7 Eylül 2007 Cuma

Çocuklar gibi şendik!!

Geçen günlerin birinde ağabeylerim ve çocuklar toplanıp Lunapark’a gittik, en son ne zaman gitmiştim oraya bilmiyorum ama en az 20 senesi var.. Allah’ım nasıl eğlendik anlatamam, her yer gibi orası da çok değişmiş... Eski adı ile Gençlik parkı idi, kocaman bir gölet vardı ve anneannem her sene bir Pazar bizi oraya toplar ve hep birlikte sandal sefası yapardık. Hatta çocukluğumda hatırlıyorum Ankara Gençlik Parkı gazinolarında Bülent Ersoy, Zeki Müren filan çıkar ve müthiş sansasyon olurdu Ankara’da...

Şimdi ise sadece lunapark havasında bol bol(adlarına nasıl hitap edilir bulamadım şimdi) eğlence aktiviteleri var,neye bineceğinizi şaşırıyorsunuz.. Tolga ile Zeynep çılgına döndü herhalde 30 kez bir şeylere bindiler, Deniz 3 kez salıncağa bindi, kanoyo çocuk trenine, carousele bindi...


O bunlara binerken aklıma 2005 yılında Mehtap'larla gittiğimiz İstanbul Crocus geldi aklıma...

Tolga’nın ısrarı üzerine çılgın bir trene bindik, kusasım geldi indiğimde-((((

Final kısmı enfesti, 3 araba 2’şerli çarpışan arabalara bindik büyükler ve de çocuklar hep birlikte... Çarptık çarptık birbirimize çocuklar gibi şendik o gece.....

Yeahuuuu Sobelenmişim!

Başlıktan da anlayacağınız üzere bu benim ilk sobelenişim, heyecan dorukta yani... Uzun zamandır bekliyordum kim beni sobeleyecek diye, ne varsa kankamda var aslansın sen....
Gelelim çocuk sitelerine... Bizim de en favori sitelerimizden biri sen de olduğu gibi çocukca Deniz oradaki bellek oyunlarına, yaramaz palyaçoyu boyamaya ve köstebek oyununa bayılıyor. İlave olarak ise söyleyebileceğim siteler şunlar atlıkarınca 'da yine çocukcaya benzer keyifli oyunlar var, geloyun deseniz yine çok zengin bir site, bir de biz arada oyunzap'a takılıyoruz. happykids'de oyunların yanı sıra keyifli İngilizce şarkılar ve de büyüklere yönelik güzel bilgiler var.
Bu arada belki biliyorsunuz, çok sıkı 2 kaynak daha var daha çok ileriki yaşlarda faydalanabileceğimiz; bir tanesi tübitak 'a ait
ki "Bilim Çocuk" ve "Meraklı Minik" kısmına tıklarsanız şimdiden faydalı aktiviteler bulabilirsiniz. Bir de ben dört gözle kızımın bu sene okuma yazma öğrenmesini bekliyorum, o zaman da daha çok national geographic 'e takılacağım.
Karamelize'ye tekrar teşekkürler buradan, bilgiyi paylaştığı ve de paylaşmaya vesile olduğu için... Umarım yazdıklarım da sizlere faydalı olur, sevgiyle kalın.

5 Eylül 2007 Çarşamba

Son 10 gündür yine çok hareketli hayatımız, daha çok çocuk aktiviteleriyle... Zira sevgili yeğenimiz Defne geldi Ankara’ya ilk defa anne babadan ayrı bir şekilde 5 gece. Kızlar anında sıkı fıkı oldular , bir gece dedelerinde bir gece bizde kaldılar, kıkırdayarak uyudular gecenin 12’sinde....

İlk gün hep birlikte kum festivaline gittik, ancak 16 Eylül’de açılacakmış, sadece yapım aşamasındaki heykelleri görebildik. Bir sanat şahaseri gerçekten yapılanlar ve müthiş bir emek....


Bir günümüzü de dedemizin çiftliğinde pikniğe ayırdık, tüm kuzenleri topladık, deliye döndüler hep birlikte... Sonrasında Mesa Plaza’da 30 Ağustos bandosuna takıldık, sonuna yetişebildik ancak bahçeden kopamadığımız için.

