraya bilmiyorum ama en az 20 senesi var.. Allah’ım nasıl eğlendik anlatamam, her yer gibi orası da çok değişmiş... Eski adı ile Gençlik parkı idi, kocaman bir gölet vardı ve anneannem her sene bir Pazar bizi oraya toplar ve hep birlikte sandal sefası yapardık. Hatta çocukluğumda hatırlıyorum Ankara Gençlik Parkı gazinolarında Bülent Ersoy, Zeki Müren filan çıkar ve müthiş sansasyon olurdu Ankara’da...

Şimdi ise sadece lunapark havasında bol bol(adlarına nasıl hitap edilir bulamadım şimdi) eğlence aktiviteleri var,neye bineceğinizi şaşırıyorsunuz.. Tolga ile Zeynep çılgına döndü herhalde 30 kez bir şeylere bindiler, Deniz 3 kez salıncağa bindi, kanoyo çocuk trenine, carousele bindi...


O bunlara binerken aklıma 2005 yılında Mehtap'larla gittiğimiz İstanbul Crocus geldi aklıma...

Tolga’nın ısrarı üzerine çılgın bir trene bindik, kusasım geldi indiğimde-((((

Final kısmı enfesti, 3 araba 2’şerli çarpışan arabalara bindik büyükler ve de çocuklar hep birlikte... Çarptık çarptık birbirimize çocuklar gibi şendik o gece.....

5 Eylül 2007 Çarşamba

Son 10 gündür yine çok hareketli hayatımız, daha çok çocuk aktiviteleriyle... Zira sevgili yeğenimiz Defne geldi Ankara’ya ilk defa anne babadan ayrı bir şekilde 5 gece. Kızlar anında sıkı fıkı oldular , bir gece dedelerinde bir gece bizde kaldılar, kıkırdayarak uyudular gecenin 12’sinde....

İlk gün hep birlikte kum festivaline gittik, ancak 16 Eylül’de açılacakmış, sadece yapım aşamasındaki heykelleri görebildik. Bir sanat şahaseri gerçekten yapılanlar ve müthiş bir emek....


Bir günümüzü de dedemizin çiftliğinde pikniğe ayırdık, tüm kuzenleri topladık, deliye döndüler hep birlikte... Sonrasında Mesa Plaza’da 30 Ağustos bandosuna takıldık, sonuna yetişebildik ancak bahçeden kopamadığımız için.

Bir gün meşhur film Ratatauille ‘ye gittik, sevimli Küçük Şef’i zledik hep birlikte.. Parkda oynamalar, Burger King’de yemekler, jetonlu oyuncaklar, trombolinde zıplamalar derken geldi geçti 5 gün işte...


Bu arada Deniz’in evde kalmadığı üç akşam, biz de attık kendimizi Ankara mekanlarına.. Çayyolu’nun hatta Ankara’nın gözde mekanlarından California Nissh’de idik bir akşam. Bir akşam leziz yemekleriye meşhur Pepper Mill'de idik yine evimizin yakınında..
Okul öncesi iyi keyif etti bizim kızlar, ikisi de başlıyor bu Pazartesi okula... Sözleştik her yaz tatili ve sömestrde beraberiz Defne ile, bir İstanbul’da bir Ankara’da....

26 Temmuz 2007 Perşembe

6 yaş biterken...

Eğlenceli bir yaşgünümüz daha geride kaldı... Bu seneki doğumgünümüz tamamen doğal bir ortamda elma, vişne, dut ağaçlarının gölgesinde mangal partisi şeklindeydi.. Çocuklar gün boyu koşturdular yeşil alanda işte böyle,

Top oyandılar, tenis oynadılar

Bahçemizin bakımını yapan bekçimizin sevimli kızı da katıldı onlara....

Ve en sonunda böyle yediler yemeklerini,

Biz büyükler ise yemek öncesi dayanamadık başladık ağaçlardan topladığımız meyveleri yemeğe,

Sonrasında uzuuun bir masa oluşturup leziz yemeklerimizi yedik keyifle...
Seviyorum bu akraba toplantılarını, yılda ancak 3-5 kez bir araya gelebiliyor tüm aile. Ancak bir vesile olması lazım, ya bayram ya bir doğum günü ya bir başka kutlama...
Veee gelelim pastamıza. Pastamız enfes olmuştu, ve kırıntısına kadar tüketildi. Tek bir kusuru vardı bence o da keki biraz kuru kalmıştı, dolayısı ile bir dahaki sefere kekin tamamını süt ile ıslatmak çok iyi bir fikir olacak. Ancak ara kreması ki (kendimiz bir kitaptan bulup yaptık bu tarifi) enfes ötesi enfes idi, şiddetle tavsiye olunur... Zaten düşününce nasıl kötü olabilir ki bu pasta, içinde ½ kg şam fıstığı ile 600 gr orijinal kuvertür çikolata var iken???
İşte tarifi... Pastanın pandispanyasını, ara malzeme ve üst kremasının tarifini takibimde olan paylaşılan tatlar
da yayımlanan Arca'nın doğum günü pastasından aldık. Amma velakin girişimci ve yaratıcı ruhumuz karı-koca her zaman ön plana çıktığından ana kremasını başka bir türlü yapmalıyız diye düşünüp Patricia Lousada'ya ait "CHOCOLATE" kitabından bir tarif aldık ki bu krema düğün pastaları için tavsiye ediliyor...

