4 Ekim 2011 Salı

2010 devam devam ....

Kaldığım yerden devam ediyorum, şaraba devam, bloğa devam, fonda Sema'nın en sevdiğim şarkısı "Kara Kız" çalıyor...

Dayanamıyorum, önce bunu yükleyeceğim...



Neyse cıvıklığı bırakalım, bloğa dönelim...

2010 Nisan ayında Mersin'e girmişiz, ailecek... Yazlığı adam edip daha sık gitmeye karar verdik, babam sağolsun, parası benden emeği sizden deyince aniden sahipleniverdik:-))) 3 gün Mersin silifke gezdik, çileğin en güzel zamanı idi; bir kasa çileği bir mola yerinde yiyiverdik.:-)))





sonuç Mersin de ki tadilatları bu yaz bitirdik, şimdi cillop gibi bir yazlığımız oldu hem de 5 saatlik bir mesafede... Sanırım bu kurban bayramı oradayız....

Geldik 2010 yaz tatiline... Bir dakka resimlerin hiç birini bulamıyorum, sabit diskimde yok, bilgisayarlarda yok, yok , yok... delirmiş durumdayım.... Yok yok ben böyle atlama yapmam, şarabın etkisi mi var bu işte bilemiyorum.... Çok mutsuzum...

Ara vermek durumundayım bulmam lazım o resimleri.....

3 Ekim 2011 Pazartesi

Huuu huu yine yeniden....

Eveeeet uzun bir aradan sonra merhaba....

Şimdi düşündüm düşündüm, ben bu bloğu ne için açmıştım, esas amaç kızıma hatıra olsun diye, e insan çocuğunu yarı yolda bırakır mı? Vallahi işi gücü bahane edip bırakmışım, derhal toparlıyorum...

Toparlarken farkediyorum ki yazmayı özlemişim, keyfim yerine geldi çok... Hazır Eray şehir dışında bu akşam, galiba sabaha kadar yazacağım... Dedim ya keyiflendim diye; önce şarabımı koyayım hele bir...Hatta size de hemen resmedeyim...



Bu arada becerebilirsem Deniz' e de bloğa tekrar başladığımı söylemeyip yıllar sonra bir sürprizle önüne koyacağım, bakalım becerebilecek miyim, ona da yakalanmadan zor ama....

Yaklaşık 1,5 sene geçmiş; toparlaması güç, az buz şey yaşanmamıştır, hatırlaması da çok kolay olmayacak.. Bu anlamda resimlerden faydalanacağım, hatta az laf bol resim koyacağım. Sizler için de kolay olur böylesi... Sabit diskim yanımda, haydi bakalım karıştıryoruz, 2010 Şubat dan sonra en yakın ne çıkacak?

Hemen Nisan ayından aşağıdaki iki resim çarptı gözüme... Nisan ayından bir aile kahvaltısı...



Bu resme bayıldım, 3 kardeş çocuğu bir arada...




2010'da 2 adet aileden düğün vardı bizde... Biri ağabeyim biri kuzen.

Aşağıdaki görüntüler ağabeyimden, 2. evliliği kendisinin, aileye genç ve çıtır bir gelin geldi:-))) Yüzüne karşı da çıtır gelin diye hitap ettiğim için rahat yazabildim burada:-))




Deniz'in resmini koymadan geçemeyeceğim, zira nadir elbise giydiği günlerden bir gece bu, yine dayanamayıp şaklabanca bir poz vermiş... Kendi resmimi hiç koymuyorum çünkü biraz kokoştum, utandm şimdi bloğa da ara verince :-)



Nisan ayı bizde paskalya kutlamadan geçmez, malum her sene Noelle ve çocukları ile yumurta boyar, saklar tekrar buluruz :-))





Kısa bir ara hemen döneceğim....

7 Şubat 2010 Pazar

2009 'un güzellikleri...

Sevgili Deniz sormuş bana; hem de taa 4 Ocak'da (gecikme için kocaman özür!) 2009 neden güzel geçti diye....

