10 Temmuz 2007 Salı

Bir yaş daha....

10 Temmuz 2001...Tam 6 yıl önce bugün kucakladım seni... Hala kulağımda karnımdan çıkar çıkmaz ilk viyaklaman, hala burnumun ucunda kokun doktorun omzuma seni koyduğu an... Bir ömür boyu da hiç akıldan çıkmayacak bu anlar ve seninle geçen daha nice anlar....

O kadar renk kattın ki hayatımıza ve de her gün katmaya hala devam ediyorsun, aklımı yiyorum seninle geçirdiğim güzel anların bazılarını unutuyorum diye... Hep diyorum Allah'ım bir mucize olsa da hafızamız çocuklarımıza ait her anı yakalasa, güzel anları hiç unutmasa... İşte bu anlamda tutmaya başladım bu günlüğü, mümkün olduğunca da yazıyorum herşeyi... Özel olan pek çok şey hala canlı hafızamda; bebekliğindeki tombul yanakların, yumuk yumuk bacakların


sabahları gerinerek uyanmaların,

ilk kelimelerin (allah allah deyişlerin, pırt yapınca "padon" deyişlerin, babana Eyay Bey diye seslenişin...), ilk yürümen, halıdan parkeye geçerken 1 saat düşünen halin, babanın dükkanında şekerlere saldırışın,1.doğumgünün ve sonraki her doğumgünün

ana okuluna başlangıcın, yıl sonu gösterilerin ve daha niceleri,yazmakla bitmezki burada..
1 yaş daha büyüdün, bizlerden çok sen emek sarf ettin aslında bu büyüme sürecinde.. Her doğum gününde daha bir büyüdüğünü hissetmek ve gözlemlemek tarif edilemez bir duygu benim için. Ama itiraf edeyim, bebeklik günlerini, o kokuyu, göğüsüme başını koyduğunda içime sokmak istediğim o anları da özlüyorum zaman zaman...

Yüzündeki gülümseme, gözlerideki ışıltı hep sürsün tıpkı bu resimlerdeki gibi... Ne zaman ihtiyaç duyarsanda ailenin daima senin yanında olacağını bil lütfen. SENİ SEVİYORUM..

19 Haziran 2007 Salı

Özlemişim........

İstanbul........ 9 sene yaşadığım şehir, kariyer hayatımın en önemli kısmını geçiridiğim şehir... Kızımı doğurduğum şehir.... Eşimin hayatının atılımlarını yaptığı şehir... Tabii ki öncelikli olarak dostlarımı, sonrasında da büyüsünü özlemişim bu şehrin...

2 günlük bir kaçamak yaptık kızımla İstanbul’a. Hem iş hem dost ziyareti yapmak üzere Perşembe akşam üzeri yola çıkıp, çok sevdiğim canım ciğerim dostum Mehtap’ın evine vardık.. Enfes bir makarna ile şarap idi akşam yemeğimiz, gece boyu sürdü koyu muhabbetimiz. Aynı bizler gibi çocuklarımız da çok özlemişti birbirlerini, deli oldular birbirlerini görünce... Zor yatırdık gecenin 12’sinde, kıkır kıkırdayarak uyudular birlikte...

Cuma günüm firma ziyaretlerim ile geçti, heyecan verici idi benim için, zira yeni işler çıkabilecek gibi idi toplantı sonuçlarından... Sonrasında ise 9 sene çalıştığım eski şirketim amma velakin şu anki müşterim olan firmamı ziyaret ettim, ben eski şirketimle hasret giderirken; Deniz de eski okulunda , eski dostlarıyla hasret giderdi bütün gün...

Akşam üzeri aldım kızımı okuldan ve eski komşum aynı zamanda can dostum Gülin’in evine.. Henüz 18 günlük olan Mehmet’i ziyaret etmek üzere... Allah’ım unutmuşuz yeni doğan bebek olayını.. Minicik eller, minicik ayaklar, kırmızı yanaklar, gaz sancısı ile kıvranmalar... Öyle tatlı idiki doyamadım bakmaya. Hoşgeldin dünyaya küçük Mehmet, güzel günler, mutlu bir hayat senin olsun sevdiklerinle birlikte....