Bir gün meşhur film Ratatauille ‘ye gittik, sevimli Küçük Şef’i zledik hep birlikte.. Parkda oynamalar, Burger King’de yemekler, jetonlu oyuncaklar, trombolinde zıplamalar derken geldi geçti 5 gün işte...


Bu arada Deniz’in evde kalmadığı üç akşam, biz de attık kendimizi Ankara mekanlarına.. Çayyolu’nun hatta Ankara’nın gözde mekanlarından California Nissh’de idik bir akşam. Bir akşam leziz yemekleriye meşhur Pepper Mill'de idik yine evimizin yakınında..
Okul öncesi iyi keyif etti bizim kızlar, ikisi de başlıyor bu Pazartesi okula... Sözleştik her yaz tatili ve sömestrde beraberiz Defne ile, bir İstanbul’da bir Ankara’da....

26 Ağustos 2007 Pazar

Beypazarı

Ankara'ya geldiğimizden beri aklımızda idi Beypazarı. Baktık hafta sonu hava nane molla, havuza girme şansımız yok, hemen yaptık Beypazarı planını. Üniversiteden arkadaşımız Mahmut'da katıldı bize, önce biz de keyifli bir brunch sonrası saat 12.00'de evden çıkıp 1 saat 15 dakikada vardık Beypazarı'na..

İlk bakışta evler göze çarpıyor, eski Ankara evleri. Sadece kart postallardan ve de Ankara ile ilgili eski resimlerden tanıdığımız evleri görüyoruz karşımızda.. Turistik olan şehir merkezinde bolca var bu tip evelerden... Sonra dar bir sokak, sağlı sollu esnaflar: kimi Beypazarı kurusu fırınları, kimi yöresel 80 katlı baklava yapanlar, kimi havuç suyu satanlar, kimi erişte makarna, tarhana satanlar, kimi daha turistik bakır eşya satanlar şeklinde sıralanmışlar..



Tarım ürünleri açısından çok zengin olan bir ilçe Beypazarı; İstanbul, Ankara gibi merkezlerin domates, ıspanak, salatalık, marul, biber, havuç ihtiyacı da yine Beypazarı'ndan karşılanoyor imiş. Türkiye'deki havuç ihtiyacının %60'ı da Beypazarı'nda yetiştiriliyor. Bu anlamda havucu her şekilde görüyorsunuz etrafınızda; havuç suyu, havuç lokumu, havuç reçeli ve hatta havuç dondurması bile yapılmış...

Çarşıyı turladıktan sonra her yerde Yaşayan Müze oklarını görüyoruz ve takip ediyoruz. Vee karşımıza 100 yıllık bir konak çıkıyor, en komiği de kurutulmak üzere asılmış biberleri kemiren tavşan karşılıyor bizi müze girişinde.

Derken içeriye doğru yöneliyor ve gönüllü turzim elçilerinden konak hakkında bilgi alıyoruz, tiftik tüccarı bir bey ve öğretmen hanımının evleriymiş ve kültür bakanlığı'na miras bırakılmış.. Konağın orijinal hali mümkün oldğunca korunabilmiş, bu arada eski geleneklerden olan kurşun dökme olayını yaşatıyorlar size..Aşağıdaki resme tıkladığınızda konağa ve Beypazarı'na ait detaylı resimlerimizi görebilirsiniz.
Beypazarı

Çıkışte müze bahçesinde çay keyfi yaparken sohbet ediyoruz kendi aramızda; dedelerimizin evlerinin aslında böyle olduğunu düşünüyoruz ama bence o kadar uzağa gitmeğe gerek yok ki babalarımızın çocukluğu bile böyle bir evde geçmiş olablir diye düşündüğümü söylüyorum.

Ertesi gün babamın yanında alıyorum soluğu, gösteriyorum resimleri, gözleri dolu dolu anılarına gidiyor aynen böyle bir mutfakları olduğunu, buzdolabı olmadığı için karanlık bir mahzen de (ki aynısını konakta görmüş idik) nasıl yiyeceklerini muhafaza ettiklerini anlatıyor bana. İnanamıyor insan sadece bir nesil öncesinin bizlerden nasıl farklı bir ortamda büyüdüğünü duyunca. Sözleştik, okullar açılp kızımın okulda olduğu bir gün doğduğu yerlere gidip kamerayla çekim yapıp babamın ağzından çocukluğunu dinleyeceğim.....