Hemen anlatayım:

Birincisi yıllardır süren bir dargınlık var idi dayım ve yengemle... İşte geçmişte olanlar aşıldı; geleceğin keyifli günlerinin tohumları atıldı... Bir senedir kuzen İpek ile yakınlaştık, yeni bir kızkardeşim oldu benim, kızımında yeni bir ablası....



Uzaktaki dostlarla birlikte buluşmak bu yılı ayrı güzelleştirdi benim için...

Taa Amsterdam'dan geldi sevgili Arzu yılın başında, bir kaç saatliğine de olsa, beraber olabilmek çok güzeldi.



Sevgili Aysel'lerle Ankara'da bir hafta sonu çok güzeldi...



Sanıyorum 7 senedir görüşmediğimiz sevgili Tolga ve ailesinin Fransa'dan gelmesi ve Kuşadası'nda geçirdiğimiz 3 gün çok güzeldi, aynı şekilde Reco ile de ...



Sevgili Mehtap'larla Eskişehir'de buluşmamız çok güzeldi...





1 haftalık amerika seyahati benim için çok özeldi. 2 günü Emriye ile NewYork'da buluşma gerçekten bu yılın en güzel iki günüydü. Niagara şelaleri ziyareti benim için çok ama çok özel oldu...



Final olarak en önemlisi hayatıma düzenli olarak sporu katabildiğim ve haftada 3 gün fitness'a gidebildiğim için 2009 güzel geçti :-)))



Geç olsa da ben de sormalıyım değil mi? Söyle bakalım Sinem 2009 neden güzel geçti?

5 Şubat 2010 Cuma

İstanbul

Yılbaşı akşamı ertesi gün, kim tutar bizi 3 gün tatilde burada? Derhal toparlanır İstanbul'a kankalarımıza kaçtık....

Üstelik vardığımız gibi akşam kendimizi Bağdat caddedine attık, oh hava ılıman, Ankara'da maalesef bulamadağımız yürüyüş yolu Bağdat caddesinde keyif ederken...



Çağın çocukları internet başında,



Biricik eski patronumla Tuzla'da yemek keyfi,



Çocuklarımızın restaurantdaki hali, sanki kendi evlerindeler...



Sonrasında Semih Bey'lerdeki kahve keyfi; oynayan bebeğin karşısında Eren'in roman havası.... Hayatım boyunca dansını unutmayacğım....






Gecenin sonuna doğru zıvanadan çıkmış halleri, rezillik diz boyu...



Bir İstanbul gezisi böyle bitti..
Aman Allah'ım, yazmayalı 2 ay olmuş, hiç bu kadar arayı açmamıştım...

Tempomu anlatmam mümkün değil, 12 Şubat'da Kentpark'da açacağımız 1000m2 mağaza ile ilgili öyle yoğun çalışıyoruz ki nefes alamaz durumdayım, aslında çooook önce başladık hazırlığa ama uzun süren toplantılardan iş yapmak mümkün olmadığı için son anda inanılmaz sıkıştık.... Gün boyu nefes alamadığım için ve ancak kendimi sporla rahatlatabildiğim için, bu iş temposu ve haftanın 3 günü spordan sonra bloğuma maalesef vakit bulamadım.

Ama söz hiç birşeyi atlamadan yazacağım, daha doğrusu daha çok resimleyeceğim.... Hadi başlayalım...

Aslında yeni yıla çok keyifli başladık; yılbaşı akşamı babamlarda İstanbuldan gelen sevgili Begüm-Ömer ile birlikte idik....

malum yeni yıl, hepimizin evinde olduğu gibi zengin bir sofrada külli muhabbetle geçiyor...





İlerleyen saatlerde dans ve maskeler....





ve hediyeler, aldığım en hoş hediyelerden biri bu ışıklı uçları ledli, hala salonumuzun baş köşesinde...



Ailemizin yaşayan en büyükleri...




Deniz'in hayali, piyangodan çıkacak para ile müstakil ev ve köpek :-))) Merak ediyorsanız söyleyeyim, gerçekleşmedi ....



Bu arada ben sarp'ın 3 yaşında olduğunuz unutup öyle bir araba maketi almışım ki, beyler bütün akşam monte etmekle uğraştılar. :-)))



İşte böyle, 2009 u gönderdik, 2010'u getirdik........