Akşam döndük tekrar Mehtap’ın evine, leziz bir mantı yedik hep birlikte... Çocuklar banyo keyfinde kah cıvıl cıv; kah ciyak ciyak.. Her haliyle öyle güzellerki hep hayalim gelecekte iki kadim dost olmaları birlikte, tıpkı anneleri gibi... Her ne kadar şehirlerimiz ayrılsa da, eskisi kadar görüşemesek de yürekten inanıyorum gelecekte bir şekilde bir arada olacaklarına...


Akşam geç vakit gelen Serap ise ayrı renk kattı gecemize, bakın şu kardeşlerin haline, doğurasım geliyor valla kardeşleri böyle görünce!!!!!!!!!!!

Cumartesi günü ise Amsterdam’da yaşayan sevgili Arzu’unun İstanbul’a gelişi üzerine toplandık Mihrabat Korusu’nda brunch’a.... Keyiflimi keyifli bir yer, eşsiz boğaz manzarası ile yemyeşil bir doğa içinde yaptık kahvaltımızı... Hasret giderdik bir kaç saat hep birlikte ve sonrasında Mehtap’cığımın evinde.Yaptık planları gidiyoruz Amsterdam’a Arzu’ya inşallah Ekim’de..


Veee dönüş yolculuğu, 16.30 Ankara, Varan otobüsünde yazıyorum bu satırları........ Güzel mi güzel bir İstanbul gezisi daha bitti, darısı diğerinin başına en yakın zamanda..

11 Haziran 2007 Pazartesi

Babacığımın doğumgünü

Bu hafta sonu kutlamalar üst üsteydi.. Babamın doğumgünü ile kayınvalidemin doğumgünü 2 gün ara ile olunca; hazır yıllardan sonra bir araya gelme fırsatı olunca değerlendirdik hemen bu geceyi ve evimizde bir kutlama partisi tertip ettik...Bir de üstüne kızımın Tevfik Fikret kurası çıkınca neşemiz daha da arttı gün içinde...

Öncesinde yemek ardından pasta kesimi ve mum üflemeleri, çocuklarımızın cıvıl cıvıl sesleri derken geceyi bitirdik. Her ne kadar eğlensek de bir kişinin eksiklğini hepimiz hissettik aslında.... Araları tekrar bozulan ve boşanma yolunda olan ağabeyimin sevgili eşi yoktu bu güzel akşamımızda... Geceleri dua ediyorum yatağımda Allah’ım ne olur barışsınlar, canım Tolga’m yaşamasın bizim yaşadıklarımızı diye...

İşte bu güzel ama biraz da buruk akşamımızdan bazı resimler aşağıda...

http://picasaweb.google.com/anteksltd/BabamNDogumgunu

GS’lılar Pilav Günü

Bu sene ilk kez Ankara’dayız eşimin mezun olduğu okul olan GS’lılar Pilav Gününde.. Çok merak ediyordum böyle köklü bir okulun Pilav Günü nasıl kutlanır Ankara’da diye... İkimiz için de inanılmaz sürpriz idi. İstanbul’da sunulan pilav ayranı zor bela yarım saatlik kuyruktan sonra alıp, bulabildiğin bir yerde sıkış tepiş yerken; Ankara’da önümüze çok şık sofralar kuruldu, önce salata, arkasından enfes zeytinyağlı enginar ile leziz et, pilav ve tatlı ikramı izledi...Bir de yanına şarap açınca gün boyu keyifli bir sohbet şansı bulduk yeni dostlarımızla.



Vee biz keyifli sohbetler yaparken çocuklarmız da işte böyle eğlendiler langırt başında...


Sonuç olarak yazın keyifle gidebileceğimiz yeni bir mekan daha bulduk Ankara'mızda; yüzme havuzu, tenis kortu, basketbol sahası ve yeşil alanlarıyla keyifli bir yer burası...

9 Haziran 2007 Cumartesi

Kızım mezun oldu!

