dostlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dostlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2009 Salı

yazın son günleri

Bu yazın en güzel hafta sonlarından biri dostumuz Aysel'lerin istanbul'dan bizi ziyarete gelmesi idi. Prensesler birbirini o kadar özlemiş ki, doyamadılar iki gün birbirlerine.. Anıtkabir, havuz keyfi, balkon ve bahçe keyfi derken su gibi geçti iki gün..





Hemen hemen her gelen misafirimizi babamın nacizane çiftliğinde misafir ediyoruz, yaz günleri elma ağaçlarının, mısır tarlasının yakınında çimenlerin kenarında doğayla iç içe kahvaltılar müthiş keyifli geçiyor, yanımızda bir sevdiğimiz dostlar; daha ne olsun?





Ayyy, yazın son günlerini yaşarken, yağışlar başlamadan derhal bir kahvaltı organizasyonu daha yapmalıyız bahçede, şimdi be buradan çıkıp doğru meteorolojinin sitesine gidiyorumm.

13 Aralık 2008 Cumartesi

Bayram tatili2

Dört gözle beklediğimiz can dostlarımız bayramın 3. günü geldi, şimdi dönüş yolundalar... Göz açıp kapayıncaya kadar geçti zaman.

Keyifli akşam yemeklerimiz, Anıtkabir ziyareti, çocuklarımızın bize en ufak külfeti olmadan uyum içinde oynamaları, ortak tanıdıklarımıza ait dedikodular, çocuklarımızla gelecek planları derken sohbete, muhabbete doyamadık...





Deniz ve Eren'in aşka dair kişisel sohbetleri, Biletix vesilesi ile GS-Gençlerbirliği maçı (!), Koray'ın ALİ'den aldığı kotu ise bu tatilin unutulmaz anları idi....

Bundan sonraki görüşmenin planı yapıldı. Çok kısa bir zaman sonra yapacağım 1 günlük İstanbul gezisinde Mehtap'ımla bir kaç saatlik kaçamağın randevusu şimdiden organize edildi. Sonrasında ise sömestirde Deniz'in Eren'lere misafir oluşunun tüm detayları konuşuldu:-))

Şimdi hepimiz o günleri bekliyoruz; heyecanla.........

http://picasaweb.google.com/anteksltd/KankalarimizAnkarada#

16 Ekim 2008 Perşembe

Dostlarla Haftasonu

Çok sevgili dostlarımız İstanbul dan ziyarete geldiler, geçtiğimiz hafta sonu...

11 seneye dayanır dostluğumuz, İstanbul şartlarında her ne kadar çok sıkı görüşmesek de; derler ya gönüllerimiz bir, işte o türden bir dostluk bizimkisi...

Deniz 1 hafta boyunca günleri saydı, 2 senedir görüşmüyorlardı Melis ile hatta çok net değildi hatıraları ama birileri geliyordu ya İstanbul dan, bir heyecan bir heyecan...

Cumartesi akşamını düğünde geçirecekleri için Cuma erken vakit geldiler, çocukları bir güzel oturttuk yemeğe, bir de extra Deniz'in okuldan arkadaşı var idi bizimle. Şu çocukluk ne güzel şey, hemen kaynaşma hemen oyun kuruverme, neşeli kahkahalar... Niye biz böyle olamıyoruz ilk tanıştıklarımızla? Çünkü onlarda art niyet yok, insan seçme yok biraz yaşıtı ya tamam onunla oynanmalı işte bu kadar:-))
Kimden semraersinankarada


Biz de oturduk rakı sofrasına, oh doyasıya muhabbet saat 1.30 a kadar....

Can nasıl büyümüş, bebekti biz bıraktığımızda...
Kimden semraersinankarada

Deniz'in heyecanı....
Kimden semraersinankarada

Deniz'in yatağının yanına şişme yatağı kurduk, Allah'ım ne eğlendiler...
Kimden semraersinankarada


Ertesi gün Ümitköy de açılan şu Goffret
e gidelim dedik, çocuklar eğlensin diye....