Dostluk....

Keyifli bir İstanbul gezimiz daha geride kaldı... Sektörümle ilgili zuchex fuarı için gittim İstanbul'a bu sefer. Deniz'i de 2 gün boyunca can dostlarımdan biri olan Aysel'in evinde sevgili Kader ablamızın güvenli ellerine bıraktım. Gün boyu havuza girmişler, parkta, evde doyasıya oynamışlar İrem ile birlikte... Bir akşam da sevgili Mehtap'ın evinde İrem, Deniz, Eren üçlüsü keyif yaparken biz üç kanka da Kalamış Divan'da koyu muhabbete daldık beraberce...

Kızım da farkında artık gerçek dostluğun arkadaşlığın, öyleki ciğerinden ağladı Aysel'lerin evinden ayrılırken. 2 günde anında adapte oldu oradaki hayata İrem ile; amma velakin ne Eren'e ne İrem'e doyabildi güzel kızım...

Bu arada yine eski dostlardan biriyle, sevgili Güldalı ile sürpriz bir şekilde buluştuk İstanbul'da.. Taksim Gezi'de öyle bir koyu muhabbete daldık ki anlayamadım 2 saatin nasıl geçtiğini.. Hatırlayamadık en son ne zaman görüştüğümüzü ama yaklaşık 4 sene olmuş galiba, iyi geldi eskiyi yad etmek birlikte.. Bir daha ne zaman görüşürüz hiç bir fikrim yok (umarım en yakın zamanda) ama fark etmez, bitmez bu güzel dostluk uzun zaman görüşemesek de....Kazakistan'dan haberlerini bekliyoruz bakalım...

Hani çalışan annelere yönelik bir laf vardır "bebeğinizle görüştüğünüz zamanın uzunluğu değil, verimliliğidir önemli olan, yani kaliteli zaman geçirmek önemlidir her zaman" Dostluklarda böyle değil midir sizce? Nice dostlarımdan uzaktayım şu anda ama biliyorum gönüllerimiz bir, kalplerimiz bir her zaman. Veee en önemlisi her buluşmamızda kaldığımız yerden devam edebiliyoruz muhabbete..

İstanbul'da dostlarımdan aldığım enerji ile daha da mutluyum şu anda, sağ olun var olun.....

19 Ağustos 2007 Pazar

Tatil sonrası tilkiler

Tatil sonrası kafamda tilkiler dolaşıyor önümüzdeki sene ile ilgili, Allah'dan bir mani çıkmaz ise gelecek yılki planlarımız şöyle:

1) Mutlaka bir mavi yolculuk... Tohumlarını attık bile, cayan olmaz ise 8-10 kişi varız Ankara'da şimdiden ve 15'e tamamlamaya çalışıyoruz. Duy sesimi İstanbuuul, Amsterdaaamm!

2)2. tatil planı direk Antalya hareketli Kaş, Kalkan, Patara turu... Son nokta tabii ki Bodrum Bodrum... Böylece Ege ve Akdeniz'e ait populer yerleri bitirmiş olacağız karadan ve denizden...

3)Yıllardır evine davet eden dostum Noelle'in yanına Korsika'ya gitme planımızda.. Tabii ki Paris-Disneyland ile birlikte...

Bu arada bütün bunlara geçmeden yani yaz gelmeden can dostum Zuzu'ya gideceğiz Amsterdam'a inşallah, ah bir grubca toplanabilsek bir an evvel gidebilsek vallahi iple çekiyorum Zuzu'cuğuma ziyareti....

Bu arada gezdiklerimi, gördüklerimi daha güzel resmedebilmeliyim, denizin maviliğinin hakkını verebilmeliyim resimlerimde diye profesyonel fotoğrafcılık kurslarına başlayacağım bu kış inşallah...

Tabii ki tüm bu hedefler vakit ve nakit ile ilgili, kısmet bakalım hangisi realize olabilecek bu planların?

16 Ağustos 2007 Perşembe

Annemin Resim Sergisi Bodrum Şubesi

65 yaşında olmasına rağmen hala üretebilen, sanatcı ruhlu, renkli kişilikli ve kafasına koyduğunu yapan bir annem var benim...