Resimlerin devamı, malum...

http://picasaweb.google.com/anteksltd/YLbas2010#

10 Aralık 2009 Perşembe

Valizimi alır giderim....

Yine cinlendim bu akşam...

Deniz her gün okul çıkışı evimizin yakınındaki etüde geliyor, iş çıkışı onu alıp beraber eve giriyoruz.

Amma velakin gelmişim koştur koştur etüde, haftanın üç günü bir şekilde sürekli benimle pazarlık halinde, mutlaka ya kırtasiyeye uğranıp bir zerzevat alınacak veya bakkala uğranacak ya da dışarıda yemek yeme pazarlığı....

2 senedir etüde gidiyor, 2 senedir aynı muhabbet halindeyiz, ama tabii insan sabrının bir sınırı var, işte bugün sabrımın taştığı gün oldu...

Bu sene kesin kurallar koydum, hafta içi acil durum olmadıkça kırtasiye yok, zaten ev en iyisi benim diyen kırtasiyeciden daha çok eşya ile dolu, 2 ayda bir ayıklıyorum, evden bir çocuğa tümüyle yetecek kırtasiye eşyası çıkıyor, deliricem... Diğer bir kural da hafta içi zorunlu olmadıkça dışarıda yemek yok, hamburger keyfi hafta sonu olacak, zati kendimizi dar eve atıyoruz cık cık cık...

salı günü şansını denedi kırtasiyeye gidelim, öğretmenine bir resmini hediye edecekmiş, fotokopisi lazımmış; dedim ki hafta sonu. Dün akşam yie aynı muhabbet, kibarca hafta sonuna söz verdiğimi hatırlattım yine... Bugün akşam yine etüd çıkışı "anne kırtasiyeye gitmem lazım, ucum bitti, resmi fotokopi çekeceğim." Kibarca yolumuzu değiştiremeyeceğimi hafta sonu için söz verdiğimi bildirdim. Vay efendim bir diklenme bana, bir bağırma çağırma ağlama, işte o an koptum.. Hayatımda ilk kez suratına tokat indirme raddesine geldim, zor tuttum kendimi, ellerim titreyerek.....

Bağırdım, çağırdım gıkı çıkamadı, eve geldik, bu akşam kendisiyle konuşmayacağımı söyledim, başladı hüngür şakır... Kim takar, ben de şalterler atmış vaziyetde, ben burnmdan soluyarak, Deniz sümükle karışık yemeğini yedi...

Yemeğini bitirdi, geldi yanıma kağıtdan yaptığı uçağı hafifce önüme koydu; uçağın üstüne şunu yazmış: "Anne lütfen konuşalım, yoksa valizimi alır giderim" Bir anda kahkaha kopardım, ne diyeceğimi bilemedim sarldım kuzuma... O da yazık bir eşzamanlı gülme ağlama krizine girip ne diyeceğini bilemeden sarıldık biribirimize...



Deniz'i tanıyanlar bilir, isteklerinde inanılmaz ısrarcı bir çocuk, ancak beni bu huyu delirtmek üzere, tek umudum bu huyunun gelecekte tuttuğunu koparan kafasın koyduğunu yapacak olan bir kişilik olmasıyla örtüşmesi ..:-)

Velhasıl çocuk yetiştirmek zor zanaaattt... baksana büyüdü adam oldu bana dikleniyor üstelik işi valizini alıp gitmeye kadar getiriyor....

5 Aralık 2009 Cumartesi

Eskişehir ve dostlar

Bir keyifli bayram daha böyle geçti...

Daha önceleri hep yazdığım meşhur kahvaltımızı ilk gün keyifle bitirdik, tüm sülale ile bu vesile ile bayramlaşmış olduk....

Ardından gün içinde dostlarımıza uğradık...

İkinci günü ise İstanbul'dan çok sevdiğimiz dostlarımız ile Eskişehir'de buluşma planı yapmış idik; bir saydım ki Eren ve Deniz birbirini görmeyeli 6 ay olmuş.. İlk kez arayı bu kadar açıyoruz :-((((

Heyecandan duramadı her ikisi de, bayramın birinci günüden beri " anne kaç saat sonra buluşacağız" soruları her iki anneyi de hem bezdirdi hem heyecanlandırdı....

