16 Ağustos 2007 Perşembe

Gemiler Plajı

2. gün atladık yine arabamıza Kayaköy istikametine doğru Gemiler plajı'na... Allah'ım her yer ne kadar hızlı değişiyor, Kayaköy'ü 13 sene önce gördüğümüzde in ve cin şeklinde idi... Ama yine de özelliğini çok kaybetmemiş, çok keyifli küçük oteller ve kır kahveleri var etrafta..
Keyifli mi keyifli bir yoldan ierliyoruz Gemiler Plajı'na.....

Veeee inanılmaz güzel bir koya geliyoruz orman içinden geçerek... Allah'ım öldüm cennettemiyim, yoksa hala hayattamıyım diye mırıldanıyorum kendi kendime..
Akvaryum gibi bir deniz, sağım, solum ve arkam orman içinde...


Günün bir kısmını burada bir kısmını başka bir koy için ayırmıştık ama kopamıyoruz buradan, tüm gün boyunca yayılıyoruz bu cennet köşede.

işte buradayız Ölüdeniz

Saat gece 2.00 de başlayan yolculuğumuz Ovacık mevkiinde bulunan otelimizde 11.00 civarı son buldu. Çok sempatik doğal yeşillikler ve ağaçlar içinde ve çam ormanı dibinde idi otelimiz... Ancak saat 14.00 e kadar durabildik otelde, kurtluyuz ya gezicez ya çıktık hemen otelden attık kendimizi Ölüdeniz sularına....


Gerçekten resimlerde gördüğümüz gibi suyun rengi. çırpındım çırpındım ancak yukarıdaki resimleri çekebildim ama gerçekte işte buradaki gibi bir denizde yüzdük
gün boyunca...

4 Ağustos 2007 Cumartesi

Tatil tatil

Bavullar hazırlandı, dolap boşaltıldı, araba bakımı yapıldı ve akşam saatlerinde cik cik ile mik mikimizi de Fatih-Handan ikilisine teslim ettikten sonra saat gece yarısı itibarı ile 2.00'de yola çıkma kararı alındı....

İstikamet Fethiye-Ölüdeniz. Konaklama Otel Artemisia Hedef otelden sabah çıkıp akşam üzeri saatlerde gelip bir havuz keyfi yapıp akşam dinlenmek... 5 gün boyunca her gün değişik bir yer görmeyi hedefledik, planımızda Dalyan, Göcek, Sarıgerme, 12 Adalar tekne turu ve tabii ki Kelebekler Vadisi var...

2 yıl önce cennet Marmaris'i de böyle gezdik, İçmeler merkezde nezih bir otelde konaklayıp her gün civarı keşfettik ve çok keyif aldık bu tatil tipinden... Tatilköyü keyfine diyecek yok belki ama çok da hoşlanmıyoruz artık o tip tatillerden; gezmeyi görmeyi yeni yerler keşfetmeyi seviyoruz... Deniz'in değişik tonlarındaki maviliklerinde yüzmeyi seviyoruz, keşfedilmemiş koylarda bezmeyi seviyoruz, çam kokularının arasındaki kıvrımlı yollarda gezmeyi seviyoruz...

5 günlük Fethiye gezisinden sonraki son durak tabii ki annemin yazlığı Bağla 5 günlük gezi sonrası anne şefkati ile yorgunluğumuzu atmayı planlıyoruz ve deeee çılgın annemin Bodrum'da açacağı resim sergisine resimlerini emanet etmek üzere gidiyoruz.... Hadi bize iyi tatiller, sizlere de mutlu dolu günler....

2 Ağustos 2007 Perşembe

Keyifsizim....