Yine heyecan dolu bir gün.. Bugün kızımın okulunda küçük bir yıl sonu gösterisinin daha ardından kep giyme töreni yapıldı.

Okula vardığımızda hemen girişte yıl boyunca yapılanlar sergilenmişti geniş bir alana, işte size bazı örnekler



Önce keyifli bir barkovizyon gösterisi izledik ve ardından gösterimiz başladı. Bu seferki gösteri tüm ana sınıfı çocuklarının hemen hemen eşit rol aldığı uzuun bir piyes şeklindeydi-“Okyanus Canlıları”. Sınıftaki herkes okyanus canlılarından istediği rolü seçmiş ve ona göre bir piyes hazırlanmıştı.. Gerçekten kendileri de eğlendiler bize sunum yaparlarken.. Kimisi balina, kimisi peri, kimisi Japon balığı, kimisi deniz kızı kimisi de deniz anası olmuştu bu piyesde... Benim kızımda yengeç olmayı tercih etmiş ve kafasında gözleri olan bir şapka ve yengeç eldivenleri ile sahnedeydi...(malesef ilk defa ters açıdaydık Deniz’e göre ve çok fazla önden resmini, çekemedik bu sefer)



Yıl sonu gösterileri konusunda artık biz de uzmanlaştık ve bundan çıkacak tek bir sonuç var bence, çocuklar kendileri eğleniyor ise işte gerçek gösteri o demektir. Zira aynı okulda geçen sefer yapılan bir gösteride çocukların bile sahnede ne kadar sıkılarak yaptıklarını fark ettik step gösterilerini...

Gösteri sonrası ise inanılmaz idi, gösteri boyunca ağlamadan durabilen ben kızımı mezuniyet kıyafeti ve başında kepiyle görünce koptum. Allah’ım ana sınıfında böyle olursa üniversite mezuniyet töreninde ne yapacağım ben???

Hep birlikte diplomalarını aldılar teker teker veeee püskül anons edildi, haydi kepler havaya!!!!!!!

Ardından hep birlikte 10. yıl marşını söyledi çocuklarımız, tabii ki bizlerde eşlik ettik onlara tüm coşkumuzla.. Yine ağlamaklı oldum bu marşı söylerken, acaba yüce Ata’mızın bizlere emanet ettiği bu ülkeye yine Atatürkcü gençler yetiştirebilecekmiydik? Bizler tabii ki evet, ama ya diğerleri???

Törenin bitiminde geriye kalan yine sevgi dolu kucaklaşmalar, tebrikler, öpücükler, öpücükler öpücükler...


Veeee artık yeni bir sayfayı açtık ailecek, ana sınıfını bitirdik ve ilköğretime ilk adımımızı attık. Tevfik Fikret’li kızım benim...

4 Haziran 2007 Pazartesi

Evim evim güzel evim..


Oturduğumuz sitenin neredyse son eviydi satın aldığımız ev... Bazı tereddütlerle almıştık bu evi özellikle 1. katta olduğu için...

Ama bugün inanılmaz keyifliyiz evimizde...Çok çok keyifli bir balkonumuz var yemyeşil bahçeye bakan önümüzde. O kadar yakınızki bahçeye, sanki müstakilde oturuyoruz (gün gelecek müstakil bir evimizde olacak inşallah) O kadar çok ağaç varki önümüzde büyüyünce orman içinde bir evimiz olacak sanki:-))) Üstüne üstlük sürekli öten ateş böceklerimiz var gecenin sessizliğinde, sanki bizlere deniz kenarında tatilde hissini vermek istercesine bağırışıyorlar... Bazen minicik bahçe böcekleri görüyoruz salonumuzun ortasında (umarım çoğalmazlar), itina ile gazete üzerine alıp bahçeye geri bırakıyoruz onları..

İşte böyle pastoral bir yaşamımız var Anadolu’nun ortasındaki Ankara’da. Bir de havuzumuz açılsın, değmeyin keyfimize..:-))) Evim evim güzel evim...

3 Haziran 2007 Pazar

Aman da minicik elleriyle piyano çalarmış!