Tutturdu bu sene Bodrum'da da bir sergi açacağım diye ve fazla kullanılmayan site kütüphanesinde sergi açmak için yönetimi kandırdı. Yıllardır temizlenmeyen mekana girdi ve dip bucak kendi temizledi, biz gelince de son rütuşları yapmak üzere hep beraber daldık kütüphaneye, ne yapalım sanata saygı!!!
Amacı 1200 hanenin bulunduğu ve binlerce insanın oturduğu Bağla koyuna az da olsa sanatı taşıyabilmek... "Ben öncü olayım gerisi gelsin, herkes gelsin sergi açsın, sanatını sunsun bu mekanda" diyor annem kendinden emin bir şekilde...

Temizlik sonrası bir heyecan Metro'ya gidip açılış kokteyli malzemelerini aldık, ertesi gün sahilde açılış duyurularımızı yaptık ve sergimizi açtık...

Amacına ulaşacak mı bilmem, gerisi gelir mi sergilerin orada onu da bilmem ama annem hayallerini mojaladı yine :))) ("mojalama" bu seneki Bodrum tatilimizin lafı idi)Bize de "siz olmasanız açamaz idim bu sergiyi" şeklinde teşekkür etmesiyle duygulu anlar yaşadık annemle...

Bu arada Bodrum tatili ve resim sergisinden bazı resimleri aşağıdaki resme tıkladığınızda göreceksiniz... Herkese sanat dolu günler!
Bodrum 2007/2

Olmazsa Olmaz

Bizim için tatilimizin ya başı ya sonu Bodrum'dur mutlaka... Her zaman bir sebep vardır Bodrum'a gitmek için..

Bu seferde çok gezeceğimiz ve gezi sonrası dinlenmek ve de anneciğimin resim sergisine katılmak için bir 3 gün ayırmış idik Bodrum'a. Ama doyamadık ve 2 gün daha ekledik ucuna...

Giderken hadi yolumuzun üzerinde Gökova'ya uğrayalı dedik, ancak fotoğraf makinamı arabada unuttuğum için resimleyemedim burayı ama merak edenler için Akyaka/Gökova'yı bir inceleyin buradan...

Öğle yemeğimizi Akyaka'da yedikten sonra Bodrum'a vardık akşam üstü.. Annemden "gezmekten çocuğu hasta ediyorsunuz" zılgıtları yedikten sonra sakin Bodrum tatilimize başladık..

Gün boyu Ilgınlar Plajında bezmece, denizde yüzmece, sürekli tıkınmaca, akşamları bazen hep beraber bazen kocişkomla başbaşa gezmece...

Deniz yine kendine bir arkadaş buldu ve gün boyunca vakit geçirdiler birlikte. Bu seferki bir prens idi, Baran...

Her gün değişik bir havuz yaptılar birlikte...

Her gidişimizde değişik yerler keşif ediyoruz biz Bodrum'da... Bu sefer de Yalıkavak sanatcılar sokağı ve meşhur olmasına rağmen nasıl olup da bunca zaman bilmediğimiz Bitez Dondurmacısını keşfettik bu sene... Bakın Gülse Birsel nasıl yazmış Bitez Dondurmacısını 2004'de.....

Tekne turumuz


Bugün planda 12 Adalar tekne turu var, "eğer Fethiye'ye gelirseniz mutlaka 12 adalar tekne turuna çıkmalısınız" diyor Fethiye Net Enfes koylarda ve adalarda yüzdük gün boyunca, Yassıca adası, Klepotra hamamı, Kızıl Ada, Sarsala koyu (özellikle buraya hasta oldum) derken saat 20.00'de anca varabildik otelimize.. Deniz saat 18.00'den itibaren çok keyifsizdi ve otele gelişimizin ardından ateşlendi ve sabahı sabah ettik Letoon Hospital'da...

Sabah KBB'cinin yaptığı muayane sonrası çok şiddetli bir orta kulak enfeksiyonuna yakalandığını öğrendik Deniz'in. 5 adet iğne ve antibiyotik tedavisi verilince ne yapmalıyız tatili bitirmeliyiz mi diye düşündük bir süre... Tabii ki bitirmeyecektik, ancak biraz rölantiye alıp otelde dinlenmeye karar verdik...

