İkinci fire küçük ağabeyim, bu güzel aile ile birlikte yaşamak yerine tercihini başka yönde kullandı; ona da uğurlar olsun diyouz:-(
Kahvaltı sonrası çocuklarımız bir arada keyif ettiler kısa bir süre...
Öğleden sonra doğru Mersin'e, akşam saatlerinde vardık evimize, evimiz Mersin'in 25 km uzağında Erdemli ilçesine 5 km kadar uzaklıkta deniz kenarında bir tatil sitesinde.
Aşağıdaki 2 resim balkonumuzdan sitenin panoromik bir görünüşü....
Mersin'e gelir gelmez, kebap kokuları özellikle Eray'ın burnunda kokmaya başlayınca soluğu Ciğerci Bahattin'de aldık, burası Mersin'in populer mekanlarından olmuş, 1990 sonrası...
Ertesi gün kalkıp doğru havuza, hava limonata gibi derler ya aynen öyle, ne sıcak ne soğuk, ciğerlerimize mis gibi kokan ağaçların kokusunu çekerek gün boyu keyfettik. Aşağıdaki begonvile bayıldım, Mersin'de çok alışık olmadığımız bir bitkidir aslında,
Akşamına kendimize Narlıkuyu'ya dar attık; hani şu dört gözle balık rakı yiyeceğim yer diye bahsetmiştim ya hani; işte orası... Küçücük bir koyun etrafında dizi dizi balık restoranları olan bir yer burası...
Mersin'in meşhur balığı Lagos'tur, beyaz etli büyük bir balıktır, ancak şansımıza lagos bitiverince deniz levreği sipariş ettik. Yediğimizi herşey müthiş lezizdi, na ekşili salatalar, turşular, kalamar, hımmm tadı hala damağımda....
Balığın gelmesi biraz zaman alınca Deniz'in keyfi kaçtı, şı sıralar Ipod'a takık, artık bu şekil takılıyor hanım efendi....
Bizim ise keyfimizi hiç bir şey kaçıramazdı; rakı, balık, muhabbet......