Hep hayalimdi Deniz’in piyano çalması ama tabii ki onunda bunu gerçekten istemesi gerekiyordu. Geçen sene İstanbul’da gittiği ana okulundaki müzik öğretmeni teşvik etti ilk olarak Deniz’de “kulak” olduğunu söyleyerek... 7 yaşa doğru başlayabilirsiniz deyince Ankara’ya taşınır taşınmaz bu işe el koydum, bugün tam 1 ay oldu başlayalı.. Kuzeni Pelin ile birlikte gidiyorlar ve müthiş keyif alıyorlar şimdilik, umarım aynı şevkle devam ederler...

Genç, çok güleryüzlü, mülayim bir öğretmenden ders alıyor, karşılıklı birbirlerini çok seviyorlar.. Öğretmeni Deniz’in çok iyi bir hafızası olduğunu, bir önceki dersi hatırlatmaya hiç ihtiyaç kalmadığını söylüyor çok memnun bir şekilde...

Hedef asla profesyonel bir piyanist olması değil (isterse tabii ki olabilir) ama daha çok bir hobisi olsun, gençliğin gitmekte olduğu kötü alışkanlıklardan uzakta dursun, kendine ait sosyal bir ortamı olsun şeklinde düşündüğümüz için devamını çok istiyoruz bu işin ebeveyn olarak.

Bugün tutturdu piyanoya göbeği açık kıyafetimle gideceğim diye, işte bugün kızım böyleydi piyanonun başında...

30 Mayıs 2007 Çarşamba

Sokak Açık Sokağa Çık Festivali

“Sokak Açık Sokağa Çık” Ankara’nın ilk açık sokak festivali. 25-27 Mayıs’da Ankara’nın Arjantin caddesi, Karum önü, Kuğulupark ve TunalıHilmi civarında kutlandı. Festivale özellikle Latin ülkeleri danscıları katıldı, Küba, Venezüella, Brezilya, Meksika ve Arjantin gibi... Bahsi geçen ülkeler ayrıca stand açarak geleneksel ürünlerini sergilediler. Rio karnavalı gibiydi Ankara sokakları...
Ben ise Deniz’in yıl sonu gösterisi, okul şenliği, özel okul kuraları derken ancak sonuna yetişebildim festivalin. Çok güzel bir Latin konseri ile keyifli bir “Capoeira” dansı izledim. Bilmeyenler için açıklayayım zira ben de yeni öğrendim: “Capoeira” Afrika kökenli Brezilya kölelerin kendilerini beyaz sahiplerine karşı savunmak için geliştirdikleri, bu gelişimi de sahiplerinden gizlemek için müzik ve dansla kamufle ettikleri Brezilya kökenli bir savunma sanatı..

Hareketlere bakınca ilk etapta Tekwando gösterisine benzemekle beraber birbirlerine dokunmadan estetik hareketlerle dans olarak karşımıza çıkıyor “Capoeira” enfes latin müzikleri eşliğinde...

29 Mayıs 2007 Salı

Ana sınıfı yıl sonu gösterimiz



Yine yeni bir yıl sonu gösterisi... Yine çok heyecanlı ve çok duygu yüklü anlar... Yine dolu dolu gözler, salyalar ve de sümükler...(neyseki azalan bir eğilimde 3 yaşdan 6 yaşa doğru) Bunlar anne baba cephesinde ki duygular. Ya Deniz cephesi??? Yine kendinden çok emin ve güven dolu ve yine çok keyifli... Sahnede en ufak bir tereddütü olmayan, tüm rollerin hakkıyla üstesinden gelen. Aferim annecim sana, bir kez daha tebrik ediyoruz seni başarından ötürü...
http://picasaweb.google.com/anteksltd/YLsonuGSterimizAnkara

23 Mayıs 2007 Çarşamba

Dişsiz Deniz :-)

Kızımın alttan 2. dişi de çıktı, zaten komikti iyice komik oldu gerçekten. Hele bir de s harfinin çıkışları değişti, konuşmaları resmen anlayamadığımız zamanları oluyor ve kopuyoruz gülmekten bazen...Çocuk dediğin şeyin her anı gerçekten ayrı güzel, hızlı değişimleri insanın hayatına ayrı hep ayrı bir renk katıyor ve düşündürüyor bizleri, ne yapıyorduk acaba biz güzel kızım yokken???
Resimlerin devamı için lütfen resim üzerine tıklayınız..