Başladı başlayacak derken işte su kesintileri kapımızda... 1 Ağustos itibarı ile ikiye bölünen şehrimizde 2 gün su var 2 gün yok.. Ne garip değil mi,neredeyse insan klonlamayı başaran teknoloji doğayla mücadele edemiyor. Gerek küresel ısınma gerekse devlet büyüklermizin yıllardır bu konuya kayıtsız kalması ile susuz günler başladı. 5 ay süreceği beklenen kesinti (ki hiç bir zaman bu ülkede işler vaad edildiği tarihte bitirilmedi) sonucu salgın hastalıklara kadar gidebilir. Şükürler olsun ben su deposu olan bir yerde oturuyorum, üstelik sitemizde bulunan yüzme havuzu da işin lux boyutu. Gerçekten şu günlerde dibimizdeki pek çok insan su sıkıntısı çekerken bizim havuzda yüzmemiz ne derece doğru tartışılır, bu yüzden giremiyorum havuza, tadını çıkaramıyorum evimin...
Herşeye rağmen doğaya ve çocuğuma olan saygım çerçevesinde özellikle son 6 aydır çok tutumlu harcıyorum suyu. Rezervuarlarımıza 1,5 litrelik pet şişeleri koyduk, duş ısınana kadar akan suyu kesinlike boşa akıtmıyor, kovaya dolduruyorum; bu su ile çiçeklerimi suluyor veya balkonumu temizliyorum. Yine sebzeleri leğende yıkayıp kalan suyu çiçeklere harcıyorum. Lütfen; lütfen hepimiz doğaya daha duyarlı olalım, unutmayalım bu doğayı çocuklarımızdan ödünç aldık, en iyi şekilde korumalıyız....Tema'ya sonsuz teşekkürler....

29 Temmuz 2007 Pazar

Mehmet & İrem Evlendiler

Mehmet ile teyze torunlarıyız biz, yani anneannelerimiz kardeş... Aslında çok uzak akraba sayılmayız ama bir şekilde görüşemiyoruz yıllardır. Ancak bir vesile olması lazım.... İşte güzel bir vesile-Mehmet ile İrem'in evlilik törenleri için toplandık 28 Temmuz'da....

Keyifli mi keyifli bir düğün idi, her ne kadar aşağı resimde kızım asık suratlı çıksa da bolca eğlendik hepimiz...

Hele şu kayınbiraderler haline bakın yine kırıldılar gülmekten bütün gece....

En önemlisi yıllar sonra bir araya gelip yaptığımız hoş sohbetlerdi, bilmemki bir daha ne zaman gelir bu kare bir araya, kimbilir belki de çocuklarımızın düğününde????

Mehmet ve İrem'e bir ömür boyu mutluluklar diliyorum buradan, bir yastıkta kocayın emi?

Eski Dostlar

Mutluluğu tatmanın tek çaresi onu paylaşmaktır, demiş BYRON ne güzel bir söz değil mi? Paylaşmak hayatın her alanında olmalı; mesela acılı günlerde acı paylaşılmalı, bereketli günlerin bereketi paylaşılmalı, hatta kariyer merdivenlerinde bilgiler paylaşılmalı, mutluluğun,hüznün her damlası paylaşılmalı ki, mutlu zamanların mutluluğu artsın, acılı zamanların acıları azalsın paylaşmakla...

Dostluklarda böyle yürüyor ancak; paylaşmakla... İlk işyerim idi Gama Pazarlama A.Ş. 3 sene keyifle çalıştım orada, sonra ver elini İstanbul... 9 sene ardından dön tekrar Ankara’ya, buluş Gama’lı eski dostlarla... Var mı böyle keyif? Düşünüyorum da aradan 9 sene geçmesine ve bu sürede taş çatlasa 5-10 kere görüşmemize rağmen hala aynı masada külli muhabbet yapabiliyorsak biz gerçek dostlarız demektir... Üstelik bu dostların içinde bir de eski yöneticim bulunuyor, kaç kişi yöneticisi ile 9 seneden sonra hala keyifle rakı içebilir ki acaba?