Amma velakin iğne sonrası Deniz şakımaya başlayınca biz kurtlu anne baba da duramadık yerimizde... Hadi yakıncanak Göcek'e kaçalım dedik akşam üstü..

Önce yolumuzun üstündeki koylardan biri olan Günlüklü plajına uğradık.. Meğersem ne populer bir yermiş şu anda, dünya güzellik yarışmasının yapıldığı otelin koyuymuş burası... Yine bol oksijenli, enfes çam ormanları etrafında hoş bir koy burası...

Kızımıza her zaman Polyannacılık oynamayı öğretmeye çalışıyoruz. Her şartda mutlu olmasını, her olaydan keyifli bir durum çıkarması için yol göstermeyi denedik çocukluğu boyunca.. Galiba ilk meyvelerini verdi, kendi kendine "denize giremesem de kumda oynar kale, havuz yaparım" dedi ve öyle de yaptı...

Amma velakin Deniz denize girmeyince biz de plaj olayını erken bitirip Göcek'e doğru yol adık.. Enfes bir marinası var Göcek'in tabii ki enfes koyları da.. Bekle bizi Göcek seneye seni karış karış gezeceğiz...

Son akşamımızda yine başlayan ağrılar uyutmadı bizi gece boyunca:((( Allah'ım nereden çıktı bu hastalık şimdi?? Pardon Allah'ım sözümü geri alıyorum ve herşeye rağmen Allah beterinden korusun diyerek uyumaya çalışıyorum...

Tatilimizin Ölüdeniz gezisini noktalıyoruz burada. Daha çoook gezilecek yer var civarda; özellikle Kelebekler vadisi, saklıkent kanyonu, dalyan, sarıgerme... İlk üçünü onüç sene öncesinden iyi biliyoruz ve Deniz biraz daha büyüyünce tekrar etmeyi planlıyoruz.. Sarıgerme is kısmet belki seneye kaldığımız yerden...

Ölüdeniz 2007

Gemiler Plajı

2. gün atladık yine arabamıza Kayaköy istikametine doğru Gemiler plajı'na... Allah'ım her yer ne kadar hızlı değişiyor, Kayaköy'ü 13 sene önce gördüğümüzde in ve cin şeklinde idi... Ama yine de özelliğini çok kaybetmemiş, çok keyifli küçük oteller ve kır kahveleri var etrafta..
Keyifli mi keyifli bir yoldan ierliyoruz Gemiler Plajı'na.....

Veeee inanılmaz güzel bir koya geliyoruz orman içinden geçerek... Allah'ım öldüm cennettemiyim, yoksa hala hayattamıyım diye mırıldanıyorum kendi kendime..
Akvaryum gibi bir deniz, sağım, solum ve arkam orman içinde...


Günün bir kısmını burada bir kısmını başka bir koy için ayırmıştık ama kopamıyoruz buradan, tüm gün boyunca yayılıyoruz bu cennet köşede.

işte buradayız Ölüdeniz

Saat gece 2.00 de başlayan yolculuğumuz Ovacık mevkiinde bulunan otelimizde 11.00 civarı son buldu. Çok sempatik doğal yeşillikler ve ağaçlar içinde ve çam ormanı dibinde idi otelimiz... Ancak saat 14.00 e kadar durabildik otelde, kurtluyuz ya gezicez ya çıktık hemen otelden attık kendimizi Ölüdeniz sularına....


Gerçekten resimlerde gördüğümüz gibi suyun rengi. çırpındım çırpındım ancak yukarıdaki resimleri çekebildim ama gerçekte işte buradaki gibi bir denizde yüzdük
gün boyunca...

4 Ağustos 2007 Cumartesi

Tatil tatil

Bavullar hazırlandı, dolap boşaltıldı, araba bakımı yapıldı ve akşam saatlerinde cik cik ile mik mikimizi de Fatih-Handan ikilisine teslim ettikten sonra saat gece yarısı itibarı ile 2.00'de yola çıkma kararı alındı....