Anneciğimin resim sergisi


Nisan ayının en önemli aktivitelerinden biri de çok sevgili annemin İngiliz Kültür Derneği’nde açtığı resim sergisi idi. Annem gerçekten son bir kaç senedir bu konuda müthiş aşama kaydetdi,renkleri kullanma konusundaki yeteneği nam saldı. Bu resim sergisinden sonra da tarz değiştirmeğe karar verdi. Şu anda İtalyan bir hocadan ders alıyor , daha modern ve soyut bir tarza geçiş yapıyorlar birlikte. Ve deee Avusturya'da açılacak bir resim sergisine katılabilmek ve jüriden geçmek adına harıl harıl çalışıyor ilk kez katılacağı uluslararası sergi adına, hadi annem eminim başaracaksın!!

Yıllardır annemden ayrı kaldığım için bu açılışta acısını çıkarmaya çalıştım ve elimden geldiğimce yardım ettim ona... Resimleri galeriye beraber götürdük, açılış için alışveriş yaptık, menüyü hazırladık vs. Açılış günü de süslendik püslendik gittik sergimize.. Yukarıdaki favori resmim (annemin sergiden sonra bana vereceğine dair öz verdiği) gitti gümbürtüye, ısrarcı birisi tarafından satın alındı, bana da sadece bu resme bloğumdan hayran hayran bakmak kaldı.. Neysem hemen kaptım annemden horozlu ve ayçiçekli resmini ve astım salonumun başköşesine... Annemin diğer resimlerini görmek isteyenler için:
http://picasaweb.google.com/anteksltd/AnneminResimleri

19 Mayıs 2007 Cumartesi

Kocama doğumgünü sürprizim

Eray'ın doğumgünü
Yıllardır kocişkoma değişik bir yaşgünü sürprizi yapmak isterim. Hayallerimin arasında pastadan çıplak kız çıkması, eve striptizci kız çağırmak filan gibi uçuk kaçık şeyler de gelmedi değil...:-))) Ne yapsam derken hazır Ankara’ya taşınmış ancak daha Galatasaray Lisesi arkadaşları ile kontak kuramamış iken sürpriz bir parti hazırlayıp arkadaşlarını davet etmek geldi aklıma... Burada benim bildiğim potansiyel 3 aile var idi, bir tanesi zaten her zaman görüştüğümüz Noelle ve ailesi, diğeri sevgili Yalçın-Sinem-Duru ve de İrem-Orkun-Melodi üçlüsü. Bir şekilde henüz görüşmediğimiz diğer arkadaşları arayıp sürprizimden bahsettim. Hepsi nazik davetime olumlu cevap verdiler ve 21 Nisan akşamı için sözleştik. 20 Nisan ‘dan itibaren başladım hummalı bir çalışmaya mutfakta.. 21 Nisan günü herkes saat 20.30’da biz de hazır idi veee kapı çaldı. Herkes sesini kesti, salon kapısını kapadım ve Eray’a kapıyı açtım. Eray harıl harıl mutfak çalışmamı gördüğü için ona sadece Noelle’lerin geleceğinden bahsetmiştim. Sanki biraz işkillendi, salon kapısını bir açtı ve karşısında en az 10 senedir doğru dürüst görüşemediği 2 dostu... Müthiş bir haykırma ve kucaklaşma.....Akşam boyu külli muhabbet, bol alkol, leziz yemeklerim, 6 adet çocuğun gece boyunca coşkulu oynamaları, gece sonunda pasta ile doğum günü şarkıları....Veee herkes gittikten sonra kocişkomun şefkatli bakışları ile sarılması ve teşekkürü... Yapıcam yapıcam buraya da yazıyorum bir seferinde de striptizci getiricem....