Sevgili Işıl’ın doğum günü için toplandık 27 Temmuz Cuma akşamı evinin teras katında... Sevgili eşi Vahap şoka soktu hepimizi yarattığı sofra ile... Vallahi benim diyen ahçı yapamaz böyle bir sofra eşine. Her şey inanılmaz lezzetli; keyifle yenildi, bol rakı tüketildi, şarkılar söylendi, kahkahalar atıldı gece boyunca....

Amma velakin bu keyifli muhabbetin içinde hepimiz birinin yokluğunu hissettik aslında, hepimizin ablası Seldoş ani rahatsızlığı için gelemedi bu akşam yemeğine
:-((((
Gecenin sonunda MİNİK köpekleri Arven ile böyle kucaklaştılar sevgi ile...

İyi ki doğdun Işıl'cım, hepinizi çok seviyorum...

26 Temmuz 2007 Perşembe

6 yaş biterken...

Eğlenceli bir yaşgünümüz daha geride kaldı... Bu seneki doğumgünümüz tamamen doğal bir ortamda elma, vişne, dut ağaçlarının gölgesinde mangal partisi şeklindeydi.. Çocuklar gün boyu koşturdular yeşil alanda işte böyle,

Top oyandılar, tenis oynadılar

Bahçemizin bakımını yapan bekçimizin sevimli kızı da katıldı onlara....

Ve en sonunda böyle yediler yemeklerini,

Biz büyükler ise yemek öncesi dayanamadık başladık ağaçlardan topladığımız meyveleri yemeğe,

Sonrasında uzuuun bir masa oluşturup leziz yemeklerimizi yedik keyifle...
Seviyorum bu akraba toplantılarını, yılda ancak 3-5 kez bir araya gelebiliyor tüm aile. Ancak bir vesile olması lazım, ya bayram ya bir doğum günü ya bir başka kutlama...
Veee gelelim pastamıza. Pastamız enfes olmuştu, ve kırıntısına kadar tüketildi. Tek bir kusuru vardı bence o da keki biraz kuru kalmıştı, dolayısı ile bir dahaki sefere kekin tamamını süt ile ıslatmak çok iyi bir fikir olacak. Ancak ara kreması ki (kendimiz bir kitaptan bulup yaptık bu tarifi) enfes ötesi enfes idi, şiddetle tavsiye olunur... Zaten düşününce nasıl kötü olabilir ki bu pasta, içinde ½ kg şam fıstığı ile 600 gr orijinal kuvertür çikolata var iken???
İşte tarifi... Pastanın pandispanyasını, ara malzeme ve üst kremasının tarifini takibimde olan paylaşılan tatlar
da yayımlanan Arca'nın doğum günü pastasından aldık. Amma velakin girişimci ve yaratıcı ruhumuz karı-koca her zaman ön plana çıktığından ana kremasını başka bir türlü yapmalıyız diye düşünüp Patricia Lousada'ya ait "CHOCOLATE" kitabından bir tarif aldık ki bu krema düğün pastaları için tavsiye ediliyor...

İşte Paylaşılan tatlar'dan alınan Pandispanya, ara krema ve üst krema tarifi
Pandispanya için;

5 kahve fincanı un (türk kahvesi fincanı)
5 kahve fincanı toz şeker
5 yumurta
1 tatlı kaşığı kabartma tozu

Bu ölçüler 1 pandispanya için, yani bir tepsi için. Biz bundan 2 tane yaptık.

Pandispanyanın yapılışı;
şekeri ve yumurtaları yaklaşık 8-10 dakika çırpın. Bir başka kapta karıştırdığınız elenmiş un ve kabartma tozunu çırpılmış karışımın içine yedirin (fazla çırpmayın). Sonra yağlı kağıt serilmiş tepsiye dökerek orta rafta 150 derecede 45 dakika kadar pişirin.

Biz pandispanyaları 1 gün önceden pişirdik ve soğuduktan sonra kurumaması için streç filmle sardık
Ara malzemesi için;

1/2 kg kadar iç kabukları da ayıklanmış antep fıstığı
300 gr kadar çikolta

Çikolataları benmari usulü eritin ve ayıklanmış antep fıstıkları ile karıştırın. Fıstıklar epeyce bir çikolataya bulanmış olsun. Sonra bir tepsi üzerine yağlı kağıt serin ve bu karışımı üzerine bir tabaka halinde yayın. Donması için dolaba koyun.