İstikamet Fethiye-Ölüdeniz. Konaklama Otel Artemisia Hedef otelden sabah çıkıp akşam üzeri saatlerde gelip bir havuz keyfi yapıp akşam dinlenmek... 5 gün boyunca her gün değişik bir yer görmeyi hedefledik, planımızda Dalyan, Göcek, Sarıgerme, 12 Adalar tekne turu ve tabii ki Kelebekler Vadisi var...

2 yıl önce cennet Marmaris'i de böyle gezdik, İçmeler merkezde nezih bir otelde konaklayıp her gün civarı keşfettik ve çok keyif aldık bu tatil tipinden... Tatilköyü keyfine diyecek yok belki ama çok da hoşlanmıyoruz artık o tip tatillerden; gezmeyi görmeyi yeni yerler keşfetmeyi seviyoruz... Deniz'in değişik tonlarındaki maviliklerinde yüzmeyi seviyoruz, keşfedilmemiş koylarda bezmeyi seviyoruz, çam kokularının arasındaki kıvrımlı yollarda gezmeyi seviyoruz...

5 günlük Fethiye gezisinden sonraki son durak tabii ki annemin yazlığı Bağla 5 günlük gezi sonrası anne şefkati ile yorgunluğumuzu atmayı planlıyoruz ve deeee çılgın annemin Bodrum'da açacağı resim sergisine resimlerini emanet etmek üzere gidiyoruz.... Hadi bize iyi tatiller, sizlere de mutlu dolu günler....

2 Ağustos 2007 Perşembe

Keyifsizim....

Başladı başlayacak derken işte su kesintileri kapımızda... 1 Ağustos itibarı ile ikiye bölünen şehrimizde 2 gün su var 2 gün yok.. Ne garip değil mi,neredeyse insan klonlamayı başaran teknoloji doğayla mücadele edemiyor. Gerek küresel ısınma gerekse devlet büyüklermizin yıllardır bu konuya kayıtsız kalması ile susuz günler başladı. 5 ay süreceği beklenen kesinti (ki hiç bir zaman bu ülkede işler vaad edildiği tarihte bitirilmedi) sonucu salgın hastalıklara kadar gidebilir. Şükürler olsun ben su deposu olan bir yerde oturuyorum, üstelik sitemizde bulunan yüzme havuzu da işin lux boyutu. Gerçekten şu günlerde dibimizdeki pek çok insan su sıkıntısı çekerken bizim havuzda yüzmemiz ne derece doğru tartışılır, bu yüzden giremiyorum havuza, tadını çıkaramıyorum evimin...
Herşeye rağmen doğaya ve çocuğuma olan saygım çerçevesinde özellikle son 6 aydır çok tutumlu harcıyorum suyu. Rezervuarlarımıza 1,5 litrelik pet şişeleri koyduk, duş ısınana kadar akan suyu kesinlike boşa akıtmıyor, kovaya dolduruyorum; bu su ile çiçeklerimi suluyor veya balkonumu temizliyorum. Yine sebzeleri leğende yıkayıp kalan suyu çiçeklere harcıyorum. Lütfen; lütfen hepimiz doğaya daha duyarlı olalım, unutmayalım bu doğayı çocuklarımızdan ödünç aldık, en iyi şekilde korumalıyız....Tema'ya sonsuz teşekkürler....

29 Temmuz 2007 Pazar

Mehmet & İrem Evlendiler

Mehmet ile teyze torunlarıyız biz, yani anneannelerimiz kardeş... Aslında çok uzak akraba sayılmayız ama bir şekilde görüşemiyoruz yıllardır. Ancak bir vesile olması lazım.... İşte güzel bir vesile-Mehmet ile İrem'in evlilik törenleri için toplandık 28 Temmuz'da....

Keyifli mi keyifli bir düğün idi, her ne kadar aşağı resimde kızım asık suratlı çıksa da bolca eğlendik hepimiz...

Hele şu kayınbiraderler haline bakın yine kırıldılar gülmekten bütün gece....

En önemlisi yıllar sonra bir araya gelip yaptığımız hoş sohbetlerdi, bilmemki bir daha ne zaman gelir bu kare bir araya, kimbilir belki de çocuklarımızın düğününde????

Mehmet ve İrem'e bir ömür boyu mutluluklar diliyorum buradan, bir yastıkta kocayın emi?