İşte Paylaşılan tatlar'dan alınan Pandispanya, ara krema ve üst krema tarifi
Pandispanya için;

5 kahve fincanı un (türk kahvesi fincanı)
5 kahve fincanı toz şeker
5 yumurta
1 tatlı kaşığı kabartma tozu

Bu ölçüler 1 pandispanya için, yani bir tepsi için. Biz bundan 2 tane yaptık.

Pandispanyanın yapılışı;
şekeri ve yumurtaları yaklaşık 8-10 dakika çırpın. Bir başka kapta karıştırdığınız elenmiş un ve kabartma tozunu çırpılmış karışımın içine yedirin (fazla çırpmayın). Sonra yağlı kağıt serilmiş tepsiye dökerek orta rafta 150 derecede 45 dakika kadar pişirin.

Biz pandispanyaları 1 gün önceden pişirdik ve soğuduktan sonra kurumaması için streç filmle sardık
Ara malzemesi için;

1/2 kg kadar iç kabukları da ayıklanmış antep fıstığı
300 gr kadar çikolta

Çikolataları benmari usulü eritin ve ayıklanmış antep fıstıkları ile karıştırın. Fıstıklar epeyce bir çikolataya bulanmış olsun. Sonra bir tepsi üzerine yağlı kağıt serin ve bu karışımı üzerine bir tabaka halinde yayın. Donması için dolaba koyun.

Üst krema için;

2 kutu süt kreması
200 gr çikolata
2 paket krema sertleştirici

Kremaları önce biraz kabarana kadar çırpın sonra krema sertleştirici ile birlikte çırpın. Sonra benmari usulünde erittiğiniz çikolatayı da ekleyerek sürülebilir kıvama getirin.

vee Patricia Lousada'dan ana krema:

4 adet yumurta sarısı
100 ml su
250 gr tereyağ
100 gr çikolata
125 gr toz şeker

Yumurta sarılarını kalın bir kıvama gelinceye kadar çırpın. Su ve şekeri derin bir kapta yine kıvamlı bir hale gelinceye kadar kaynatın. Daha sonra yumurta karışımına şeker karışımını yavaş yavaş dökün ve mixerle biraz çırpın. Hafif erimiş ve küçük küçük doğranmış tereyağlarını ve benmari edilmiş çikolatayı karışıma ilave edip biraz daha çırpın.

Bir önceki mailimde de belirttim ben çikolata için melodi çikolatayı kullandım ve enfes sonuç verdi. Çikolata piyasasında tüm iyi markalara melodi çikolata yapmaktadır.

Pastayı hazırlarken ;

önce ilk katın üzerine ara kremanın yarısını sürün ve üzerine parçalara ayırdığınız fıstık çikolata karışımını yerleştirin. Bir kat tamamen bununla kaplanmış olmalı. Sonra üzerine ara kremanın kalan yarısını ekleyin ve 2. kat pandispanyayı da yerleştirin. Üst kremayı pastanın her tarafını kapatacak şekilde spatulayla sürün. Süsleme işi size kalmış, bizi kızımıza bıraktık oyuncak seçimini ve pasta süsleme işini

Bu arada gecenin sonunda bahçeden çıkan meyve sebzeleri paylaştık hep birlikte. Görüntü batan geminin yağmalanması şeklindeydi....

Keyifli bir doğum günü daha bitti, bakalım seneye nasıl bir şey yapacağız? Herkese sevgiler...

İşte resimlerimizin devamı:
http://picasaweb.google.com/anteksltd/DenizInDoUmgN

11 Haziran 2007 Pazartesi

GS’lılar Pilav Günü

Bu sene ilk kez Ankara’dayız eşimin mezun olduğu okul olan GS’lılar Pilav Gününde.. Çok merak ediyordum böyle köklü bir okulun Pilav Günü nasıl kutlanır Ankara’da diye... İkimiz için de inanılmaz sürpriz idi. İstanbul’da sunulan pilav ayranı zor bela yarım saatlik kuyruktan sonra alıp, bulabildiğin bir yerde sıkış tepiş yerken; Ankara’da önümüze çok şık sofralar kuruldu, önce salata, arkasından enfes zeytinyağlı enginar ile leziz et, pilav ve tatlı ikramı izledi...Bir de yanına şarap açınca gün boyu keyifli bir sohbet şansı bulduk yeni dostlarımızla.