Kimden semraersinankarada


Kimden semraersinankarada

Kimden semraersinankarada


Ne yapsak ne yapsak, hadi hava güzel güneş açtı attık kendimizi bahçeye. Yazın son demlerini açık havada yeşil alanda geçirelim istedik...

Kimden semraersinankarada


Çocuklar bayıldı, hep birlikte ağaçtan elmalarımızı toplayıp çıkınlarımızı doldurduk...

Kimden semraersinankarada

Kimden semraersinankarada

Minikler tutturdu maymun olucaz diye, oldular da:-)
Kimden semraersinankarada


Bahçede son kalan mısırlar közlendi bize özel, hımmm enfes idi...
Kimden semraersinankarada


Bir yandan arkadaşlar düğüne yetişecek bir yandan kopamıyoruz doğadan. Neyse apar topar geldik eve, minikleri giydirdik, bakar mısınız şunlara ne tatlılar...



Veee ertesi günü, keyifli bir kahvaltı, çocukların oyunu, kısa bir Ankara turu derken bitti işte.. Çok mutlu olduk, hatta işi büyütüp Ersin i bölge müdürü yapıp Ankara'ya taşıdık, kimbilir olur mu olur?

Söylemeye gerek yok, resimlerin devamı için nereye tıklayacağınız malum. Nasıl yaptım bilmem ki????

30 Eylül 2008 Salı

yazdan bir hafta sonu

Yazın en güzel günlerinden biri kankalarımın hafta sonu ziyaretiydi... Göz açıp kapayıncaya kadar geçti 2 güncük hafta sonu tatili... Cuma akşamı balkonda külli muhabbet, sonrasında hoppp çocuklar kocaya, kadınlar doğru The Wall’a...

Tüm Cumartesi G.S de havuz keyfi, özleşmişiz vallahi...

Kısacıktı ama çooook güzeldi, geçti işte...



9 Nisan 2008 Çarşamba

Ablaların ablası...

Selda apla.... veya Seldoş.... Öyle özel bir insan ki benim için, hem yaşıtım bir dostum gibi hem de her şeyi danışabileceğim bir abla gibi....

1988 yazında tandım onu. mezun olmadan bir sene önce Gama'da staj yapayım derken düştüm Seldoş'un kucağına... İş hayatına ilişkin görgü kurallarının temelini ondan öğrendim diyebilirim. Derken ertesi sene mezun olunca aynı yerde başlamayayım mı? Benim için çok güzel oldu, zira ilk iş hayatının çömezlik günlerimi daha önceden tanıdığım insanlarla bir arada olunca daha kolay atlattım.

O firmada geçirdiğim günlerde çok yakınlaştık Selda aplamla. Sonraki 9 senelik İstanbul ayrılığı süresinde de çok görüşemedik aslında ama hep kontakta olduk...

Her zaman ben onun o benim genel olarak yaptıklarımızdan haberdardık...

Derken biz köyümüze geri dönünce işte, kaldığımız yerden devam ediyoruz, tıpkı gerçek dostlar gibi...

Benim için çok özel o, sadece kişiliğiyle değil hayata karşı yaşam tutkusu, neşesi, cıvıltısı ve azmi de çok etkilemiştir beni hep. Doğumdan beri tek başına yetiştirdi Oğulcan'ı... Ülkemize iyi eğitimli, terbiyeli, girişimci ruhlu başarılı bir iş adamı kazandırdı... Hem de tek başına... Hem de bir yandan başına gelen talihsiz bir hastalıkla boğuşarak.. Hem de yaşlanan bir anne babaya tek başına sahip çıkarak.... İşte bu özelliklerii de bir araya getirince daha da özel oldu benim için...

2 hafta önce akşamı biricik oğlunu evlendirdi Seldoş... Öyle bir düğün yaptı ve öyle güzel bir evsahipliği yaptı ki, hayatımın en keyifli düğünlerinden biri oldu benim için.. Bütün bir akşam ki enerjisi, dansları ve coşkusuyla 18'lik çıtırlara taş çıkarttı vallahi...Bizler de aradan geçen 13 sene boyunca ilk defa aynı kalabalığın bir araya gelmesi ile coştukca coştuk...