5 Mayıs 2007 Cumartesi

Nostalji, özlem, karmaşık duygular...

Kuğulu Park

Allah’ım seneler sonra burada kızımla bulunmak hayal gibi bir şey. Yıllar nasıl hızlı geçiyor... Tam kızım Deniz’in yaşında iken bu parkta koşturduğum günleri o kadar net hatırlıyorum ki!! Rahmetli anneannem beni sık sık getirirdi bu parka, kafamı okşayarak simit ayran içirir sonra da o zamanlar yeni çıkmış olan Tadelle çikolatası yedirirdi bana. Bugün aynı parkta kızım, ben ve kızımın anneannesi, bu sefer kızımın anneannesi simit yediriyor kızıma. Tüylerim diken diken, gözlerim dolu dolu.....Mutluluk ve hüzün bir arada...

İlkokul 1. sınıfı hemen şu parkın karşısındaki yokuş sokaktaki Neşe İlkokulu’nda okudum ben. Annem babam o sene boşanmıştı ve anneanneciğim ben üzülmeyeyim diye bazı öğleden sonraları beni okuldan alıp bu parka getirirdi... Rahat uyu canım anneannem benim.. Bugün ben kızım ve annem keyifli mi keyifli bir gün geçirdik bu parkta hep birlikte, sonra da akşam yemeğinde anneciğim evinde...

3 Mayıs 2007 Perşembe

03/05/2007 Keyifli günümüz


Sabah ki gerek evsel gerekse işsel işlerimi bitirdikten sonra kocişkomla 15 günde bir yaptığımız sinema kaçaklarından birini yapmaya karar verdik. Uzun zamandır gitmek istediğim biri film vardı.“Because I Said So” Mutlaka gitmeliydim çünkü film bir anne kızın ilişkisi üzerine idi. Kocişkomun ve benim serbest işlerimiz dolayısı ile bazen bu tip kaçamaklar yapıyoruz müthiş keyifle aynı üniversite yıllarında olduğu gibi gündüz matinelerine... Film müthiş keyifli bir romantik-komedi, özellikle kız annelerine ya da kız kardeşlere tavsiye olunur. Film boyunca kafamda kırk tane tilki dolaştı durdu, kızım koca bulamaz ise acaba bende ona koca bulmak için değişik yöntemler denermiydim diye.. Film arasında hemen sordum Eray’a ben böyle bir anne olmam di mi diye ve cevabımı aldım umarım olmazsın şeklinde...Filmden çıkan sonuç şuydu, yetişkin olduktan sonra çocuklarımızın hayatına fazla karışmayıp, özgüven zedelemeden arada küçük nasihatlar ile onları kontrol altında tutmalıyız. Tabii ki bütün mesele o küçük nasihatlar dengesinde yatıyor ne yazık ki!

2 Mayıs 2007 Çarşamba

Paskalya2007

2007 Nisan ayı aktivitelerinden biri de Paskalya kutlaması idi. Sevgili dostlarımız Noelle ve Tolga ile her sene İstanbul'da kutladığımız Paskalyayı bu sene her iki ailenin de tesadüfen Ankara'ya taşınması ile yine hep beraber Ankara'da kutladık. Çocukların saklanan yumurtaları bulmaya çalışması, Noelle'in sürekli yumurtaları sayarak kaçını daha bulmaları gerektiği konusunda verdiği söylemler, ve en sonunda unutulan bir yumurtayı saatler sonra balkondan baktığımızda gözümüzün önündeki bir ağaçta bulunması günün keyifli anları idi. Aaa tabii kocaların yağtığını da unutmayalım, bütün gün mangal yakmaya çalışıp beceremeyip (zippo gazı ile bile) sonunda etleri tavada kızartmaları da bizim dilimize dolandı tabii, beceriksizler şeklinde..:-)) Yukarıdaki resme tıkladığınızda diğer resimlerimize de ulaşabileceksiniz.

