1 Temmuz 2008 Salı

Çooookkk özlemişim.....

Kimleri ve neleri????

En başta Eren'imi....

Nesrin ablamın balkonunu ve kahvaltı keyfimizi.....

Ex patronumu, can dostlarımı ve Tuzla'da rakı balık keyfini....

Boğaz'ın güzelliğini.......

Kız kıza kanka muhabbetlerimizi....


Onlar da birbirini çok özlemiş.....


Ya çocuklar? Delirdiler birbirlerini görünce....


Hele Eren ve Deniz.... Kopamadılar 3 gün boyunca....






İşte böyle hızlı bir 3 gün geçirdik İstanbul'da... Cuma günü iş ziyareti, akşamında Bağdat caddesi keyfi, cumartesi istinye Park, Mehtap'ımın evinde enfes ikindi krepi, akşamında Tuzla'da balık keyfi, pazar boğazda uzzzuuun enfes bir brunch, öğleden sonra Meydan ve İkea ziyaretleri ve alışverişi derken ver elini Ankara....

İstanbul'un havası, boğazın keyfi, dostlarla külli muhabbbet yine iyi geldi bana, şimdi dört gözle kankalarımızın geleceği 24 Temmuz hafta sonunu bekliyorum... Hay Allah bir heyecan sardı beni, İstanbul'lulara da ankara nasıl beğendirilir ki???

22 Haziran 2008 Pazar

Zaman hızla geçiyor....

Allah’ım zaman su gibi geçiyor… Hani derler ya daha dün elimize doğdu, aynen öyle oldu valla. Zeyno, benim canım yeğenim, ailemizin ilk torunu…. Dünya tatlısı kızımızın 8. sınıfdan (bizim eski deyimimizle orta okuldan) mezuniyet töreni var idi Cumartesi günü…

Yıllar nasıl geçip gidiyor, dün gibi hafızamda, nasıl güzel bir bebekti, uykusuzdu, yemezdi ama çok ama çok tatlıydı, çenebazdı, bir ara Eray’a aşık oldu, sonra yuva arkadaşı Alican’a aşık oldu, uzun yıllar aşkı sürdü şimdi hala arkadaşlar.. İngilizcesi ve dil yeteneği süper, inanılmaz resim yeteneği var ama eşşek kafalı bu konunun üstüne düşmez, kişiliği çok kuvvetli, kafasına koyduğunu mutlaka yapan, inatcı, biraz annesiyle uğraşan (!) dünya tatlısı kızımız büyüdü de havaya kep fırlattı!

Bakar mısınız anne kız düşman çatlatıyor gibiler…

Ailecek oradaydık...

Deniz çok keyif aldı, zaten zeynep ablasının yanında hep keyifli....


resimlerin devamı aşağıda...

http://picasaweb.google.com/anteksltd/ZeynonunMezuniyetToreni
zeynep'im seni buradan tekrar tebrik ediyor, hayatının hep böyle başarılı, mutlu ve sağlıklı geçmesini diliyorum....

Allah'ım zaman hızla geçiyor, çocuklar büyüyor, ya biz????

21 Haziran 2008 Cumartesi

yürek dayanmaz....



allah'ım bu ne heyecan.... Son zamanlarda midem ağzımda, kalbim desen sanki vücudumda değil başka bir yerlerde atıyor, soluksuz seyrediyorum Euro 2008 'i...

Dün akşam üniversite arkadaşlarımızla Park caddesi Kıtır da seyrettik maçı... Benim için çok değişik bir tecrübeydi, ilk kez dışarıda seyrettim bir milli maçı, Allah'm ne keyif, herkes tek yürek, herkesin enerjisi sanki enerji katıyor milli takımımıza, ondan pes etmiyorlar sanki...Resmen gol yemeden gol atamıyor durumdayız son maçlarda, Hırvatistan 'ın 119. dakikada attığı golden sonra, bitmeyecek bu maç böyle atacağız dedik hep birlikte, veee 1 dakika geçmeden gol...

Zuzu yu aradım taa Hollanda'yı gecenin 1'in de; ya biz burda bu halde o gurbette ne haldedir diye... Gece saat 2 Ye kadar dışarıdaydık, Deniz de hazır anneannesinde kalacak, keyfine vardık dün gecenin. Keyiften yatmamız sabahı buldu, üstelik yarım güne işe gitmek zorunda idim turşu halde kalktım sabah... Çarşamba akşamı Almanya maçını Narquilla'dayız, kimse bizi tutamaz....