İşte canım aplamın organize ettiği düğüne ait resimler. Resme tıklayınca hepsine bakabiliyorsunuz...

Seldadugun


Bu arada tabii ki sevgili Oğulcan ve Ahu'ya buradan bir kez daha yaşam boyu mutluluklar....

9 Şubat 2008 Cumartesi

İstanbul kaçamağı

Kartalkaya sonrası Deniz ile Mehtap kankalarımıza 2 günlük bir İstanbul gezisi yaptık. Vardığımız akşam eski patronlarımdan babam gibi sevdiğim Semih Bey ile Tuzla’da akşam yemeği yedik… Yeni başlayacağım işim ile ilgili koyu bir sohbet yapıp feyz aldım Semih Bey'den...


Bizler külli muhabbetde iken, çocuklarımız da ayrı bir masada oyun kurdular, sohbet ettiler; tıpkı bizim gibi onlar da hasret giderdiler...

Pazar günü Koray'cığımız sağ olsun çocuklara bakım işini üstlenirken,biz de attık kendimizi yeni açılan Meydan’a… Sonra da İkea’ya, hani şu 1 yıldır aradığım meşhur çamaşır sepeti olayı vardı ya, tabii ki İkea’da çözüldü…. Sonrasında havanın da güzelliğinden faydalanıp sahil yolunda Suadiye cafe'de leziz bir öğle yemeği yedik. Son zamanların şirket dedikoduları, kankamdan alınan yeni işime yönelik tavsiyeler, Amsterdam planı, yaz tatili planı vs derken bir solukta geçti o günde...

Ertesi gün ise iş koşuşturmacısı ile geçti ve böylece bir İstanbul gezimiz daha sona erdi, muhabbetlerimizin tadı yine damağımda kalarak....

Neyse çok yakında devamı olacak bu muhabbetlerin, bu sefer Ankara’da… Bekliyoruz kankalar.............

3 Aralık 2007 Pazartesi

Keyifli hafta sonumuz

Hafta sonu kaçamağı yaptık İstanbul'a Cumartesi-Pazartesi arası. Eşimin mezun olduğu GS Lisesi'nin meşhur pilav günü vardı Pazar günü. Özlediğimiz dostlarımızın pek çoğunu bu vesile ile görebilmek amaçlı çıktık cumartesi öğleden sonra yola...

Cumartesi akşam saatlerinde İstanbul'da idik, hiç vakit kaybetmeden kızımı, Eren ve İrem ile birlikte Kader ablalarının güvenli ellerine teslim edip, oturduk denize nazır rakı sofrasına can dostlarımızla...

Biz gecenin keyfine böyle varırken rakı masası başında geç saatlere kadar;

çocuklarda kendi içlerinde keyifli bir geceyi böyle noktalamışlardı biz döndüğümüzde...

Pazar sabahı Mehtap'ımın evinde yaptığımız hızlı bir kahvaltı sonrası Deniz 'i adaşı Deniz'in evine bırakıp biz de doğru pilav gününe doğru yol aldık.
Eray arkadaşlarını gördü mü pilav günlerinde dünyayı unutuyor, başlıyor muhabbetli yatılı gecelerinin anıları... Her pilavda ayrı bir anı duyuyorum sohbetlerinde, o kadar çok şeyi paylaşmışlar ki yıllar boyu, anlata anlata bitiremiyorlar. Ben de Deniz'i yatılı mı versem diye düşünmuyor değilim:-)

Pilav sonrası ise doğru Beyoğlu'nda bir kafeye gittik muhabbetin devamı için..

Sonrasında akşam 5 çayına sevgili eski komşum Gülin'e uğradık. Yine muhabbet, muhabbet, birlikte yaşanan nice güzel günleri andık... 6 aylık Mehmet'imizi sevdik...


Akşam yemeğine ve tekrar yatıya doğru kankam karamelizenin evine. Kendimizi her zaman evimizde gibi hissettiğimiz, birlikte İstanbul'da yaşarken sık sık yaptığımız şarap eşliğinde akşam yemeğimizi yedik.. Deniz ve Eren öyle güzel oynadılar ki doyamıdılar birbirlerine, aynı yatakta yatıp saatler boyu masal anlattılar birbirlerine kıkır kıkır..