Fıstık kızımın resimleri

Bugünlerdeki ikinci ilgi alanı harfler, okuma ve yazma. Sürekli kitapların başlıklarını yazıyor kendi kendine ve bana “okuma yazma öğret ne olur anne” diyor, bu konuda hep aynı cevabı veriyorum “Okuma yazma öğretmen tarafından okulda öğretilir güzel kızım”
Bu tip şeyleri diğer hırslı anneler gibi erkenden öğretmeye hiç niyetim gerçekten. Bir de çok hoş resimler yapıyor bugünlerde, anı olarak yayınlamak istedim sizlere de aşağıda..

Fıstık kızımın oyunları



Kızım son 3-4 aydır değişik oyunlar türetmeye başladı kendince, hiç bir zaman tek bir oyuncakla oynamıyor. 2 alakasız oyuncak ile yeni bir oyun türetiyor. Mesela tren ile inşaat makineleri oyununu birleştiriyor, Monopoly ile çiftliği birleştiriyor. 2 ayrı çiftlik oyununu birleştirip büyük bir çiftlik kuruyor, ben de heyecanla onu izliyorum. Bakın bugün ne yapmış? Fare Kapanı oyunundan kaydırağı almış, Miniş ve küçük maymunu almış onlara güzel bir su kaydırağı yapmış ve 1 saat boyunca eğlendi banyoda. Eh işin içinde tabii ki su var çoğunluk oyunlarında, ne de olsa o bir yengeç burcu...

30 Nisan 2007 Pazartesi

Aman da küçük kızım büyümüş!!

Günlerden 24 Nisan, geçen hafta yani. Hala kızımla 23 Nisan kutlamaları gırla devam ediyor, sinemalar, ilk kez gidilen senfoni konseri, çocuk parkları vs. Akşam üzeri saat 5 civarı eve geldik, Deniz park diye tutturdu, beraberce gittik. Oynamaya başladı etrafta kendinden 1-2 yaş büyükler, ama tek anne benim. Yarım saat kadar sonra hadi gidelim dediğimde cevap şöyle oldu" Anne sen gitsene ben gelebilirim" iyi olur peki dedim ama nasıl yani ya?? Sokakta tek başınamı? Tamam bu sene bu işi halletmeyi düşünüyordum ama siz annelerde bilirsiniz çocuğun hayatında bu şekildeki "ilk" ler hep planlı yapılır. Tamam deyiverdim, dış kapının zilini nasıl basması gerektiğini anlatıp tek başıma eve girdim ama kafamda tilkiler cirit atıyor. Balkondan sarkıyorum ama nafile çünkü yeni evimizin hiç bir yerinden park görünmüyor zaten. Neyse 20 dk sonra aşağıya indim uzaktan baktım oh be dedim kendi kendime, tekrar eve girdim. Saat 6.30 civarı aşağı zil çaldı, kameradan bir baktım bahçıvanı gördüm, hay allah bir şey mi oldu derken kızım gülerek asansörden çıktı. Ne oldu tatlım diye boynuna sarıldım, "anne şu en dış kapıyı açamadım bir türlü, gittim çiftçiden (bahçıvandan bahsediyor) yardım istedim o da açtı sonra ben zile bastım" dedi. Düşünememiştim ben en dış kapının çok sert olduğunu ve açamayacağını Amaaa anladım ki benim kızım büyümüş, başı sıkışmış, oturup ağlamamış, koşmuş yardım istemiş, işini görüvermiş. Aman da benim kızım büyümüş!!!!!!!!

23 Nisan'ımız


Bu sene daha bir coşkulu kutladık 23 Nisan'ı. Ne de olsa başkentteyiz artık. Kızım da yarı dönemde dahil olduğu ana sınıfın ilköğretim kısmı ile birlikte eni konu bir törene katıldı. Sınıfca keyifli bir Atatürk Rondu hazırladılar bize...Müthiş keyifli bir olay vallahi insanın yavrusunun emekle hazırlayıp sunduğu enstantaneler..

Biz büyüklerde daha bir coşkuyla söyledik marşları bu sene BAŞIMIZDAKİLERE ATATÜRKCÜ bir nesil yetiştirdiğimizi haykırmak istercesine...