Üst krema için;

2 kutu süt kreması
200 gr çikolata
2 paket krema sertleştirici

Kremaları önce biraz kabarana kadar çırpın sonra krema sertleştirici ile birlikte çırpın. Sonra benmari usulünde erittiğiniz çikolatayı da ekleyerek sürülebilir kıvama getirin.

vee Patricia Lousada'dan ana krema:

4 adet yumurta sarısı
100 ml su
250 gr tereyağ
100 gr çikolata
125 gr toz şeker

Yumurta sarılarını kalın bir kıvama gelinceye kadar çırpın. Su ve şekeri derin bir kapta yine kıvamlı bir hale gelinceye kadar kaynatın. Daha sonra yumurta karışımına şeker karışımını yavaş yavaş dökün ve mixerle biraz çırpın. Hafif erimiş ve küçük küçük doğranmış tereyağlarını ve benmari edilmiş çikolatayı karışıma ilave edip biraz daha çırpın.

Bir önceki mailimde de belirttim ben çikolata için melodi çikolatayı kullandım ve enfes sonuç verdi. Çikolata piyasasında tüm iyi markalara melodi çikolata yapmaktadır.

Pastayı hazırlarken ;

önce ilk katın üzerine ara kremanın yarısını sürün ve üzerine parçalara ayırdığınız fıstık çikolata karışımını yerleştirin. Bir kat tamamen bununla kaplanmış olmalı. Sonra üzerine ara kremanın kalan yarısını ekleyin ve 2. kat pandispanyayı da yerleştirin. Üst kremayı pastanın her tarafını kapatacak şekilde spatulayla sürün. Süsleme işi size kalmış, bizi kızımıza bıraktık oyuncak seçimini ve pasta süsleme işini

Bu arada gecenin sonunda bahçeden çıkan meyve sebzeleri paylaştık hep birlikte. Görüntü batan geminin yağmalanması şeklindeydi....

Keyifli bir doğum günü daha bitti, bakalım seneye nasıl bir şey yapacağız? Herkese sevgiler...

İşte resimlerimizin devamı:
http://picasaweb.google.com/anteksltd/DenizInDoUmgN

22 Temmuz 2007 Pazar

Veeeee Pastamız

Dayanamadım valla kutlama sonrası resimlerle birlikte pastamızın resmini yayımlamaya, pastamız biter bitmez geçtim bloğumun karşısına...

İlk kez böylesine büyük bir pasta yapıyoruz, çok keyif aldık karı koca yaparken, süsleme işini de kızımıza bıraktık en sonunda...



Güzel gözüküyor değil mi? Umarız içi de dışı kadar güzeldir... Hadi bana müsaade, mutfak işlerimi bitirdim, duşa girip giyineceğim. Sevgiyle kalın...

20 Temmuz 2007 Cuma

heyecanlıyım


Her sene ayrı bir heyecan içinde geçer Deniz'imin doğumgünü partisi hazırlıkları.. İstanbul'lu dostlarım bilirler, ataşehir'deki evimizin ortak alanında bulunan kamelyada yaptığımız kutlamalarda hep çok keyifli geçti şimdiye kadar..

Bu sene Ankara'da aile ortamında konsept biraz daha farklı olacak. Henüz benimde görmediğimin babama ait çiftlikde mangal partisi düzenleyeceğiz tüm sülaleye...Benim için asıl heyecanlı olan yanı doğum günü pastasını kendi ellerimle hazırlayacak olmam. Yıllardır niyetindeyim, ancak bu yıla nasip oldu, bugün bir telaş aldık ana malzemeleri Eray ile birlikte..