Yabancı basının tepkisi inanılmaz, Amerikan televizyonu "Bu Türkler adama kalp krizi geçirtir" diyerek en güzel yorumu yapmış".... Bu tarihi maçları unutmama adına
aşağıdaki linki ekliyorum, hani kızıma kalacak ya bu günlük o da okusun bu günleri diye:-)))

http://www.hurriyet.com.tr/spor/?sz=13221

Çek maçından sonra da dedim, hala aynı şeyi düşünüyorum, Hollanda ile final oynayacağız gibi bir his var içimde... (Şu anda Hollanda-Rusya çeyrek final maçı oynuyor, dakika 90 durum 1-1, bu maç penaltılara gider ve Hollanda alır)Bu arada Çarşamba günkü maç zorlayacak bizi çünkü Arda, Tuncay Şanlı ve Emre aşık olmayacak... Hoş yarı finale çıkamasak da çok önemli değil, bu heyecanı yaşattılar ya bize bu da yeter!

Haydi çocuklar gönlümüz sizinle tek yürek!

15 Haziran 2008 Pazar

7. yaşgünümüz

Şu doğum günleri her sene ayrı bir karın ağrısı oluyor, çocuk büyüdükce tabii ki daha çok arkadaşları ile kutlamak istiyor; amma velakin yaz çocukları için bu da ayrı bir dert, çünkü okul kapandığı an herkes bir taraflara kaçıyor....

Ben bu yaşa kadar hiç Deniz'in okul arkadaşları ile doğumgünü yapmadım. Hep kendi arkadaş çevremiz ve onların çocukları ile oldu, çok da güzel oldu aslında ama Deniz 3senedir okul arkadaşları ile doğumgünü sevdasında idi ve ben bir şekilde onu hep atlattım!

Bu sene ise kaçınılmaz oldu, zira tüm sene boyunca ayda en az 1 günümüz sınıf arkadaşlarının parti evlerinde düzenlediği doğumgünlerinde geçti, tabii ki bizimki de olmazsa olmazdı..Ancak ben o parti evlerine gıcığım maalesef, format değişmiyor, çocuklara illaki bir palyaço (sanki çocuklarımız embesil ve onlarsız olmuyormuş gibi), hep aynı sandalye kapmaca, balon patlatmaca, halat oyunu gibi oyunlar... Tamam çocuklar eğleniyor hak veriyorum ama aynı format bayıyor işte beni! hepimiz hayıflanıyoruz çocuklarımız kendi başına oynamıyor bir şey yapmıyor diye, e fırsat veren mi var, yapmaz tabii? Neyse daha fazla eleştirmek istemiyorum bu sistemi, şimdiye kadar dirensem de eninde sonunda bir kerede olsa ben de düşeceğim bu çarkın içine!

Dedim ya Deniz yaz çocuğu (doğum günü 10 temmuz), biz İstanbul'da kaldığımız senelerde sitemizde bloğumuzun arka bahçesinde bulunan kamelya alanında yaptık yıllarca... Tam yanı da çocuk bahçesi idi, ohhh ohhh çocuklar orda oynar biz de yanı başında kurduğumuz masalarda yer içer sohbet ederdik...

Ankara ya geldik, aynı sistem yok tabii, parti evleri desen bahçeli değil e istemiyorum işte kapalı alan ben de yaz günü. Bu sene ekarte de edemedim Deniz'i, kafamın etini yedi durdu anne ne olur tatile girmeden doğumgünümü yapalım diye. Ancak geçen pazartesi karar verdim, bu sefer grip oldu 2 gün okula gidemedi erteleyecekken olmaz dedi ve perşembe günü cumartesi günü için apart topar bir organizasyon yaptım.

Gölbaşı nda bulunan Galatasaraylılar spor tesislerinde yapma kararı verdik, tesis inanılmaz güzel, havuz, futbol sahası, voleybol, basketbol sahası ve çocuk parkı var. Şehre yaklaşık 40 km, ne yapalım gerçekten isteyenler gelsin fazlası lazım değil dedik, davetiyelerimizi de ancak perşembe dağıtabildik. Hem benim son dakika organizasyonum hem de okulların kapanmasıyla katılım oldukça az oldu ama gelen çocuklar inanılmaz eğlendi...

Değişik sünger bob maskeleri aldım, hepsi farklı bir sünger bob oldu....

Herkese bir baloncuk üfleme aldım, baloncukları havaya üfleyip yakalamaya çalıştılar...


Çocuk bahçesinde sallandılar, kaydılar; basketbol ve futbol sahasında tepindiler...



Yorgunluktan bitap bir şekilde yemeklerini yediler...

pasta sonrası çocuk şampanyasını içtiler.......

Arada dinlenmek isteyenler böyle attı kendini minderlere...

Bu arada açık hava diye uçurtma uçururuz demiştik ancak rüzgar müsaade etmedi. 2 koca adam peşinde koştu olmadı,gülmekten koptuk
Neyse ki atlattık bir doğumgünü faslını daha, 10 temmuz da da ailecek kutlayacağız inşallah...(hay Allah ne alıcaz bu çocuğa???)