Eskişehir'de bulunan envai çeşt akrabalara haber vermeden otelimize hızlıca yerleşip kankalarımızla buluştuk :-)))

Çocuklarımızın ilk buluşma hali çok hoştu, ne yapacaklarını bilemediler; akabinde birbirlerine doyasıya sarıldılar... İşte kuzularımızın ilk pozu;



Önce yemek yemeğe Taps'a gittik, ne çok konu vardı konuşulacak; iş hayatı ile ilgili değişiklikler, kariyer planlamaları, çocukların okul düzenleri, yeni ev planları, ortak kişilerle ilgili dedikodular vs vs... Koca geceye sığamayan diyaloglar...

Biz böylesine mutluyken;



Kocalarımız böylesine mutlu;



Çocuklarımız da böylesine mutlu idi;







Yemek sonrası kahve molasına Haller Gençlik Merkezi'ne uzadık,Eskişehir'in son dönemde popüler yerlerinden biri burası, Çiçek Pasajı'nı andırdı bana... Burası eskiden harap bir sebze ve meyve hali iken belediye tarafından restore edilerek son derece güzel bir eğlence ve dinlenme merkezine dönüştürülmüş, canlı müzik eşliğinde bizler kahvelerimizi yudumlarken, çocuklarımız da bayram harçlıkları ile binbir türlü pazarlıklar yapıp kitap ayıracı aldılar :-)))



Her geçen gün daha bir güzelleşiyor Eskişehir, her gittiğimde şehrin enerjisinin daha bir arttığının fark ediyorum... Örnek bir belediyecilik uygulayan Büyükerşen'in yarattığı Eskişehir'i bu site çok güzel anlatıyor...

Yine ertesi sabah yaptığımız keyifli kahvaltıdan sonra kucaklaşarak vedalaşıyoruz, en yakın zamanda buluşmak dileğiyle...

Bu güzel buluşmaya ait resimlerin devamı burada.

12 Kasım 2009 Perşembe

Eyvah! Sobelenmişim!

Uzuuuun zaman oldu, kimse beni sobelememişti, ne yalan söyleyeyim biraz uzaklaşsam da blog aleminde özlemişim bu modu ben. Bu anlamda sevgili Sinem'e teşekkürlerimi sunuyorum.

1. Şu an okumakta olduğunuz kitap ve kısaca konusu:


Şu sıralar TV de pek bir popülermiş R. şanal, annemdan aldım bu duyumu, yine onun tavsiyesiyle çok yeni başladım bu kitaba; "Kuantum ve Kuran" Din inancım ve bilgim çok yoktur, benim için Allah vardır, gerisi ise insanın iç ve ahlak temizliğidir, müslümanı, yahudisi musevisi fark etmez. Amma velakin merak ettim bu kitabı, henüz özetleyecek kadar da gelmedim, zira Pazar günü aldım elime; ama kitabın arkasında yazılan özetden yola çıkarak kitap kuantum fiziğinin temel önermeleri ile Kuran'da ulaştırılmaya çalışılan mesajın aynı olduğunu anlatıyor. Söz bitirince daha detay yazarım. :-)

2.En son aldığınız kitap:
Arkadaş Yayınevi'nin çok yeni çıkardığı Her Yönüyle Şarap kitabını aldım, şarabı çok sevdiğim için keyifle okuyacağım.



3.Şimdiye kadar aldığınız kitaplar arasında en sevdiğiniz:


Bir tanesini seçmek çok zor ama üniversite çağlarında okuduğum "% 100 Düşünce Gücü" adlı kitap hayatıma yön veren kitaplardan biri olmuştur diyebilirim. Pozitif düşünce gücünü, bu güçle aslında hayatta pek çok şey başarabileceğimizi bu kitaptan öğrendim. Halen benim için bir başucu kitabıdır, bunaldıkça okurum...