Pastacılık sektörüne aşinalığından dolayı eşimin bana çok faydası oldu malzeme alımında. Çikolata mutlaka melodi kuvertür olmalı dedi ve Gimat'a gidip kuvertür çikolatamızı ve süsleme için gümüş boncuklarımızı aldık. Daha sonra yine Gimat'da tüm pasta malzemelerini satın alabileceğiniz "Pastacılık Dünyası"'na uğrayarak Deniz'in seçtiği pasta üzeri oyuncakları ile enfes şekerlemeleri aldık.

Bundan sonrası bana düşüyor, bakalım becerebilecekmiyim bu pasta olayını..Tarifini yine blogdaşlarımdan birinden aldım, hele bir bitsin teşekkürlerimi sunacağım kendisine buradan..

Evimizin yeni konukları



Çok uzun zamandır Deniz sürekli mızıklanıyordu neden evimizde hayvan yok diye.. Tutturdu kedi, köpek, göbeğim çatladı bu tip hayvanların bakımının zor olduğunu anlatana kadar. İkna da olmadı hani ama nihayetinde kuşa fit oldu. Handan yengesinin doğum günü hediyesi oldu bize 2 tane muhabbet kuşu ve kafesi..Adlarını “Cik cik ile “Mik mik” koydu Deniz. Bunlar esasında yıllar boyu benim kızıma anlata geldiğim kuşlarımın adı idi. Hani biz anneler uydururuz ya benim kuşlarım var sen ne yapsan beni haberdar ederler diye; işte o cinsten.. Aslında Deniz son 2 yıldır gerçekte Noel Baba gibi hayal ürünü varlıkların gerçek olmadığını çözmüş durumda ama “cik cik” ile “mik mik” hala gerçek ona göre... Ben de kendime hayret ediyorum bazen nasıl inandırmışım diye..
Sabahları onların güzel sesleri ile uyanıyoruz artık ve sabah ilk işimiz kuşlarımızın kaka dolu tepsilerini temizleyip vitaminli sularını koymak..Tüm bunları benim güzel kızım kendi başına yapıyor. Artık yeni bir sorumluluğu var onun da evimizde...

Aslında bakınca da acıyorum onlara, tüm gökyüzünün hakimi olmak varken küçücük bir kafese tıkılmış durumdalar...Canım çok sıkılıyor böyle düşündükce, akabinde hemen Polyannacılık oynuyorum, ben almadım ya onların özgürlüğünü elinden, üstelik Pet Shop standartlarına göre illaki daha iyi bakıyoruz diyorum kendi kendime.... Ama gerek eşimin gerekse benim gönlümüzde olan tek hayvan var aslında; o da bir boxer sahibi olmak. Beni tanıyanlar Alex’i bilir, ah bir müstakil evimiz olsun (inşallah gelecekte-olur mu bilmem ki?) hemen alacağız bir boxer içine....

19 Temmuz 2007 Perşembe

Ver Elini Bodrum..

Ertesi sabah, ver elini Bodrum... Attık kendimizi Yalıçiftlik ve Bağla koyu serin sularına...Bu arada yolda güzel bir çiftlik yerinde mola verip mangal keyfi yapmayı ihmal etmedik, eline sağlık Koray’cım 40 C sıcağın altındaki emeklerin için...

Sonrasında ayrıldık kankalarımızla, onlar tatil köyüne biz doğru Bağla’daki annemin yazlık evine... Haşaratlar yüzünden biraz nahoş başlayan tatilimiz :-((((( eve yaptırdığımız profesyonel ilaçlama sonrasında keyifli bir şekle dönüştü...:-))))
Deniz ilk kez gerçek tatil arkadaşı edindi bu sene, Ayşe ile hemen arkadaş oluverdiler,

birlikte yüzdüler, (bu arada Deniz kollukları attı, ufak ufak yüzmeye başladı, hedefimiz bu yaz sonu yüzmeyi öğrenmesi olacak inşallah), mısır yediler, dans ettiler..