Eski Dostlar

Mutluluğu tatmanın tek çaresi onu paylaşmaktır, demiş BYRON ne güzel bir söz değil mi? Paylaşmak hayatın her alanında olmalı; mesela acılı günlerde acı paylaşılmalı, bereketli günlerin bereketi paylaşılmalı, hatta kariyer merdivenlerinde bilgiler paylaşılmalı, mutluluğun,hüznün her damlası paylaşılmalı ki, mutlu zamanların mutluluğu artsın, acılı zamanların acıları azalsın paylaşmakla...

Dostluklarda böyle yürüyor ancak; paylaşmakla... İlk işyerim idi Gama Pazarlama A.Ş. 3 sene keyifle çalıştım orada, sonra ver elini İstanbul... 9 sene ardından dön tekrar Ankara’ya, buluş Gama’lı eski dostlarla... Var mı böyle keyif? Düşünüyorum da aradan 9 sene geçmesine ve bu sürede taş çatlasa 5-10 kere görüşmemize rağmen hala aynı masada külli muhabbet yapabiliyorsak biz gerçek dostlarız demektir... Üstelik bu dostların içinde bir de eski yöneticim bulunuyor, kaç kişi yöneticisi ile 9 seneden sonra hala keyifle rakı içebilir ki acaba?

Sevgili Işıl’ın doğum günü için toplandık 27 Temmuz Cuma akşamı evinin teras katında... Sevgili eşi Vahap şoka soktu hepimizi yarattığı sofra ile... Vallahi benim diyen ahçı yapamaz böyle bir sofra eşine. Her şey inanılmaz lezzetli; keyifle yenildi, bol rakı tüketildi, şarkılar söylendi, kahkahalar atıldı gece boyunca....

Amma velakin bu keyifli muhabbetin içinde hepimiz birinin yokluğunu hissettik aslında, hepimizin ablası Seldoş ani rahatsızlığı için gelemedi bu akşam yemeğine
:-((((
Gecenin sonunda MİNİK köpekleri Arven ile böyle kucaklaştılar sevgi ile...

İyi ki doğdun Işıl'cım, hepinizi çok seviyorum...

26 Temmuz 2007 Perşembe

6 yaş biterken...

Eğlenceli bir yaşgünümüz daha geride kaldı... Bu seneki doğumgünümüz tamamen doğal bir ortamda elma, vişne, dut ağaçlarının gölgesinde mangal partisi şeklindeydi.. Çocuklar gün boyu koşturdular yeşil alanda işte böyle,

Top oyandılar, tenis oynadılar

Bahçemizin bakımını yapan bekçimizin sevimli kızı da katıldı onlara....

Ve en sonunda böyle yediler yemeklerini,

Biz büyükler ise yemek öncesi dayanamadık başladık ağaçlardan topladığımız meyveleri yemeğe,

Sonrasında uzuuun bir masa oluşturup leziz yemeklerimizi yedik keyifle...
Seviyorum bu akraba toplantılarını, yılda ancak 3-5 kez bir araya gelebiliyor tüm aile. Ancak bir vesile olması lazım, ya bayram ya bir doğum günü ya bir başka kutlama...
Veee gelelim pastamıza. Pastamız enfes olmuştu, ve kırıntısına kadar tüketildi. Tek bir kusuru vardı bence o da keki biraz kuru kalmıştı, dolayısı ile bir dahaki sefere kekin tamamını süt ile ıslatmak çok iyi bir fikir olacak. Ancak ara kreması ki (kendimiz bir kitaptan bulup yaptık bu tarifi) enfes ötesi enfes idi, şiddetle tavsiye olunur... Zaten düşününce nasıl kötü olabilir ki bu pasta, içinde ½ kg şam fıstığı ile 600 gr orijinal kuvertür çikolata var iken???
İşte tarifi... Pastanın pandispanyasını, ara malzeme ve üst kremasının tarifini takibimde olan paylaşılan tatlar
da yayımlanan Arca'nın doğum günü pastasından aldık. Amma velakin girişimci ve yaratıcı ruhumuz karı-koca her zaman ön plana çıktığından ana kremasını başka bir türlü yapmalıyız diye düşünüp Patricia Lousada'ya ait "CHOCOLATE" kitabından bir tarif aldık ki bu krema düğün pastaları için tavsiye ediliyor...