Detaylı resimleri görmek isteyenler aşağıdaki linke bir tık yapsınlar lütfen...
http://picasaweb.google.com/anteksltd/IstanbulGezimiz

Az da olsa hasret giderdik dostlarımızla, güzel bir hafta sonu geçirdik hep birlikte sağ olun,var olun!

26 Ağustos 2007 Pazar

Dostluk....

Keyifli bir İstanbul gezimiz daha geride kaldı... Sektörümle ilgili zuchex fuarı için gittim İstanbul'a bu sefer. Deniz'i de 2 gün boyunca can dostlarımdan biri olan Aysel'in evinde sevgili Kader ablamızın güvenli ellerine bıraktım. Gün boyu havuza girmişler, parkta, evde doyasıya oynamışlar İrem ile birlikte... Bir akşam da sevgili Mehtap'ın evinde İrem, Deniz, Eren üçlüsü keyif yaparken biz üç kanka da Kalamış Divan'da koyu muhabbete daldık beraberce...

Kızım da farkında artık gerçek dostluğun arkadaşlığın, öyleki ciğerinden ağladı Aysel'lerin evinden ayrılırken. 2 günde anında adapte oldu oradaki hayata İrem ile; amma velakin ne Eren'e ne İrem'e doyabildi güzel kızım...

Bu arada yine eski dostlardan biriyle, sevgili Güldalı ile sürpriz bir şekilde buluştuk İstanbul'da.. Taksim Gezi'de öyle bir koyu muhabbete daldık ki anlayamadım 2 saatin nasıl geçtiğini.. Hatırlayamadık en son ne zaman görüştüğümüzü ama yaklaşık 4 sene olmuş galiba, iyi geldi eskiyi yad etmek birlikte.. Bir daha ne zaman görüşürüz hiç bir fikrim yok (umarım en yakın zamanda) ama fark etmez, bitmez bu güzel dostluk uzun zaman görüşemesek de....Kazakistan'dan haberlerini bekliyoruz bakalım...

Hani çalışan annelere yönelik bir laf vardır "bebeğinizle görüştüğünüz zamanın uzunluğu değil, verimliliğidir önemli olan, yani kaliteli zaman geçirmek önemlidir her zaman" Dostluklarda böyle değil midir sizce? Nice dostlarımdan uzaktayım şu anda ama biliyorum gönüllerimiz bir, kalplerimiz bir her zaman. Veee en önemlisi her buluşmamızda kaldığımız yerden devam edebiliyoruz muhabbete..

İstanbul'da dostlarımdan aldığım enerji ile daha da mutluyum şu anda, sağ olun var olun.....

29 Temmuz 2007 Pazar

Eski Dostlar

Mutluluğu tatmanın tek çaresi onu paylaşmaktır, demiş BYRON ne güzel bir söz değil mi? Paylaşmak hayatın her alanında olmalı; mesela acılı günlerde acı paylaşılmalı, bereketli günlerin bereketi paylaşılmalı, hatta kariyer merdivenlerinde bilgiler paylaşılmalı, mutluluğun,hüznün her damlası paylaşılmalı ki, mutlu zamanların mutluluğu artsın, acılı zamanların acıları azalsın paylaşmakla...

Dostluklarda böyle yürüyor ancak; paylaşmakla... İlk işyerim idi Gama Pazarlama A.Ş. 3 sene keyifle çalıştım orada, sonra ver elini İstanbul... 9 sene ardından dön tekrar Ankara’ya, buluş Gama’lı eski dostlarla... Var mı böyle keyif? Düşünüyorum da aradan 9 sene geçmesine ve bu sürede taş çatlasa 5-10 kere görüşmemize rağmen hala aynı masada külli muhabbet yapabiliyorsak biz gerçek dostlarız demektir... Üstelik bu dostların içinde bir de eski yöneticim bulunuyor, kaç kişi yöneticisi ile 9 seneden sonra hala keyifle rakı içebilir ki acaba?