Bu vesile ile bana gün içinde hemen hemen hiç bulaşmadı kızım, ve bu da artık özgür bir birey olmasının verdiği sinyallerdi galiba...Ben de bu arada 2 kitabı bitiriverdim bir solukta “Gazi ve Fikriye” ve “Tibet’in Gençlik Pınarı”.

Akşamları ver elini Bodrum koyları; Gümüşlük, Yalıkavak Marina, Akyarlar ve Turgutreis... Hepsi birbirinden güzel yerler. Özellikle Yalıkavak Marina’da dinlediğimiz canlı piyano caz eşliğinde romantik bir akşam geçirdik eşimle. Bence çok şanslıyız böyle güzelliklerle dolu bir ülkede yaşadığımız için..

Eray’cığımın iş nedeni ile Ankara’ya dönmesinin ardından 1 hafta daha kaldık anneciğimle.. Güzel bir tatil daha geçirdik üç jenerasyon hep birlikte...
Tatilimiz ile ilgili diğer resimleri aşağıdaki resme tıkladığınızda göreceksiniz.... Dört gözle Ağustos’u bekliyoruz şimdi, tatilimizin ikinci bölümü için..Kafamızda kırk türlü plan var, bakalım hangisine dahil olacağız???
2007 Tatili Bodrum


Kankalarla buluşma....

Ankara'ya bye bye diyerek Selçuk-Bodrum yolculuğumuza başladık mutlulukla,


Öğleden sonra İstanbul’dan kankalarımızla Selçuk’un şirin mi şirin bir butik otelinde buluştuk... Çocuklarımız attı hemen kendilerini havuzun serin sularına...


Bizler de gün boyu keyifle muhabbetimizi sürdürdükten sonra akşam yemeğini yemek üzere Şirince’ye hareket ettik..

Adı gibi çok çok şirin küçük bir köy burası, her nasılsa ismi Çirkince iken sonradan Şirince’ye çevrilmiş... Leziz meyve şarapları ile meşhur...Önünüze çıkan muhtelif şarap evlerinden sizi içeriye davet edip meyve şarabı ikramında bulunuyorlar. Biz de bunlardan bir tanesinde şeftali, yaban mersini, karadut gibi değişik şarapları denedikten sonra alışverişimizi yapıp hafif çakır keyif çıktık oradan akşam yemeğimiz yemek üzere.

Vee leziz ege zeytinyağlıları, çocuklarımızın cıvıltısı ve kangal yavrularının havlaması eşliğinde keyifli bir akşam yemeği yedik hep birlikte.

Tadı damağımda kaldı Ege'nin bu şirin köyü.. Bir kaç sene sonra yapılacak plan, Selçuk ve civarının o buram buram tarih dokusunu ve bu şirin köyü detaylı bir şekilde gezmek olacak ailecek...
Tatilimize ait diğer resimler aşağıda ilgilenenlere sunulur:
2007 Tatil/Selçuk-Şirince

16 Temmuz 2007 Pazartesi

Özür

Sanmayın ki hala tatildeyim, 1 hafta oldu geleli ama yazmak nasip olmadı bir türlü... Cümleler geceleyin kafamda uçuşuyor, ne yazacağım belli ama bir türlü olmuyor işte. Geldiğimden beri evimi bile hakkıyla toparlayamadım, ne mi yapıyorum? Harala gürele çalışıyorum aslında... Eray'cığım dükkanını yıktı ve baştan yarattı, bu arada da Murat ağabeye iznini kullandırdı. İşler böyle olunca dükkanda işler bana düştü tabii. 1 haftadır her gün 12.00-18.00 mesaisindeyim. Eh malum unuttuk bu mesai saatlerini 6 ayda, biraz zor oldu tabii... Ama dükkanımız çoook güzel olacak eli kulağında bitmek üzere, Murat ağabey de Perşembe günü gelince rahata kavuşucam inşallah.. Sabrınız için teşekkürler....

10 Temmuz 2007 Salı

Bir yaş daha....