İşte Paylaşılan tatlar'dan alınan Pandispanya, ara krema ve üst krema tarifi
Pandispanya için;

5 kahve fincanı un (türk kahvesi fincanı)
5 kahve fincanı toz şeker
5 yumurta
1 tatlı kaşığı kabartma tozu

Bu ölçüler 1 pandispanya için, yani bir tepsi için. Biz bundan 2 tane yaptık.

Pandispanyanın yapılışı;
şekeri ve yumurtaları yaklaşık 8-10 dakika çırpın. Bir başka kapta karıştırdığınız elenmiş un ve kabartma tozunu çırpılmış karışımın içine yedirin (fazla çırpmayın). Sonra yağlı kağıt serilmiş tepsiye dökerek orta rafta 150 derecede 45 dakika kadar pişirin.

Biz pandispanyaları 1 gün önceden pişirdik ve soğuduktan sonra kurumaması için streç filmle sardık
Ara malzemesi için;

1/2 kg kadar iç kabukları da ayıklanmış antep fıstığı
300 gr kadar çikolta

Çikolataları benmari usulü eritin ve ayıklanmış antep fıstıkları ile karıştırın. Fıstıklar epeyce bir çikolataya bulanmış olsun. Sonra bir tepsi üzerine yağlı kağıt serin ve bu karışımı üzerine bir tabaka halinde yayın. Donması için dolaba koyun.

Üst krema için;

2 kutu süt kreması
200 gr çikolata
2 paket krema sertleştirici

Kremaları önce biraz kabarana kadar çırpın sonra krema sertleştirici ile birlikte çırpın. Sonra benmari usulünde erittiğiniz çikolatayı da ekleyerek sürülebilir kıvama getirin.

vee Patricia Lousada'dan ana krema:

4 adet yumurta sarısı
100 ml su
250 gr tereyağ
100 gr çikolata
125 gr toz şeker

Yumurta sarılarını kalın bir kıvama gelinceye kadar çırpın. Su ve şekeri derin bir kapta yine kıvamlı bir hale gelinceye kadar kaynatın. Daha sonra yumurta karışımına şeker karışımını yavaş yavaş dökün ve mixerle biraz çırpın. Hafif erimiş ve küçük küçük doğranmış tereyağlarını ve benmari edilmiş çikolatayı karışıma ilave edip biraz daha çırpın.

Bir önceki mailimde de belirttim ben çikolata için melodi çikolatayı kullandım ve enfes sonuç verdi. Çikolata piyasasında tüm iyi markalara melodi çikolata yapmaktadır.

Pastayı hazırlarken ;

önce ilk katın üzerine ara kremanın yarısını sürün ve üzerine parçalara ayırdığınız fıstık çikolata karışımını yerleştirin. Bir kat tamamen bununla kaplanmış olmalı. Sonra üzerine ara kremanın kalan yarısını ekleyin ve 2. kat pandispanyayı da yerleştirin. Üst kremayı pastanın her tarafını kapatacak şekilde spatulayla sürün. Süsleme işi size kalmış, bizi kızımıza bıraktık oyuncak seçimini ve pasta süsleme işini

Bu arada gecenin sonunda bahçeden çıkan meyve sebzeleri paylaştık hep birlikte. Görüntü batan geminin yağmalanması şeklindeydi....

Keyifli bir doğum günü daha bitti, bakalım seneye nasıl bir şey yapacağız? Herkese sevgiler...

İşte resimlerimizin devamı:
http://picasaweb.google.com/anteksltd/DenizInDoUmgN

22 Temmuz 2007 Pazar

Veeeee Pastamız

Dayanamadım valla kutlama sonrası resimlerle birlikte pastamızın resmini yayımlamaya, pastamız biter bitmez geçtim bloğumun karşısına...

İlk kez böylesine büyük bir pasta yapıyoruz, çok keyif aldık karı koca yaparken, süsleme işini de kızımıza bıraktık en sonunda...



Güzel gözüküyor değil mi? Umarız içi de dışı kadar güzeldir... Hadi bana müsaade, mutfak işlerimi bitirdim, duşa girip giyineceğim. Sevgiyle kalın...