Bu arada fotoğrafların devamı aşağıdaki linkte...
http://picasaweb.google.com/anteksltd/Denizindogumgunu7

10 Haziran 2008 Salı

Son günlerde hafta sonlarımız muhtelif şenliklerle geçiyor.

İki hafta önce Bilkent Mezunlar şenliği, geçtiğimiz pazar GS'lılar pilav günü derken geçtiğimiz cumartesi de çocuklarımızın ürün dosyası sunumları için okulda idik.. Bütün bir sene ne yaptıklarını anlayamadığımız dosyalarına meğersem kendi istediklerine göre aktivitelerini yerleştirmişler ve bunları bize okul salonunda teke tek anlatacaklarmış!

Keyifle çıktık evden cumartesi günü


Başladı kızım anlatmaya...


Efendim aşağıdaki kendi resmi imiş... Kendini çok seviyormuş... (deniz bunu 3 yaşından beri söyler, "kendini sevmek" aslında çok hoş geliyor kulağa, kendi ile ve herkesle barışık olmak anlamına geliyor bence...) Bu arada sarı saçlı değil, etek de pek giymez ama öyle çizmiş işte:-)))


Bu resim deniz altını anlatıyormuş...


Yunusları çok seviyormuş, babasıyla çizmişler bu resmi, yunusu babası diğer kısımları kendi çizmiş....


Bu balık resmi sınıf panolarında idi, hekesin bir balığı var idi ve öğretmenleri okumaya teşvik amaçlı 3 kitaba karşılık 1 pul yapıştırdı, bizim 14 pulumuz oldu (14 x 3 = 42 kitap okudu Deniz 2. dönem sonrası)


Bu aile ağacımız, ailemiz ben babası, kendisi ve anneannesinden oluşuyormuş ona göre... (allah'ım amma genciz bu resimlerde)


Aşağıda hani şu meşhür Mini'si vardı ya (uyku rakadaşları ile ilgili yazmış idim), işte onunla ilgili duygularını yazmış, aynen şöyle diyor: En sevdiğim oyuncağım Mini.Onu bebekliğimden beri çok seviyorum. Onun bir kulağı kopsa bile çok üzülürüm. Hep ona sarılıp uyuyorum, ben Mini'yi çok seviyorum"

Aşağıdaki resim grup çalışması ile yarattıkları oyuna ait resim... Oyun meşhur gölge oyunu, güneş altında koşup gölgelerine basıyorlar, gölgeye basılan ebe oluyormuş. Bu oyunu hem yazmış, hem çizmiş. resim çok hoş, ortadaki güneş, altta koşanlar
var... 3 kişiyi çizmiş, yanındakilerde gölgeleri. Gölgelerde isimlerin bir kısmı görnüyormuş (Nazlı "na"sı, Oya'nın "ya"sı şeklinde...)


Deniz resim konusunda çok yetenekli değil bana göre ama annem renkleri müthiş kullandığını söylüyor, resim öğretmeni de hayal gücünün çok güzel olduğunu söylemişti veli toplantısında... Hatta bir resmini "Mon Ami" yarışmasına göndermiş öğretmeni ama sonuç çıkmamıştı:-(

Daha pek çok şey anlattı dosyasıyla ilgili ama benim Deniz'e ait en favori resmim aşağıdaki, 16/11/2007 tarihli bu resim....

Efendim soldaki bina bizim apartman, mavili yer sitenin havuzu ve bizler havuz kenarındayız... Esas olay notalar (nota çizmeğe bayılıyor her nedense) bu notalar ne dediğimde "anne anlamıyor musun kuşlar şarkı söylüyor!" diye cevapladı.


Unutamayacağım bir resim....

26 Mayıs 2008 Pazartesi

Kum boyama

Son 5-6 aydır AVM'lerde çocuklara yönelik kum boyama atkinliği yaptıran standlar görüyorum. Bu tür faaliyetlerden çok hoşlanmamıza rağmen bir türlü ilgilenmedik bunca zaman.

Geçtiğimiz hafta sonu Cepa da dolanırken Deniz tutturdu kum boyama istiyorum diye, o an vaktimiz olmadığı için biz de satın alıp evde yapmaya karar verdik.

İnanılmaz keyifli, çocuklara yönelik kahramanlar bir kartonda, kısım kısım yapışkan yüzeyleri sıyırıp, renli kumları dağıtıyorsunuz. Böylece kumlar yüzeye yapışıyor... Deniz yaparken çok keyif aldı, renkleri uğraştırdı karıştırdı,




İşte çıkan sonuçlar aşağıda....