10 Temmuz 2001...Tam 6 yıl önce bugün kucakladım seni... Hala kulağımda karnımdan çıkar çıkmaz ilk viyaklaman, hala burnumun ucunda kokun doktorun omzuma seni koyduğu an... Bir ömür boyu da hiç akıldan çıkmayacak bu anlar ve seninle geçen daha nice anlar....

O kadar renk kattın ki hayatımıza ve de her gün katmaya hala devam ediyorsun, aklımı yiyorum seninle geçirdiğim güzel anların bazılarını unutuyorum diye... Hep diyorum Allah'ım bir mucize olsa da hafızamız çocuklarımıza ait her anı yakalasa, güzel anları hiç unutmasa... İşte bu anlamda tutmaya başladım bu günlüğü, mümkün olduğunca da yazıyorum herşeyi... Özel olan pek çok şey hala canlı hafızamda; bebekliğindeki tombul yanakların, yumuk yumuk bacakların


sabahları gerinerek uyanmaların,

ilk kelimelerin (allah allah deyişlerin, pırt yapınca "padon" deyişlerin, babana Eyay Bey diye seslenişin...), ilk yürümen, halıdan parkeye geçerken 1 saat düşünen halin, babanın dükkanında şekerlere saldırışın,1.doğumgünün ve sonraki her doğumgünün

ana okuluna başlangıcın, yıl sonu gösterilerin ve daha niceleri,yazmakla bitmezki burada..
1 yaş daha büyüdün, bizlerden çok sen emek sarf ettin aslında bu büyüme sürecinde.. Her doğum gününde daha bir büyüdüğünü hissetmek ve gözlemlemek tarif edilemez bir duygu benim için. Ama itiraf edeyim, bebeklik günlerini, o kokuyu, göğüsüme başını koyduğunda içime sokmak istediğim o anları da özlüyorum zaman zaman...

Yüzündeki gülümseme, gözlerideki ışıltı hep sürsün tıpkı bu resimlerdeki gibi... Ne zaman ihtiyaç duyarsanda ailenin daima senin yanında olacağını bil lütfen. SENİ SEVİYORUM..

19 Haziran 2007 Salı

Özlemişim........

İstanbul........ 9 sene yaşadığım şehir, kariyer hayatımın en önemli kısmını geçiridiğim şehir... Kızımı doğurduğum şehir.... Eşimin hayatının atılımlarını yaptığı şehir... Tabii ki öncelikli olarak dostlarımı, sonrasında da büyüsünü özlemişim bu şehrin...

2 günlük bir kaçamak yaptık kızımla İstanbul’a. Hem iş hem dost ziyareti yapmak üzere Perşembe akşam üzeri yola çıkıp, çok sevdiğim canım ciğerim dostum Mehtap’ın evine vardık.. Enfes bir makarna ile şarap idi akşam yemeğimiz, gece boyu sürdü koyu muhabbetimiz. Aynı bizler gibi çocuklarımız da çok özlemişti birbirlerini, deli oldular birbirlerini görünce... Zor yatırdık gecenin 12’sinde, kıkır kıkırdayarak uyudular birlikte...

Cuma günüm firma ziyaretlerim ile geçti, heyecan verici idi benim için, zira yeni işler çıkabilecek gibi idi toplantı sonuçlarından... Sonrasında ise 9 sene çalıştığım eski şirketim amma velakin şu anki müşterim olan firmamı ziyaret ettim, ben eski şirketimle hasret giderirken; Deniz de eski okulunda , eski dostlarıyla hasret giderdi bütün gün...

Akşam üzeri aldım kızımı okuldan ve eski komşum aynı zamanda can dostum Gülin’in evine.. Henüz 18 günlük olan Mehmet’i ziyaret etmek üzere... Allah’ım unutmuşuz yeni doğan bebek olayını.. Minicik eller, minicik ayaklar, kırmızı yanaklar, gaz sancısı ile kıvranmalar... Öyle tatlı idiki doyamadım bakmaya. Hoşgeldin dünyaya küçük Mehmet, güzel günler, mutlu bir hayat senin olsun sevdiklerinle birlikte....