Ayşe Kulin'i çok severim, okuduğum her kitabını çok beğendim, zira Gabriel Garcia Marquez, Paulo Coelho ve Türk yazarlardan İnci Aral "Safran Sarı" çok beğendiğim ve okuduğum yazarlar arasındadır. Osmanlı tarihi olarak da Hıfzı topuz kitapları favorimdir.

4.Bir türlü bitiremediğiniz, bitirseniz de illallah dedirten kitaplar:

Bu tarzda da çok kitap geçti galiba elime, en son örnek elif Şafak "Süt" ü verebilirim, "Aşk" ı 3 günde bitirmeme karşılık "Süt" e defalarca başlayıp bir türlü ilerleyemedim.

söylemeden geçemeyeceğim, Orhan Pamuk kitaplarını da asla okuyamıyorum ben, ne "Benim Adım Kırmızı" ne "Kar" 5 sayfadan fazla okuyamadığım kitaplar arasında. Kütüphanemde öyle dururlar, bakışır kalırız birbirimize....

5. Elinizdeki kitap bitince okumayı düşündüğünüz kitap:

Kuyrukta bekleyen çok kitap var, köy enstitüleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için Mehmet Başaran'ın "Köy Enstitüleri" ni almış idim en yakın zamanda okuyacağım. Yukarıda bahsettğim Her Yönüyle Şarap'da sırada beni bekliyor. Haaa bu arada tez zamanda "ergenlik" ile ilgili bir kitap alıp okuyacağım, Deniz bu yola yaklaşırken ben de hazırlıklı olmalıyım :-))

aaa bu kadarla bitmiyordu di mi bu iş, şimdi ben de 3 kişi seçmeliyim. Haydi bakalım sevgili Kıymet, sen iyi bir okuyucusun biliyorum biri sana; sevgili nane şekeri,hadi sen de Hollanda'dan haber et bize ne okuyorsun; veee sevgili serap uzun zaman oldu görüşmeyeli, sobenin biri senin....

Haydi bakalım sıra sizde!

1 Kasım 2009 Pazar

Cumhuriyet Bayramı kutlamalarımız Candan Erçetin ile devam etti.

29 Ekim akşamı evimizin çok yakınında idi konser, Eray mızıkladı gelmedi, Deniz ile ilk konserimiz oldu bu...





Kızişkom benim gerçek arkadaşım artık, birlikte şarkıları söyledik ve yerimizde dans ettik...



Candan Erçetin her zamanki gibi süperdi, gerek kıyafeti gerek performansı ile büyüledi bizleri..

Atatürk'ün sevdiği şarkılar ve Cumhuriyet coşkumuz birleşti, tüm kalablığın keyfi inanılmazdı...

Bir avuç da kalsak, coşkuyla kutluyoruz bayramımızı, umutla artacağımızı düşünerek...

29 Ekim 2009 Perşembe

Cumhuriyet Bayramı

Canım çok sıkkın, yazamadım olan biteni bir türlü...

Pazartesi günü sevgili Sinem ile aynı duyguları paylaşarak okul müdürlüğüne mail attık, bizler gibi başkaları da mail atmıştı, sözde domuz gribi tatili için 29 Ekim kutlamamızdan mahrum kalmak istemiyorduk....

Sayın Okul müdürümüz öğleden sonra hepimizi tek tek arayarak, gün boyu valilikte ve MEB da izin almak için çırpındığını ancak alamadığını bildirmişti, üstelik alınan cevap da çok hoştu, altı üstü bir şiir okumak değil miydi bu tören, haftaya yapılıverirdi :-)))) İşte devletin en üst makamları Cumhuriyet Bayramı kutlamasına bu gözle bakıyordu.... Sonunda okulumuz internet sayfasında "yetkili makamlardan izin alamadığımız için üzülerek cumhuriyet bayramı töreni yapamıyoruz" duyurusunu yaptı:-(

Her sene yaptığımız gibi bu sene de Cepa' da ki bando gösterisine gittik, yine çok keyif aldık, marşlarımızı söyledik, bayraklarımzı salladık...







Okulumuzun her sene yaşattığı töreni yaşayamasak da bu bando gösterisi ile mutlu olduk; akşam da Candan Erçetin konseri ile coşmayı ümit ediyoruz....