Söz verdim bu hafta sonu yenilerini alacağız....

25 Mayıs 2008 Pazar

Deniz'in uyku arkadaşları

Deniz'i küçüklüğünden beri tanıyanların yüzünde aşağıdaki resmi görünce nasıl bir gülümseme olduğunu görüyor gibiyim.

Evet aşağıda görünen Minnie Deniz'in 2 yaşında edindiği uyku arkadaşı, kendisi Tolga ağabeysi tarafından verilmişti.. genelde çocuklar tüylü bir oyuncağı tercih ederler ama nedense bizimki böyle küçük plastikimsi bir oyuncağı tercih etti. Başparmağı ile kulağını okşayarak uyudu taaki 2006 senesine kadar...

O kadar takıntılı idi ki hiç unutmuyorum bir seferinde hafta sonluğuna Ankara'ya geldiğimizde Ankara'da unuttu, İstanbul'a dönerken sapanca yakınlarındaki McDonalds'da yemek yiyorduk ki, unuttuğunu fark etti ve saatlerce ağladı. O akşam ve ertesi akşamı nasıl ettik bilmiyorum, bizimkiler derhal kargoya verdi ve Deniz 2 geceden sonra Minnie'sine kavuştu...

2006 yazında Minnie'nin kulağı oynamaktan kopma noktasına geldi, türlü çareler denedik hiç bir türlü tamir olamadı ve kendi kendine ondan vazgeçti, çünkü kulağı koparsa daha çok üzülecekti. O kopmadan bari bırakayım dedi ve Minnie emekliye ayrıldı. Şimdi kütüphanesinde odasını bekliyor:-)))



2007 başında Toyz Shop'dan aşağıdaki ayıyı aldırttı bana, o zamandan beri uyku arkadaşı "My bedtime bear"....

Genelde tüylü oyuncakları hala çok seviyor, geçenlerde de bana aşağıdaki ayıyı aldırttı zorla....

Bir de çok komik, tüylü hayvan kılığında iki kalem kutusu var (birisi Serpil yengesinin hediyesi) bazen onlarda koyuluyor yatağa....


Ve sonuç aşağıda, bir elde favori "My bedtime bear" etrafında muhtelif tüylü konuklar:-)))

22 Mayıs 2008 Perşembe

İlahi Deniz:-))))

Çok güldüm çok, okuyunca sizde çok güleceksiniz.

Akşam eve geldim, Deniz'in çantasını kontrol edeyim derken bir baktım şort pijaması der top edilmiş bir gözde tıkılmış duruyor.

-Bu ne kızım?
-Ay anne ben bugün okul elbisemin altında pijamamı unutup gitmişim biliyormusun?

Güle güle öldük,

-E sonra nerede çıkarttın bunu?
-E okulun bahçesinde!
-Nasıl yani herkesin ortasında mı?
-ne yapayım anne okula giderken birr tuhaflık hissettim, sırtımdan çantamı indirip eteğimi kaldırdım bir de ne göreyim, Şort pijamam duruyor, ben de oracıkta çıkarıverdim işte!

Nasıl ama? İlahi Deniz....

21 Mayıs 2008 Çarşamba

pazar keyfimiz

Geçenlerde Sincan da bulunan "Harikalar Diyarı" na ilk kez gittik; kaç zamandır merak ediyordum burayı...

Bilmeyenlere, burası koskocaman bir park, gölet var içinde su bisikletleri ile gezinti yapabiliyorsunuz. Bol bol çocuk parkı var, yiyecek alanları var, nikah salonu var veeeee "Masal Adassı" var.

Masal Adası nda gelmiş geçmiş pek çok masak kahramanının maketleri var...

Parkın çoğunu gezdiren küçük bir tren yolculuğundan sonra masal adasındayız...




Deniz ve diğer masal kahramanları aşağıdaki linkte...
http://picasaweb.google.com/anteksltd/HarikalarDiyar

Aslında çok keyifli bir yer ama öğleden sonra biraz tadı kaçıyor kalabalık ile:-( Bu anlamda sabahdan gitmek daha anlamlı.

Sonrasında yine bizim meşhur Park Cadde'side idik. "Narquilla" adında bir yer var, çimenlik alanda minder üzerinde leziz yemekler ve nargile keyfi yapıyorsunuz. Biz çok sevdik, herekese tavsiye ederiz...

Bir kaç güzel resim

Anneler günü kahvaltımız... Mekan Park Caddesi/Özsüt

Ailemizin en büyük annesi babaannem ve yardımcısı Gül teyze...

Canım kızım ve yeğenlerim...

Çok sevdiğim ablalarım (Aslında yengelerim ama "yenge" kelimesinden nefret ettiğim için ablalarım)