Akşam döndük tekrar Mehtap’ın evine, leziz bir mantı yedik hep birlikte... Çocuklar banyo keyfinde kah cıvıl cıv; kah ciyak ciyak.. Her haliyle öyle güzellerki hep hayalim gelecekte iki kadim dost olmaları birlikte, tıpkı anneleri gibi... Her ne kadar şehirlerimiz ayrılsa da, eskisi kadar görüşemesek de yürekten inanıyorum gelecekte bir şekilde bir arada olacaklarına...


Akşam geç vakit gelen Serap ise ayrı renk kattı gecemize, bakın şu kardeşlerin haline, doğurasım geliyor valla kardeşleri böyle görünce!!!!!!!!!!!

Cumartesi günü ise Amsterdam’da yaşayan sevgili Arzu’unun İstanbul’a gelişi üzerine toplandık Mihrabat Korusu’nda brunch’a.... Keyiflimi keyifli bir yer, eşsiz boğaz manzarası ile yemyeşil bir doğa içinde yaptık kahvaltımızı... Hasret giderdik bir kaç saat hep birlikte ve sonrasında Mehtap’cığımın evinde.Yaptık planları gidiyoruz Amsterdam’a Arzu’ya inşallah Ekim’de..


Veee dönüş yolculuğu, 16.30 Ankara, Varan otobüsünde yazıyorum bu satırları........ Güzel mi güzel bir İstanbul gezisi daha bitti, darısı diğerinin başına en yakın zamanda..

11 Haziran 2007 Pazartesi

Babacığımın doğumgünü

Bu hafta sonu kutlamalar üst üsteydi.. Babamın doğumgünü ile kayınvalidemin doğumgünü 2 gün ara ile olunca; hazır yıllardan sonra bir araya gelme fırsatı olunca değerlendirdik hemen bu geceyi ve evimizde bir kutlama partisi tertip ettik...Bir de üstüne kızımın Tevfik Fikret kurası çıkınca neşemiz daha da arttı gün içinde...

Öncesinde yemek ardından pasta kesimi ve mum üflemeleri, çocuklarımızın cıvıl cıvıl sesleri derken geceyi bitirdik. Her ne kadar eğlensek de bir kişinin eksiklğini hepimiz hissettik aslında.... Araları tekrar bozulan ve boşanma yolunda olan ağabeyimin sevgili eşi yoktu bu güzel akşamımızda... Geceleri dua ediyorum yatağımda Allah’ım ne olur barışsınlar, canım Tolga’m yaşamasın bizim yaşadıklarımızı diye...

İşte bu güzel ama biraz da buruk akşamımızdan bazı resimler aşağıda...

http://picasaweb.google.com/anteksltd/BabamNDogumgunu

GS’lılar Pilav Günü

Bu sene ilk kez Ankara’dayız eşimin mezun olduğu okul olan GS’lılar Pilav Gününde.. Çok merak ediyordum böyle köklü bir okulun Pilav Günü nasıl kutlanır Ankara’da diye... İkimiz için de inanılmaz sürpriz idi. İstanbul’da sunulan pilav ayranı zor bela yarım saatlik kuyruktan sonra alıp, bulabildiğin bir yerde sıkış tepiş yerken; Ankara’da önümüze çok şık sofralar kuruldu, önce salata, arkasından enfes zeytinyağlı enginar ile leziz et, pilav ve tatlı ikramı izledi...Bir de yanına şarap açınca gün boyu keyifli bir sohbet şansı bulduk yeni dostlarımızla.



Vee biz keyifli sohbetler yaparken çocuklarmız da işte böyle eğlendiler langırt başında...


Sonuç olarak yazın keyifle gidebileceğimiz yeni bir mekan daha bulduk Ankara'mızda; yüzme havuzu, tenis kortu, basketbol sahası ve yeşil alanlarıyla keyifli bir yer burası...