Sevgili Işıl’ın doğum günü için toplandık 27 Temmuz Cuma akşamı evinin teras katında... Sevgili eşi Vahap şoka soktu hepimizi yarattığı sofra ile... Vallahi benim diyen ahçı yapamaz böyle bir sofra eşine. Her şey inanılmaz lezzetli; keyifle yenildi, bol rakı tüketildi, şarkılar söylendi, kahkahalar atıldı gece boyunca....

Amma velakin bu keyifli muhabbetin içinde hepimiz birinin yokluğunu hissettik aslında, hepimizin ablası Seldoş ani rahatsızlığı için gelemedi bu akşam yemeğine
:-((((
Gecenin sonunda MİNİK köpekleri Arven ile böyle kucaklaştılar sevgi ile...

İyi ki doğdun Işıl'cım, hepinizi çok seviyorum...

19 Temmuz 2007 Perşembe

Ver Elini Bodrum..

Ertesi sabah, ver elini Bodrum... Attık kendimizi Yalıçiftlik ve Bağla koyu serin sularına...Bu arada yolda güzel bir çiftlik yerinde mola verip mangal keyfi yapmayı ihmal etmedik, eline sağlık Koray’cım 40 C sıcağın altındaki emeklerin için...

Sonrasında ayrıldık kankalarımızla, onlar tatil köyüne biz doğru Bağla’daki annemin yazlık evine... Haşaratlar yüzünden biraz nahoş başlayan tatilimiz :-((((( eve yaptırdığımız profesyonel ilaçlama sonrasında keyifli bir şekle dönüştü...:-))))
Deniz ilk kez gerçek tatil arkadaşı edindi bu sene, Ayşe ile hemen arkadaş oluverdiler,

birlikte yüzdüler, (bu arada Deniz kollukları attı, ufak ufak yüzmeye başladı, hedefimiz bu yaz sonu yüzmeyi öğrenmesi olacak inşallah), mısır yediler, dans ettiler..


Bu vesile ile bana gün içinde hemen hemen hiç bulaşmadı kızım, ve bu da artık özgür bir birey olmasının verdiği sinyallerdi galiba...Ben de bu arada 2 kitabı bitiriverdim bir solukta “Gazi ve Fikriye” ve “Tibet’in Gençlik Pınarı”.

Akşamları ver elini Bodrum koyları; Gümüşlük, Yalıkavak Marina, Akyarlar ve Turgutreis... Hepsi birbirinden güzel yerler. Özellikle Yalıkavak Marina’da dinlediğimiz canlı piyano caz eşliğinde romantik bir akşam geçirdik eşimle. Bence çok şanslıyız böyle güzelliklerle dolu bir ülkede yaşadığımız için..

Eray’cığımın iş nedeni ile Ankara’ya dönmesinin ardından 1 hafta daha kaldık anneciğimle.. Güzel bir tatil daha geçirdik üç jenerasyon hep birlikte...
Tatilimiz ile ilgili diğer resimleri aşağıdaki resme tıkladığınızda göreceksiniz.... Dört gözle Ağustos’u bekliyoruz şimdi, tatilimizin ikinci bölümü için..Kafamızda kırk türlü plan var, bakalım hangisine dahil olacağız???
2007 Tatili Bodrum


Kankalarla buluşma....

Ankara'ya bye bye diyerek Selçuk-Bodrum yolculuğumuza başladık mutlulukla,


Öğleden sonra İstanbul’dan kankalarımızla Selçuk’un şirin mi şirin bir butik otelinde buluştuk... Çocuklarımız attı hemen kendilerini havuzun serin sularına...


Bizler de gün boyu keyifle muhabbetimizi sürdürdükten sonra akşam yemeğini yemek üzere Şirince’ye hareket ettik..

Adı gibi çok çok şirin küçük bir köy burası, her nasılsa ismi Çirkince iken sonradan Şirince’ye çevrilmiş... Leziz meyve şarapları ile meşhur...Önünüze çıkan muhtelif şarap evlerinden sizi içeriye davet edip meyve şarabı ikramında bulunuyorlar. Biz de bunlardan bir tanesinde şeftali, yaban mersini, karadut gibi değişik şarapları denedikten sonra alışverişimizi yapıp hafif çakır keyif çıktık oradan akşam yemeğimiz yemek üzere.