Vee biz keyifli sohbetler yaparken çocuklarmız da işte böyle eğlendiler langırt başında...


Sonuç olarak yazın keyifle gidebileceğimiz yeni bir mekan daha bulduk Ankara'mızda; yüzme havuzu, tenis kortu, basketbol sahası ve yeşil alanlarıyla keyifli bir yer burası...

30 Mayıs 2007 Çarşamba

Sokak Açık Sokağa Çık Festivali

“Sokak Açık Sokağa Çık” Ankara’nın ilk açık sokak festivali. 25-27 Mayıs’da Ankara’nın Arjantin caddesi, Karum önü, Kuğulupark ve TunalıHilmi civarında kutlandı. Festivale özellikle Latin ülkeleri danscıları katıldı, Küba, Venezüella, Brezilya, Meksika ve Arjantin gibi... Bahsi geçen ülkeler ayrıca stand açarak geleneksel ürünlerini sergilediler. Rio karnavalı gibiydi Ankara sokakları...
Ben ise Deniz’in yıl sonu gösterisi, okul şenliği, özel okul kuraları derken ancak sonuna yetişebildim festivalin. Çok güzel bir Latin konseri ile keyifli bir “Capoeira” dansı izledim. Bilmeyenler için açıklayayım zira ben de yeni öğrendim: “Capoeira” Afrika kökenli Brezilya kölelerin kendilerini beyaz sahiplerine karşı savunmak için geliştirdikleri, bu gelişimi de sahiplerinden gizlemek için müzik ve dansla kamufle ettikleri Brezilya kökenli bir savunma sanatı..

Hareketlere bakınca ilk etapta Tekwando gösterisine benzemekle beraber birbirlerine dokunmadan estetik hareketlerle dans olarak karşımıza çıkıyor “Capoeira” enfes latin müzikleri eşliğinde...

3 Mayıs 2007 Perşembe

03/05/2007 Keyifli günümüz


Sabah ki gerek evsel gerekse işsel işlerimi bitirdikten sonra kocişkomla 15 günde bir yaptığımız sinema kaçaklarından birini yapmaya karar verdik. Uzun zamandır gitmek istediğim biri film vardı.“Because I Said So” Mutlaka gitmeliydim çünkü film bir anne kızın ilişkisi üzerine idi. Kocişkomun ve benim serbest işlerimiz dolayısı ile bazen bu tip kaçamaklar yapıyoruz müthiş keyifle aynı üniversite yıllarında olduğu gibi gündüz matinelerine... Film müthiş keyifli bir romantik-komedi, özellikle kız annelerine ya da kız kardeşlere tavsiye olunur. Film boyunca kafamda kırk tane tilki dolaştı durdu, kızım koca bulamaz ise acaba bende ona koca bulmak için değişik yöntemler denermiydim diye.. Film arasında hemen sordum Eray’a ben böyle bir anne olmam di mi diye ve cevabımı aldım umarım olmazsın şeklinde...Filmden çıkan sonuç şuydu, yetişkin olduktan sonra çocuklarımızın hayatına fazla karışmayıp, özgüven zedelemeden arada küçük nasihatlar ile onları kontrol altında tutmalıyız. Tabii ki bütün mesele o küçük nasihatlar dengesinde yatıyor ne yazık ki!

2 Mayıs 2007 Çarşamba

Paskalya2007

2007 Nisan ayı aktivitelerinden biri de Paskalya kutlaması idi. Sevgili dostlarımız Noelle ve Tolga ile her sene İstanbul'da kutladığımız Paskalyayı bu sene her iki ailenin de tesadüfen Ankara'ya taşınması ile yine hep beraber Ankara'da kutladık. Çocukların saklanan yumurtaları bulmaya çalışması, Noelle'in sürekli yumurtaları sayarak kaçını daha bulmaları gerektiği konusunda verdiği söylemler, ve en sonunda unutulan bir yumurtayı saatler sonra balkondan baktığımızda gözümüzün önündeki bir ağaçta bulunması günün keyifli anları idi. Aaa tabii kocaların yağtığını da unutmayalım, bütün gün mangal yakmaya çalışıp beceremeyip (zippo gazı ile bile) sonunda etleri tavada kızartmaları da bizim dilimize dolandı tabii, beceriksizler şeklinde..:-)) Yukarıdaki resme tıkladığınızda diğer resimlerimize de ulaşabileceksiniz.