Vee leziz ege zeytinyağlıları, çocuklarımızın cıvıltısı ve kangal yavrularının havlaması eşliğinde keyifli bir akşam yemeği yedik hep birlikte.

Tadı damağımda kaldı Ege'nin bu şirin köyü.. Bir kaç sene sonra yapılacak plan, Selçuk ve civarının o buram buram tarih dokusunu ve bu şirin köyü detaylı bir şekilde gezmek olacak ailecek...
Tatilimize ait diğer resimler aşağıda ilgilenenlere sunulur:
2007 Tatil/Selçuk-Şirince

19 Haziran 2007 Salı

Özlemişim........

İstanbul........ 9 sene yaşadığım şehir, kariyer hayatımın en önemli kısmını geçiridiğim şehir... Kızımı doğurduğum şehir.... Eşimin hayatının atılımlarını yaptığı şehir... Tabii ki öncelikli olarak dostlarımı, sonrasında da büyüsünü özlemişim bu şehrin...

2 günlük bir kaçamak yaptık kızımla İstanbul’a. Hem iş hem dost ziyareti yapmak üzere Perşembe akşam üzeri yola çıkıp, çok sevdiğim canım ciğerim dostum Mehtap’ın evine vardık.. Enfes bir makarna ile şarap idi akşam yemeğimiz, gece boyu sürdü koyu muhabbetimiz. Aynı bizler gibi çocuklarımız da çok özlemişti birbirlerini, deli oldular birbirlerini görünce... Zor yatırdık gecenin 12’sinde, kıkır kıkırdayarak uyudular birlikte...

Cuma günüm firma ziyaretlerim ile geçti, heyecan verici idi benim için, zira yeni işler çıkabilecek gibi idi toplantı sonuçlarından... Sonrasında ise 9 sene çalıştığım eski şirketim amma velakin şu anki müşterim olan firmamı ziyaret ettim, ben eski şirketimle hasret giderirken; Deniz de eski okulunda , eski dostlarıyla hasret giderdi bütün gün...

Akşam üzeri aldım kızımı okuldan ve eski komşum aynı zamanda can dostum Gülin’in evine.. Henüz 18 günlük olan Mehmet’i ziyaret etmek üzere... Allah’ım unutmuşuz yeni doğan bebek olayını.. Minicik eller, minicik ayaklar, kırmızı yanaklar, gaz sancısı ile kıvranmalar... Öyle tatlı idiki doyamadım bakmaya. Hoşgeldin dünyaya küçük Mehmet, güzel günler, mutlu bir hayat senin olsun sevdiklerinle birlikte....

Akşam döndük tekrar Mehtap’ın evine, leziz bir mantı yedik hep birlikte... Çocuklar banyo keyfinde kah cıvıl cıv; kah ciyak ciyak.. Her haliyle öyle güzellerki hep hayalim gelecekte iki kadim dost olmaları birlikte, tıpkı anneleri gibi... Her ne kadar şehirlerimiz ayrılsa da, eskisi kadar görüşemesek de yürekten inanıyorum gelecekte bir şekilde bir arada olacaklarına...


Akşam geç vakit gelen Serap ise ayrı renk kattı gecemize, bakın şu kardeşlerin haline, doğurasım geliyor valla kardeşleri böyle görünce!!!!!!!!!!!

Cumartesi günü ise Amsterdam’da yaşayan sevgili Arzu’unun İstanbul’a gelişi üzerine toplandık Mihrabat Korusu’nda brunch’a.... Keyiflimi keyifli bir yer, eşsiz boğaz manzarası ile yemyeşil bir doğa içinde yaptık kahvaltımızı... Hasret giderdik bir kaç saat hep birlikte ve sonrasında Mehtap’cığımın evinde.Yaptık planları gidiyoruz Amsterdam’a Arzu’ya inşallah Ekim’de..


Veee dönüş yolculuğu, 16.30 Ankara, Varan otobüsünde yazıyorum bu satırları........ Güzel mi güzel bir İstanbul gezisi daha bitti, darısı diğerinin başına en yakın zamanda..